• 21.06.2017 00:00

 Amerika, Ortadoğu'yu işgali keşfetmeden önce buralar hep İngiltere ve Fransa mandasıydı...

1914'te İngiltere'nin işgal ve sömürü amacıyla bölgeye girdiğinde kullandığı slogan "Bölgeyi özgürleştirmek" idi.

Amerika Soğuk Savaş sonrası düşmansız kalıp, mevcut trajedi içerisinde yeni bir düşman ararken “Amerika’yı keşfeder gibi” Müslümanları keşfetti ve Irak ile Afganistan'ın işgali sırasında bilindik bir slogan kullandı: "Bölgeyi özgürleştirmek!"

Tıraşlı beyaz adamlar, topraklarımıza ve hayatlarımıza tecavüz ederken hep aynı sloganı kullanıyordu: Sizi özgürleştireceğiz!

Bir asır geçti, özgürleşemedik. Tam aksi oldu; iç savaş, her gün bombaların patladığı bir coğrafya, sığınmacılar, mülteciler, kıtlık, işgal, darbe, DEAŞ, zalim Baas rejimleri, terör örgütleri...

Tabi "tıraşlı beyaz adam" bu işgalleri gerçekleştirirken yalnız değildi; Şerif Hüseyin'den Kral Selman'a kadar birçok yardımcı oyuncusu vardı. Şerif Hüseyin "tıraşlı beyaz adam"a güvendiği için zaman sonra çok pişman olmuştu ama iş işten geçmişti, "tıraşlı beyaz adam" Araplara özgürlük vaat ederken, İsrail'i, Arap coğrafyasının ortasına dinamit gibi yerleştirmişti. “Tıraşlı beyaz adam”ın icraatları bazılarına ibret olmadı ki, o günlerden yaklaşık yarım asır sonra Amerika, Katar ve Suud’a birbirlerine karşı silah satarken, daha az silah alanı “terörist” ilan etti, Trump, Kral Selman ve Sisi hep bir ağızdan bağırdı: “God save the Queen!”

"Traşlı beyaz adam" baktı olmuyor; hemen bir prototip icat etti "tıraşsız ve kendisinden birkaç ton daha koyu renkli bir adam", bu adamın ismi de hazırdı "İslamcı terörist". "Tıraşlı beyaz adam", tüm amaçlarını bu "tıraşsız ve beyaz olmayan" adam üzerinden kolaylıkla yürürlüğe koymaya başladı. Dahası, "tıraşlı ve beyaz adam"ın tüm katliamlarını, "tıraşsız ve beyaz olmayan adam" üzerinden tezkiye etmeye koyuldu.

Batı'da her türlü saldırı "İslami terör" üzerinden lanse edildi, "tıraşsız ve beyaz olmayan adam" bir terör figürü olarak beyinlerimize öyle kazındı ki, havalimanı vs gibi yerlerde hafif koyu tenli, sakallı adamlar gördüğümüzde "Help mee!" diye bağırıp, "911"i arama isteği hisseder olduk.

"Tıraşlı beyaz adam"ı son gördüğümüzde, Londra'da teravih namazından çıkan Müslümanları öldürmek için kamyonunu sivil insanların üzerine sürüyordu, şöyle bağırıyordu "tıraşlı beyaz adam": Öldüreceğim! Tüm Müslümanları öldüreceğim!

Evet, o bir traşlı beyaz terörist ancak kendisini var eden "Batılı işgalci beyaz adam"a göre biraz daha açık sözlü, sizi özgürleştireceğim, diye bağırmıyor, niyetini açık etmiş; "Tüm Müslümanları öldüreceğim!"

Bu açık sözlülük, "traşlı beyaz adamları" icat eden, onların var olmasını sağlayan Batılı siyasi aklı oldukça rahatsız etti, öyle ya; "özgürlük nire, öldürmek nire?" hemen teşhisi koydular; "O tıraşsız beyaz adam değil, psikolojik sorunları olan, münferit bir vaka" tam da beklediğimiz gibi... Batı menşeili medya da "tıraşlı beyaz adam"ın terör saldırısını aklamak için oradaydı; önce saldırıya uğrayan cami cemaatini "radikal" ilan etmeye kalktılar, sonra olayı trafik kazası şeklinde vermeyi tercih ettiler, cami cemaatinden hayatta kalanlardan duyduğumuz kadarıyla, Londra polisi de "traşlı beyaz adam"a çok iyi davranmış.

Etrafımız “tıraşlı beyaz adamlar” tarafından çevrilmiş durumda, metropollerde yaşayan seri katillere benziyorlar; temiz giyimli ve eğitimliler, tıraş losyonu kullanıyorlar, sabah asansörde rastladığımızda “günaydın” diyerek tebessüm ediyor seri katiller, kollarının altında sıkıştırdıkları İngilizce yazılı gazeteleri ve cilalı eskarpinleri ile daha da beyazlar, daha da tıraşlı… caniliği onlara yakıştıramıyoruz, oysa kuru temizlemeden henüz aldıkları pahalı takım elbiseleri üzerinden Müslümanların kanının lekesi çıkmış olsa da DNA izleri hala duruyor, gözümüze baka baka tüm dünyanın ortasında pervasızca haykırıyorlar: Müslümanları, Tüm Müslümanları Öldüreceğiz!