• 23.11.2011 00:00

Öcalan'ın 47 avukatı KCK operasyonları çerçevesinde dün gözaltına alındı. PKK, gözaltıları 'Türk-Kürt birliğini dinamitleme' olarak niteledi.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 


Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor? 



22 KASIM 2011 SAAT: 21.00 
ANKARA 


İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Denizli'nin de içinde olduğu 16 ilde dün yapılan KCK operasyonlarında Öcalan'ın 47 avukatı da dahil 51 kişi gözaltına alındı. AA'nın dünkü haberine göre gözaltına alınan avukatların 18 tanesi İstanbul Barosu'na kayıtlı. Operasyonlar çerçevesinde İstanbul'da Özgür Gündem gazetesi de arandı ve yazar Cengiz Kapmaz gözaltına alındı. 


KUZEY IRAK 

Türk savaş uçaklarının dün Zap ve Kandil bölgesini bombaladığı ileri sürüldü. Fırat Haber Ajansı'nın haberinde Zap'ın öğleden sonra, Kandil'in akşam saatlerinde bombalandığı belirtildi. 


PKK 

PKK, gözaltılara tepki olarak yaptığı açıklamada sürecin stratejik bir savaşa doğru tırmandığını savundu. Fırat Haber Ajansı'nın dünkü haberine göre açıklamada “ Öcalan’ın avukatlarını hedefleme, Türk-Kürt birliğini dinamitlemektir. Bugün gerçekleşen saldırı düzeyi, artık kırmızı çizgi denilen, son sınırları zorlayan bir düzey kazanmış bulunmaktadır’’ denildi. Açıklamada gözaltılara 'serhildan ruhuyla' yanıt verilmesi istenildi. 



GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR 

Öcalan'ın avukatlarının gözaltına alınması hem KCK operasyonlarının genişleyerek devam edeceğini gösteriyor hem de Ankara'nın Kandil'e 'Öcalan'ı unut' mesajına karşılık geliyor. 

Temmuz ayının sonundan beri Öcalan'a avukat ziyaretini kesen Ankara, son gözaltılarla İmralı tecridini iyice perçinliyor. 

Ankara, pratik olarak artık geçmişte olduğu gibi bir sürecin yaşanmayacağı yani Öcalan'ın avukatları aracılığıyla dışarıya mesaj gönderemeyeceği imasını taşıyan bu hamle ile psikolojik olarak üstün konuma da geçiyor. 

Barzani ve Talabani'nin çözüm için devrede olduğu bir dönemde Ankara, bir yandan örgütün üzerinde son hava harekâtlarında olduğu gibi askeri baskıyı devam ettirerek bir yandan da kitle tabanını hareketsizleştirmeye çalışarak anayasa müzakereleri öncesinde pozisyonunu iyice sertleştiriyor. 

PKK açıklaması ise Türk-Kürt çatışmasını ima eden ciddi bir tehdit içermekle birlikte -örgütün ağustos başında yayımladığı bildirilerdeki Öcalan'la ilgili ifadeler hatırlandığında- Kandil'in hayli 'sakin' durduğunu gösteriyor. 

Bu şaşırtıcı 'sakinlik', Barzani ve Talabani'nin devrede oluşunun sonucu gibi görünüyor. 

 

YAZARIN NOTU: 
Ekim 2007’de Referans gazetesinde başlayan Ekim 2010’dan itibaren de radikal.com.tr sitesinde devam eden Kuzey Irak Güncesi yazılarında, esas itibariyle, “Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor?” temel felsefesi gereği verili anın ‘fotoğrafı’ çekilerek geleceğe dönük kestirimler yapılır. Yazar, Türkiye’de Kürt sorunu ve PKK konusunda herkese açık olan kaynakların taranmasından çıkan anlamlı verileri kullanır. Bu nedenle herhangi bir kaynaktan nispeten fazla alıntı yapılması somut durumun sonucudur. Konunun çok dinamik olması nedeniyle yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde farklı bir kestirimin yapılabileceğinin bilincinde olan yazar, analize dahil edilen verilerin tarih ve saat ile sınırlandırılmasını zorunlu görür. Yazarın objektifliği temel kriter olarak alması, sorunun nasıl çözüleceğine dair bir fikrinin olmadığı anlamına gelmez. Bununla birlikte yazar ‘sürüden ayrı düşmeyi’ göze alır ve konuyla ilgilenenlere derli toplu bir kaynak da sunan farklı formatını korumaya özen gösterir.