• 29.12.2011 00:00

 Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana'nın özerkliğin artık yeterli olmadığı açıklaması, felsefi olarak devlet olma halini reddeden ve demokratik özerklik konseptini geliştiren Öcalan'ın çizgisiyle önemli bir farklılık gösteriyor.

KUZEY IRAK GÜNCESİ 

Kim ne dedi? Ne yaptı? Ne anlama geliyor? 


28 ARALIK 2011 SAAT:19.00 

ANKARA 


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Siyasi Başdanışmanı ve Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan, “Şahısların hataları sebebiyle partilerin tüzel kişiliklerinin cezalandırılması ileri demokrasiye uygun düşmeyen bir durumdur” dedi. AA’nın dünkü haberine göre Akdoğan, “Bazı AK Partili milletvekillerinin BDP’ye yönelik eleştirilerinin, kapatma davasına zemin hazırlamak için BDP’yi hedef haline getirme amacı taşıdığına dair yorumlar gerçeklikle bağdaşmamaktadır. BDP’yi eleştirmek başkadır, kapatılmasına yönelik bir gayretin içine girmek başkadır. Böyle bir yaklaşım, AK Parti’nin, partilerin kapatılmasına yönelik ilkesel duruşuyla da, kuvvetler ayrılığı ilkesiyle de bağdaşmamaktadır” diye konuştu. Akdoğan şunları söyledi: “Bizim eleştirdiğimiz husus, legal bir siyasi partinin illegal bir örgütü sahiplenmeyi alenileştirerek hukuk sistemine bir dayatmaya girmeye çalışmasıdır. BDP’nin PKK/KCK’yı sahiplenme yönündeki eylem ve söylemlerinin hukuki yansımaları yargının konusudur, bizim vurgumuz, bunun demokratik siyasete zarar verdiği hususudur.” 
Adalet Bakanlığı, BDP’nin İmralı’da Öcalan ve 5 hükümlü ile 30 Aralık’ta görüşme talebini reddetti. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen yanıtta “Ziyaret talebiniz uygun görülmemiştir” denildi. 
Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, Rudaw gazetesine verdiği röportajda “Başlangıçta özerklik talebimiz vardı ama bugün Türkiye’deki Kürtler özerkliğin yeterli olmadığına inanıyor” dedi. Zana, gazetenin internet sitesinde önceki gün yayımlanan röportajında Kürtlerin geleceklerini referandumla tayin etmelerinin zamanının geldiğini ifade ederek “Referandumun sonucu özerklik, federalizm ya da bağımsızlık olabilir, hangisi olursa kabul edeceğiz” diye konuştu. 
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde partisinin düzenlediği mitingde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin sınırları içerisinde, bölünmeden, parçalanmadan demokratik özerklik projesiyle yaşamak istiyoruz. Bu talebimize de cevap bekliyoruz” dedi. DHA’nın dünkü haberine göre ayrı bir devlet istemediklerini söyleyen Demirtaş, “Ama bu demek değil ki, köle gibi yaşamayı kabul ediyoruz. Federasyon bir çözümdür, bağımsızlık bir çözümdür, özerklik bir çözümdür. Bu çözümlerin her biri değerlidir” diye konuştu. 
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Leyla Zana’nın “Özerklik de yetmez” sözlerinin kişisel görüşü olduğunu belirterek özgürce bu görüşleri açıklayabileceğini söyledi. ANKA’nın dünkü haberine göre Kaplan BDP’nin parti programında demokratik özerklik modelinin yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Demokratik özerklik yani otonomi de eyaletler ve federasyon gibi hatta bağımsızlığa giden konfederasyon gibi kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde olan farklı önermelerdir. Milletvekilimizin bu açıklaması kendi görüşleridir ve herkes kendi görüşlerini özgürce açıklayabilir. Çünkü kendi kaderini tayin hakkı evrensel bir ilkedir.” Kaplan, yeni anayasanın Kürt sorununa köklü bir çözüm getirmediği takdirde bu tartışmaların çok daha fazla yaygınlaşacağını söyledi. 

PKK 

PKK yöneticilerinden Cemil Bayık, kendileriyle devlet arasında İmralı merkezli bir mücadelenin sürdüğünü ileri sürerek “Yumuşama da sertlik de İmralı üzerinden gelişecektir” dedi. Fırat Haber Ajansı’nın dünkü haberine göre Öcalan’a tecridi mücadelelerinin ana eksenine yerleştirememeyi devletin ağır saldırılarına bağlayan Bayık şöyle konuştu: “Bu ağır saldırılar ortamında belirli düzeyde önceliklerin yeterince tespit edilemediğinden söz edilebilir. Bunlar belirli yetersizlikler ve eksiklikler ortaya çıkarmıştır.” KJB tarafından ilan edilen ve Öcalan’ın özgürlüğünü hedefleyen kampanyanın giderek tüm toplumu içine alacağını ileri süren Bayık “Halkımız mutlaka bulunduğu her şehirde ve kasabada önderliği sahiplenen güçlü eylemler yapacaktır” diye konuştu. Hükümetin “kış bitmesin diye dua ettiğini” ileri süren Bayık, fırsat bulduklarında kış aylarında da eylem yapacaklarını söyledi. 

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR 

Akdoğan’ın sözleri, 26 Aralık’ta İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in kamuoyunda hayli tepki çeken açıklamasına bir ‘ince ayar’ niteliği taşıyor. 
Zana’nın açıklaması, Öcalan’ın felsefi olarak devlet olmayı reddeden çizgisinden farklı bir pozisyona işaret ediyor. 
Demirtaş, Zana’dan farkla demokratik özerkliğe vurgu yapıyor. Kaplan da BDP programına işaret ederek bu farklılığı teyit ediyor ve açıklamayı ‘kişisel görüş bildirme’ye indirgiyor. 
DTK’nın 14 Temmuz’da demokratik özerklik ilan ettiği de dikkate alındığında Zana’nın bu farklı ve ‘bağımsız’ tutumuna İmralı hattı ‘kapalı’ olduğu için Kandil’den bir ‘ince ayar’ gelmesi ihtimal dahilinde görünüyor. 
Bayık’ın örgüt içinde bir özeleştiriye karşılık gelen sözleri, gelecek dönemde hareketin rotasına da işaret ediyor. Diğer bir ifadeyle Bayık, PKK’nın kadın hareketi KJB tarafından 5 Aralık’ta ilan edilen ‘ulusal direniş hamlesi’ni mücadelelerinin ana eksenine oturtma niyetinde olduklarını ifade ediyor. 
Bayık’ın sözleri, Kuzey Irak Güncesi’nde ilk olarak 21 Aralık tarihli “PKK’ya baskı ağırlaştı, Kandil ‘çıkış’ arıyor” başlıklı yazıda işaret edildiği gibi örgütün güçlü bir çıkış için hazırlık yaptığını teyit ediyor.