• 7.12.2011 00:00

 

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen KCK davasına dün avukatlar katıldı. Mahkeme aylar sonra aralarında Hatip Dicle'nin de bulunduğu 104 sanığın duruşmaya toplu olarak getirilmesine karar verdi. Davanın başka ilde görülmesi talebini de reddeden mahkeme, duruşmayı 12 Aralık'a erteledi.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 


Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor? 

6 ARALIK 2011 SAAT:18.00 

ANKARA 


Bağımsız milletvekili seçilen Selma Irmak ve Kemal Aktaş ile YSK tarafından milletvekilliği düşürülen Hatip Dicle’nin de aralarında olduğu 104’ü tutuklu 154 sanıklı KCK davasının dün Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 28. duruşması görüldü. Duruşmada söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, 14 Nisan 2009’da başlayan ve 32 aydan beri devam eden bir tutukluluk süresi ile karşı karşıya olduklarını belirterek şöyle konuştu:”1 Şubat 2011 tarihinden itibaren dosyadaki sanıkların ayrı ayrı yargılanmasına karar verildi. Bu adil yargılama ilkelerine aykırıdır. 32 aya varan tutuklanma amacına aykırıdır. Türkiye’deki uygulamalar uzun tutukluluğu bir ceza ve infaza dönüştürmüştür. Mahkemeniz 107 avukat ve baro yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu. Yargılamanın yapılması ve sürdürülebilmesi için sizinle işbirliğine hazırız. Sanıklardan çok avukatların ön planda olmasını istemiyoruz. Kamuoyunda sanki ’yargılamaya avukatlar engel oluyor’ gibi bir algı yaratılmak isteniyor. Buna son vermek için duruşma salonundayız. 27 oturumdur güvenlik ile ilgili bir sorun yaşanmadı. Mahkeme açısından güvenlikle ilgili duruşmaların yapılmaması söz konusu değildir. Biz buradayız, savunma yapmak için buradayız. Ama mahkeme kendi açısından güvenlikle ilgili bir sıkıntı görüyorsa çekilebilir. Nakil isteği avukatlara aba altında sopa göstermektir. Nakil talebini reddetmenizi istiyoruz.” 
Mahkeme heyeti, avukatların talebi doğrultusunda nakil talebinin reddedilmesine ve sanıkların toplu olarak duruşmalara getirilmesine karar verdi. 
Sanıklardan Abdurrahim Tanrıverdi’nin 1 sayfa Türkçe, 1 sayfa Kürtçe yazılı savunmasını mahkeme heyetine sunduğu duruşmada Başkan Menderes Yılmaz’ın, “Kürtçenin bilinmeyen bir dil olduğunu söylemedim. Benim bilmediğim bir dildir. Nasıl ki şu anda salonda bulunan İtalyan heyetinin konuştuğu İtalyancayı bilmiyorsam, Kürtçeyi de bilmiyorum” diye konuşması dikkat çekti. 
Duruşma 12 Aralık’a ertelendi. 

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR 

Diyarbakır’da görülen KCK davasında avukatların yeniden duruşmalara dönmesi, Baro Başkanı Aktar’ın ‘işbirliğine hazır olduklarını’ beyan etmesi, mahkemenin nakil talebini reddetmesi, tüm sanıkların toplu biçimde duruşmaya getirilmesine karar vermesi ve duruşmayı çok yakın tarihe ertelemesi, davanın başladığı günden beri ilk kez görülen bir yumuşamaya karşılık geliyor.
6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava, 2009 yerel seçimlerinin ardından yapılan ilk KCK operasyonun sonucunda açılması, gözaltına alınan belediye başkanlarının -hafızalarda kalan ve çok tartışılan- kelepçeli resimleri ve sanıkların kimlikleri göz önüne alındığında diğer KCK davalarına göre sembol niteliği taşıdığı ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bu davanın seyrindeki değişikliğin, genel bir tutum değişikliğini temsil etmesi akla uygun görünüyor. 
PKK’nın kış üslenmesine geçtiği ve silahlarını çok az patlattığı, Barzani ve Talabani’nin Ankara ile örgüt arasında arabuluculuk faaliyeti yürüttüğü ve bunun resmen açıklandığı bir konjonktürde, KCK davasındaki yumuşama sinyali önem arz ediyor. Çünkü tutuklu vekillerin tahliyesinin de önünü açabilecek olan bu yumuşama, devam etmesi halinde Kürt sorunu ekseninde yaşanan gerilimin de düşmeye başlayacağını düşündürüyor. 
O nedenle gözler, Hatip Dicle’nin de katılacağı 12 Aralık’taki duruşmaya dönüyor.