• 20.10.2011 00:00

 

ANALİZ

PKK’nın Hakkari’de önceki gece yarısından itibaren 8 hedefe eşzamanlı, şiddetli ve koordineli bir biçimde düzenlediği saldırı Ankara’ya büyük bir ‘meydan okuma’dır.
İki gün önce yöneticilerinden Hüseyin Mahir’in ağzından hem askeri hem de kitlesel eylemlerin çapını ve şiddetini arttıracağının işaretini veren PKK, kendisi tarafından ‘orta yoğunluklu savaş’ diye tabir edilen böylesi bir güç gösterisiyle sonuç olarak TSK’yı Kuzey Irak’a çekmeyi hedefliyor.
Neden mi?
PKK’nın Murat Karayılan’dan sonra gelen ismi olarak bilinen Cemil Bayık’ın 7 Ekim’de yaptığı açıklamaya bakmak bu sorunun yanıtı için yeterli olacaktır. Bayık, Fırat Haber Ajansı’nda yayımlanan açıklamasında şöyle diyordu: “Bir kara operasyonu çok önemli siyasal sonuçlar doğuracaktır. Şiddetle bu sorunun çözülemeyeceği anlaşılacak, demokratik çözümün yolu açılacaktır. Bu açıdan biz tabii ki girsinler demeyiz, ama girmelerinin de Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından hayırlı sonuçlar doğuracağına inanmaktayız.”
İran ile PJAK arasında Bölgesel Kürt Yönetimi’nin arabuluculuğuyla gerçekleşen anlaşmanın sonucu olarak İran’ın Kandil operasyonlarının son bulmasıyla büyük ölçüde rahatlayan PKK, artık ortak bir Türkiye-İran kara harekâtının olmayacağını düşünüyor.
Bu düşünce, Karayılan’ın 17 Ekim’de yaptığı açıklamada “Suriye-Türkiye-İran ittifakı parçalandı. İran’ın yeniden bu ittifaka dahil olması söz konusu olmayacak” ifadesiyle somutlaşıyor. Yani PKK, artık Kuzey Irak’ta ikili bir kıskaca -en azından bugünkü koşullarda- girmeyeceğini görüyor. Diğer bir ifadeyle aslında yöneticilerinden Duran Kalkan tarafından böyle bir olasılık temelinde telaffuz edilen “Tamil tarzı imha” tehlikesinin kalktığı tespitini yapıyor.
Haliyle rahatlıyor ve Kuzey Irak topraklarında TSK ile son bir hesaplaşmaya girmeye koşullarının uygun olduğunu hissediyor.
17 Ağustos’tan beri Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine düzenlenen hava harekâtlarının örgütün eylem koyma kapasitesinde anlamlı bir etki yaratmadığını en son dünkü saldırıyla gören Ankara, ya ‘davete’ icabet edip sıcak takibin ötesinde sınır boyunca dizilen kamplara derinlikli harekât yapacak ya da sıcak takiple yetinecek ve herhalükârda PKK’nın destekçisi olarak gördüğü kesimlere dönük tutuklama dalgasını genişletecek.