• 21.12.2020 00:00
  • (398)

  Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde; AKP hükümetinin mütemadiyen 'böbürlenme' hali trajikomik görünümlere sebep olurken, muhalefette genel olarak 'işte şimdi köşeye sıkışacaklar' halet-i ruhiyesi hakim oluyor. Bu döngü hiç bitmiyor. Sonuçta her şey mütemadiyen 'pazarlığa' bağlanıyor. En son Halkbank dosyasında tanıklık edilen heyecan bu kez S-400 savunma sistemleri üzerinden yaşanmakta.


Hayret verici ama yine hükümetin temin etmesine rağmen 'Türkiye'nin Batı eksenindeki yeri' sorgulamaları üzerinden...

CAATSA'YA BOYUN EĞMEYEN TAM BAĞIMSIZLAR...

Amerikan halkının seçtiği bir Kongre, ABD'nin hegemon olduğu neoliberal düzenin çıkarları için bir yasa çıkartıyor. Bu ABD yasasının tüm ülkelerin hükümetlerini bağlaması söz konusu oluyor. 'ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele', kısa adıyla CAATSA'nın özü bu.

CAATSA için 'uluslararası yasalara aykırı' cümlesi kadar beyhude bir laf olamaz. Zira 'meşruiyetini' oradan değil, ABD emperyalizminden alıyor. Emperyalizm başka ülkelerin siyasi, mali ve askeri sistem ve tercihlerinin ana belirleyeni olmakla mümkün. Biat etmeyeni cezalandırmanın önünü açarken, ondan pay talep etmeye devam edebilmenin de çerçevesi var.

CAATSA, Kongre'den Temmuz 2017'de çıktı. Geçmişte başkanlık kararnameleriyle konulan küresel yaptırımları Amerikan yasallığı içine soktu. Biat etmeyen asli hedefler tam bağımsız ülkeler: Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore. ABD'nin çok taraflı nükleer anlaşmadan üç yıl sonra 2018'de çekilmesi ile her yönüyle açık savaş ilan ettiği İran. 2014'de Ukrayna'daki Meydan darbesi sürecinde 1990'lardaki dağılma ile kurgulanan denklemi bozmak zorunda kaldığı ve cihatçılık tehdidi eşliğinde Suriye'ye yardıma koştuğu için Rusya Federasyonu. CAATSA Kuzey Kore'ye yaptırımlar için ABD Başkanı'nın elini güçlendirecek şekilde güncellendi. Ve Çin Rusya'dan SU-35 ve S-400 sistemleriyle bağlantılı olarak CAATSA şemsiyesine alındı.

ABD, enerji/LNG hamlesi çerçevesinde Almanya (Avusturya'ya uzanan Kuzey Avrupa) hattını da hedef aldı. Almanya elçisi Richard Grenell aracılığıyla Berlin'i Rusya ile yüzde 90'ı bitmiş Kuzey Akım-2 boru hattından ötürü alenen tehdit etti ve Avrupalı firmaları durdurdu. Almanlar ve Avusturyalılar çok bozuldular ve ABD'yi Avrupa'nın enerji politikalarına karışmakla suçladılar. Ama o kadar. ABD'de Biden'ın başkanlığıyla birlikte Washington'ın rolünün ne olacağını, hattın planlandığı gibi 2020 ortasında bitip bitmeyeceğine bakarak anlayacağız.

CAATSA'YI DENEYİMLEYEN NATO ÜYESİ OLARAK TÜRKİYE

Türkiye, CAATSA'yı ilk deneyimleyen NATO üyesi. Gerekçesi askeri tercihler, sonuçları mali. Ankara, NATO askeri kulübünün 'düşman' bellediği Rusya'dan füze sistemi alarak ABD emperyalizminin tahayyülünü aştı. Sürekli NATO üyesi Yunanistan'ın elindeki S-300'ler örneği veriliyor. Öncelikle 90'ların ortalarında koşullarda siparişi veren Rum Yönetimi'ydi. Türkiye'nin başarılı baskı siyasetiyle bu sistemler adanın güneyine konuşlandırılamadı. Yunanistan arabuluculuk yaptı, sistemi Girit'te depoya koydu. Sonrasında İsrail ve ABD'nin katıldığı tatbikatlarda test edilen oyuncağına çevirerek kullandı. Türkiye 'çok ihtiyacı olduğunun' sürekli altını çizdiği S-400'leri 2.5 milyar dolarlık bir tatbikat oyuncağına çevirecekse, sorulacak soru çok.

'BEYNİ ÖLMEYEN' NATO

Washington Türkiye'ye yönelik CAATSA'yı Biden ile ABD'nin uluslararası sisteme 'dönüşüne' hazırlık için kullanıyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın 12 önlemden en hafif 5'ini 14 Aralık'ta devreye sokması ve şimdilik 'savunma sanayi' ile sınırlaması akıllıca. Uzmanlara göre zaten, Türkiye için geçen sene S-400 teslimatı sonrası F-35 program ortaklığından çıkarılmanın maliyeti daha büyük. Elbette ABD Dışişleri yetkilileri NATO müttefiki Türkiye'ye yönelik bu yasal çerçevenin uygulanmasının hedefini de 'Rusya'nın engellenmesi' olarak koydu. Rusya'ya vuruyorlar, sesi Türkiye'den işitiliyor. Çünkü ABD Trump'dan kurtulup Biden'a hazırlanıyor.

TÜRKİYE'NİN KOZU

Türkiye'de kimileri ABD ile 1970'lerdeki ambargo maceralarını anımsıyorlar. Haklı olarak o dönem çok daha zayıf bir ülkeyken egemenlik haklarının kullanıldığını söylüyorlar. Unutulan şu ki, Türkiye bugün tam bağımsız ve egemen olduğu için S-400 sistemleri almaya cüret etmedi. Hükümet bu sistemi iktidarda kalabilmenin aracı ve bir ABD'ye bir Rusya'ya oynama siyasetinin sonucu olarak aldı. Bu siyaset Batı ile mali bağımlılık ilişkisiyle rasyonel bağlantısı da bulunmayan bir siyasettir. Tehditler karşısında direnç kabiliyeti zayıf ve emperyalizmden daha güçlü rol ve pay istemeye odaklıdır. "Türkiye, dış politikasında barış ve istikrara katkıda bulunmak için üzerine düşeni yapan bir ülkedir" cümlesini içeren bir bildiriye imza atan bir muhalefetin bulunduğu ortamda hükümetten somut adım beklemek zordur.

Geçen sene Macron'un 'beyin ölümünden' söz ettiği NATO'nun aralık zirvesinde 2030-Yeni bir Çağ için Birliktelik belgesi gündeme taşındı. İttifak, bitmeyen Soğuk Savaş'ın ismini bir kez daha 'Rusya ve Çin' olarak koyarken, 'akil adamların' hazırladığı reform belgesi Biden'ı bekliyor. CAATSA pazarlığında Biden'ın kozu çok, Türk hükümetinin elinde bir tek jeopolitik var. O jeopolitiğin mali çerçevesi ise ortada.