• 13.09.2011 00:00

PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, İran ve Türkiye'nin kış aylarında ortak operasyonda anlaştığını ileri sürerek, PKK'nın çökertilmesinin hedeflendiğini söyledi.

KUZEY IRAK GÜNCESİ

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor? 

12 EYLÜL 2011 SAAT:19.00 

ANKARA 


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında dün 1 saat süren bir güvenlik toplantısı yapıldı. AA’nın haberine göre Başbakanlık Merkez Bina’daki toplantıya Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu katıldı. 
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, dün yaptığı açıklamada “Her zaman konuşuluyor. Kara harekâtı söz konusu mudur? Başbakanımız geçtiğimiz günlerde çok açık bir ifadede bulunmuştu. Bunlar konuşulacak değil, yapılacak şeylerdir. Zamanı geldiğinde buna Sayın Başbakan ve hükümetimiz karar verdiğinde, ilgililere talimat verildiğinde bu gerçekleşir. Şu an için söz konusu değil. Hükümetimiz siyasi sorumluluğu üzerine alarak ‘Bu yapılsın’ dediği anda biz onun sadece yapılmış olacağını duyacağız” dedi. 
Arınç, Öcalan’ın başka bir cezaevine sevkinin söz konusu olmadığını, bu yöndeki haberlerin yönlendirme amacı taşıdığını söyledi. 
BDP, Meclis’e gidip gitmeme konusunu blok milletvekillerinin kararına bıraktı. DHA’nın dünkü haberine göre hafta sonunda yapılan PM ve MYK toplantısında alınan kararda “Blok milletvekillerinin alacağı her türlü kararın arkasında olduğumuz ifade edilmiştir” denildi. Haberde milletvekillerinin çarşamba günü (yarın) toplanarak tutum belirleyecekleri kaydedildi. 

KUZEY IRAK 

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’ye PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığından Ankara’nın duyduğu rahatsızlığı aktardı. DHA’nın dünkü haberinde Barzani günümüzde silahlı yöntemlerle sorunların çözülemeyeceğini herkesin görmesi gerektiğini, komşu ülkelerin ve halkın iradesine saygı gösterilmesini beklediklerini ifade etti. Barzani, sorunun barışçıl yöntemle çözümü için her zaman görev almaya hazır olduğunu da söyledi. 
Peşmerge Bakanı Cafer Mustafa, Türkiye’nin Kandil’e yönelik Kuzey Irak’ta üs kurması talebinin olmadığını söyledi. DHA’nın dünkü haberine göre Mustafa “Kürdistan bölgesel hükümetinin hiçbir yetkilisi buna izin vermez. Türkiye’nin de böyle bir talebi olmamıştır” dedi. 

PKK 

PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan, İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman’a atfen PKK ile ilişki kurulacağına dair basında çıkan haberlere ilişkin olarak Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Öncelikle gerçekten böyle bir şey söyleyip söylemediğini bilemiyoruz. Çünkü kendisi reddetti. Ama eğer söylemişse yanlış yapmıştır. PKK kendi ilkeleri doğrultusunda elbette ki ilişkilere açıktır. Ama herhangi bir devlete karşı kendisini kullandıracak bir hareket değildir. Eğer İsrail devleti PKK ile ilişki kurmak istiyorsa önce PKK önderliğini uluslararası bir komployla teslim alıp, Türkiye’ye verilmesinde oynadığı rolden dolayı PKK ve Kürt halkından özür dilemesi gerekmektedir.” 
Karayılan, Öcalan’dan 27 Temmuz’dan beri haber alınamamasını “En tehlikeli bir savaş biçimiyle savaşacaklarını anlamış oluyoruz” biçiminde yorumladı. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Karayılan, “Biz yine de devletten, AKP’den daha soğukkanlıyız. Yoksa her şeyin önünü açarsak neler olmaz ki?” dedi. Türkiye ile İran’ın kış aylarında ortak harekât konusunda anlaştıklarını ileri süren Karayılan, oluşturulan konseptin özünün PKK’nın çökertilmesi olduğunu ifade etti. Kendilerine güvendiklerini söyleyen Karayılan, konseptin başarılı olamayacağını ileri sürdü. 

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR 

Başbakanlık’taki güvenlik toplantısında PKK’nın önceki akşamki Şemdinli baskını ve Sinirlioğlu’nun Irak’taki temaslarının sonuçlarının değerlendirilmiş olması rasyonel görünüyor. 
Arınç’ın sözleri Kuzey Irak’a karadan müdahalenin kesin olduğunu hissettiriyor. 
Barzani’nin sözleri, Erbil’in Ankara’nın PKK’ya tavır alması konusundaki baskılarına direndiğini gösteriyor ve arabuluculuk konusunda istekliliğini sergiliyor. 
Karayılan’ın Öcalan’la ilgili sözleri, İmralı’da avukat görüşmelerinin kesilmesine rağmen Kandil’in genelgeçer açıklamalarla yetinmeye devam ettiğini, yani 30 Ağustos tarihli “PKK’da ‘esnek’ dönem” başlıklı Kuzey Irak Güncesi’nde işaret edildiği gibi Ankara’nın ‘taarruz’ moduna aynı düzeyde yanıt vermeyip daha ziyade mevcudu korumayı esas aldığını teyit ediyor. 
Diğer bir ifadeyle PKK’nın İmralı tecridine rağmen ‘provoke’ olmayarak Batı bölgelerinde Kürtlere yönelik saldırılara yol açabilecek nitelikte kontrolsüz eylemlerden uzak durduğu ve gücünü ‘ekonomik’ kullandığı görülüyor. 
12 Eylül itibariyle Ankara’nın Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine 17 Ağustos’tan beri hava akınlarının yanı sıra ülke içindeki operasyonlara da yoğun şekilde devam etmesine rağmen örgütün eskiden farkla adam kaçırma, baraj inşaatlarına ve işletmelere saldırı, korucuların hedef alınması, kent merkezlerinde polise yönelmenin yanı sıra Çukurca’da mayın saldırısı ve son olarak da Şemdinli baskını gibi mesaj yanı öne çıkan eylemlere yöneldiği, özetle eylem yapma kapasitesinde bir değişiklik olmadığı fark ediliyor. 
Kırsalda ve kentlerde devlet otoritesinin tartışılır noktaya 
gelmesine -hele hele “Terörü bitireceğiz” gibi çok kesin ve iddialı bir söylemden sonra- Ankara’nın tahammül gösteremeyeceği göz önüne alındığında örgüt ve paralelinde yer alan kesimlere yönelik askeri-siyasi temposunu arttırması kaçınılmaz görünüyor. 



YAZARIN NOTU: 

Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.