Güney Amerika Örneğinde Başkanlık Sistemi

  • 15.09.2014 00:00

 PERON VE PERONİZM -1-

Türkiye’de uygulanan hükümet sistemlerini incelediğimizde Milli Mücadele süresinde geçerli olan 1921 Anayasasındaki Meclis Hükümet Sistemi dışında 1924 Anayasasının yürürlüğe girmesiyle 1961 ve 1982 Anayasaları değişiklikler gösterse de Parlamenter Hükümet Sisteminin tercih edildiğini görürüz. Her ne kadar her üç Anayasa’da yer alan Parlamenter Hükümet Sistemleri üç temel Erk arasındaki ilişkileri düzenlerken bu erklerden birisini, özellikle Yürütme Erk’ini öne çıkarsa da sorumsuz Cumhurbaşkanı yani Cumhurbaşkanlığı makamının genelde temsili bir makam olarak korunduğu görülür.

2007 yılında TBMM’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası o günün Başbakanı ve günümüzün Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, Sayın Abdullah GÜL’ ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Anayasada belirtilen tarafsız bir statüye geçtiğini, Cumhurbaşkanı konumunu bir kez daha belirlemişti. Ancak 10 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan ve halk oyuyla Cumhurbaşkanı seçilen Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN, 2010 yılından itibaren Başkanlık Sistemini dile getirmeye başlamış, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra verdiği mesajlarla da darbeci generallerin Cumhurbaşkanı olacağı varsayımına dayanan 1982 Anayasasındaki Parlamenter Hükümet sistemine göre Cumhurbaşkanlığı yetkilerini kullanacağını, 2015 yılında yapılacak genel seçimlerde Anayasayı değiştirecek çoğunluğa erişilmesi halinde yapacakları Anayasa değişikliği ile, Başkanlık Sistemine geçileceğini ifade etmişlerdir.

24. Dönem TBMM’de yapılan Anayasa çalışmalarında, AK Parti tarafından önerilen Başkanlık sistemi anlayışına bakıldığında, bu anlayışın ABD Başkanlık sisteminden çok Güney Amerika ülkelerinde uygulanan başkanlık sistemine daha yakın olduğu görülmektedir.

Güney Amerika modeli başkanlık sisteminin tipik bir örneğini, 1930’larda Güney Amerika politikalarına damgasını vuran dönemin Arjantin Devlet Başkanı PERON’un iktidar anlayışını ve popülizmi esas alan“PERONİZİM” olarak adlandırılan siyasi yaklaşımı hatırlamakta, günümüzde ise Venezuela’yı yönetmiş olan Hugo CHAVEZ dönemini irdelemekte fayda vardır. Bu yazımızda Arjantin örneğinde PERON ve “PERONİZMİ” gelecek yazımızda ise Venezuela ve Hugo CHAVEZ dönemini inceleyeceğiz.

Arjantin’de 1930’ larda bir askeri darbeyle muhafazakârlar ülke yönetimine gelmiştir. Ancak 1943 yılında aralarında Juan PERON’un da bulunduğu bir grup genç subay Arjantin’de yönetimi tekrar ele geçirecekti. PERON, bu yönetimin önderleri arasındaydı. İlkin çalışma bakanlığından başlayarak, Arjantin toplumunu sarsma imkânını sağlayacak bir yeteneğe sahip olduğunu kısa zamanda gösterecek olan PERON, siyasilerden farklı olarak, siyaseten ayakta kalabilmek için fakir bir kitleye yaslanmanın önemini anladı. PERON henüz çalışma bakanı iken iki kararname hazırladı. Bunlardan birisi sendikal örgütlenmeyle ilgiliydi. Öteki kararname eşel mobil yani ücretlerin fiyat artışlarına göre yükseltilmesi ve asgari ücret sistemini getiriyor,  daha da ileri giderek işçilerin girişimlere ortak olmasını ve genel bir ücret artımını öngörüyordu. Bununla birlikte PERON’un kararnameleri büyük gürültü kopardı. Göz alıcı birkaç önlem PERON’u o kadar popülerleştirdi ki iktidardaki generaller onu istifa ettirdiler.

Bu durumda PERON’un yayınladığı kararnamelerin askıda kalmış olması işçiler arasında huzursuzluk yarattı. İşçilerin PERON’a olan desteği arttı ve PERON’cu işçi alayları düzenlenmeye başlandı. PERON’un en etkin ve en ateşli savunucuları PERON’un hükümete geri dönmesini isteyerek başkente yürüdüler. Hükümet binasının önünde uçsuz bucaksız bir kalabalık oluşturdular. Havanın çok sıcak olmasından dolayı orada bulunan herkes gömleksizdi. Bir anda yeni bir deyim yayıldı gömleksizler ya da çulsuzlar deyimi aldı. Gömleksizler 17 Ekim 1945’te, PERONİZMİN kuruluş tarihinde o günden beri ülkenin toplumsal ve siyasal hayatından ayrılmaz bir yer tutan Arjantin tarihinin en büyük kitle hareketini yarattılar. Askerler, PERON’u serbest bırakmak ve serbest seçimlere gitmek zorunda kaldılar. PERON, ilkin Şubat 1946’da ve Anayasa’nın değişmesinden sonra 1951’de ikinci kez başkan seçildi.

1946 yılında meydana gelen politik değişim, PERON’u ülke başkanlığına getirmiştir. PERON Arjantin’i 1946’dan 1955’e kadar dokuz yıl yönetti. Bu süre içinde iki kez ardı ardına başkan seçildi. Hükümette bulunduğu yıllarda çalışma bakanlığında başlattığı çabaları sürdürdü, toplu sözleşmeler, işverenle işçi arasındaki sorunları gidermeyi amaçlayan yasaların çıkarılması, halk konutu yapım programları, işçi turizmi v,b. gibi yasalar sayılabilir. Ancak sanayinin, ücretlerin iyileştirilmesi adı altında işçilere ödediği her şey sonunda faiziyle sanayiye aktarılacaktı.

PERON iktidara gelmeden hemen önce ateşli bir Katolik gibi davrandığından, Arjantin’deki Katolik Kilisesi’nin de desteğini kazandı. Olayların gelişimini PERON lehine etkileyen başka unsurlar da vardı. Bunlardan biri açıkça PERON’u tutan devlet radyosuydu. PERON, radyoyu kendisinden önce kimsenin başaramadığı ölçüde kullandı. Konuşmalarını ülkenin en ıssız köşelerine kadar yaydı. Aynı zamanda PERON’un halk üzerindeki nüfuzunu sürdürmek için müttefiki, kendisini gösterişli bir biçimde hayır işlerine hasreden ve bir tür yoksulların anası olan Evita adını almış olan karizmatik eşi Maria EVA’ydı. Sanayicilere yapılan baskılarla oluşturulan hayır fonlarını elinde tutan Evita’nın yoksullara para dağıtması ve PERON’un büyük bir yeniden bölüşüm ve sosyal güvenlik programı başlatmasıyla bu çift, salt ulusal iktidarlarını güçlendirmekle kalmayıp gerçek bir halk desteği kazanarak birer kültürel ikon haline geldi. Nitekim hiçbir Arjantin devlet adamı, PERON kadar yığınların onayını kazanmış değildir.

http://grihat.com/guney-amerika-orneginde-baskanlik-sistemi.html

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.