• 7.10.2011 00:00

 BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "Bundan sonra barışın peşinden koşmak zorunda olan AKP'dir" dedi. Erdoğan, Bahçeli'ye yanıt verdi: "Kandil'e bayrak dikmekle terör durmaz."

KUZEY IRAK GÜNCESİ 

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor? 

6 EKİM 2011 SAAT:18.00 
ANKARA 


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika’dan dönerken uçakta gazetecilerin sorularına verdiği yanıtta MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Kandil’e Türk bayrağı diksin” sözlerine ilişkin olarak “Bayrak dikmekle siz orada terörü durduramazsınız. Kandil senin ülkenin sınırları içinde değil. Bayrağı dikmişsin, terör mü bitecek? Böyle saçmalık olur mu? Şu anda ülkemizin her yerinde bayrağımız var. Terör duruyor mu? Böyle bir şey söz konusu değil” diye konuştu. 
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Erdoğan’a dün verdiği yanıtta “Asıl senin söylediğin saçmalık. O zaman sınırötesi tezkeresini neden alıyorsun” dedi. ANKA’nın dünkü haberine göre kara harekâtı noktasında daha önce yapılan açıklamalara karşın bir adım atılmadığına dikkat çeken Vural, “Hangi gizli, pis pazarlıklar, hangi teslimiyetçi düşünce Kandil fitnesini söndürme noktasında Başbakan’ın elini kolunu bağlıyor” diye sordu. 
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Şu sözümü unutmasın AKP’liler: Bundan sonra, barışın peşinden koşmak, barışı kovalamak zorunda olan AKP’nin kendisidir. Çünkü biz direnişteyiz, çünkü biz alanlardayız” dedi. 
AA’nın dünkü haberine göre avukatlarının 2 aydır Öcalan ile görüşemediğini ifade eden Demirtaş şunları söyledi: “1 Ekim’den bir hafta önce İmralı’da Öcalan ve diğer tutuklular bir telgraf gönderiyor avukatlarına. Telgrafta ‘Biz Meclis boykotunun anlam bulduğunu düşünüyoruz’ diyorlar. Ama bu telgraf biz Meclis’e döndükten, yani 1 Ekim’den 3 gün sonra avukatlara teslim ediliyor. Amaç kafa karıştırmak.” Demirtaş, 9 Ekim’de Gemlik’e yapılacak yürüyüşü hatırlatarak “Biz çatışmalar şiddetlenmesin, evlatlarımız ölmesin, gerillalar dağlarda, polisler şehirlerde ölmesin diye yürüyeceğiz. Biraz aklınız varsa bu yürüyüşü provoke etmezsiniz” diye konuştu. 
BDP Hukuk ve İnsan Hakları Sorumlusu Meral Danış Beştaş, “KCK/TM’ye yönelik operasyonlar çerçevesinde 14 Nisan 2009 tarihinden bugüne 7 bin 748 kişi gözaltına alındı, 3 bin 895 tutuklama gerçekleştirildi” dedi. 
Hakkâri ile Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesi arasındaki Kato Dağı yakınında bulunan 9 köyün muhtarı, Cevizdibi Köyü’nde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı, yürütülen operasyonlar sırasında top atışlarının kendilerine zarar verdiğini ileri sürdü. DHA’nın dünkü haberine göre Cevizdibi Köyü Muhtarı Nihat Koç, top atışları yüzünden 50 küçükbaş hayvanın telef olduğunu, 60 koyunun patlama sesiyle ürküp kaçtığını, bazı evlerin de top atışlarının neden olduğu sarsıntı yüzünden zarar gördüğünü iddia etti. 

PKK 

PKK yöneticilerinden Cemil Bayık, ideolojik ve siyasi üstünlüğün kendilerinde olduğunu ileri sürdü. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre hükümetin kara harekâtı yapmaktan korktuğunu söyleyen Bayık, yeni anayasaya ilişkin olarak “Bu anayasa Kürtler üzerindeki inkâr ve imha politikasını kaldırarak Kürtlerin varlığını ve temel demokratik haklarını kabul eden bir anayasa olmak durumundadır” diye konuştu. 
PKK dün alıkoyduğu 7 öğretmeni daha serbest bıraktı. 

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR 

Demirtaş’ın sözleri, son KCK gözaltı dalgasının ardından -Cemil Bayık tarafından önceki gün partiye dönük “Kıyameti koparmaları lazım” eleştirisine paralel şekilde- BDP’nin 9 Ekim Gemlik Yürüyüşü ile sokaklara ineceğini ortaya koyuyor. 
Demirtaş’ın İmralı’dan çekilen telgrafın BDP’nin Meclis’e dönmesinden 3 gün sonra avukatların eline geçtiği yönündeki sözleri, Fırat Haber Ajansı’nın 30 Eylül tarihli “İmralı’dan 65 gün sonra ilk telgraf” başlıklı haberiyle çelişiyor. Ajans o gün geçtiği haberde Öcalan’la birlikte kalan mahkûmlardan Cumali Karsu’nun 22 Eylül’de gönderdiği telgrafın gecikmeli olarak avukatlara ulaştığı bildiriliyordu. 
Bayık’ın dünkü açıklamaları, Ankara’nın atağa kalkarak Kuzey Irak’a hava harekâtları düzenlemeye başladığı 17 Ağustos’tan bu yana yaşanan süreçten örgütün etkilenmesi bir yana kendine daha özgüvenli hale geldiğini gösteriyor. 
Bayık’ın sözlerinden, bu hava harekâtlarından sonra hem beklendiği hem de işareti verildiği gibi -Başbakan Erdoğan’ın MHP ile polemiğe girdiği- kara harekâtının gelmemesinin/gelememesinin bu duruma katkı yaptığı da fark ediliyor. 
New York’tan dönüşünde Kandil’de İran ile ortak hareket edileceği mesajını veren Erdoğan’ın Güney Afrika’dan dönüşteki sözleri, “Sri Lanka ile Türkiye bir mi?” eksenli ifadesinin devamı niteliğini taşıyor ve 3 Ekim tarihli “Ankara, Kandil’i ‘yokluyor’; Kandil, İmralı’yı işaret ediyor” başlıklı Kuzey Irak Güncesi’nde işaret edildiği gibi Ankara açısından bir ‘çıkış’ ihtiyacını hissettiriyor.
Daha açık söylemek gerekirse, askeri yönteme olanca ağırlığın verilmesine rağmen örgütün çizgisinden milim sapmaması Ankara’yı bir yol ayrımına getirmiş görünüyor: Ya hem askeri hem siyasi planda şiddetin dozu arttırılacak ya da İmralı-Kandil ekseninde yeni bir ‘kapı’ açılacak.