Darbecilerin bir kısmı nihayet cezalandırıldı...

  • 25.09.2012 00:00

 Çok önemli bir dönemeçten daha geçildi. Balyoz Davası'nda yargılanan 325 general ve diğer rütbelerdeki subaylar ağır cezalar aldı. Sürmekte olan 'Ergenekon', 'Kafes' gibi başka davalar da var ve artık belli ki onlarda yargılananlar da ağır cezalar alacak.

Balyoz Davası'nın sonuçları açıklanınca iki türlü tepki ortaya çıktı. Birinci tür tepki, cezaları haksız, mahkemeyi iktidara bağımlı bulan ve aslında bu 325 subayın serbest kalmaları gerektiğini savunanlar.

Bu kanadın avukatları, mahkeme heyetinin hukuksuz işler yaptığını iddia ediyorlar, bazen de daha ileri giderek mahkeme heyetini tanımadıklarını söylüyorlar. Bu iddiayı ortaya atanlardan birisi de 12 Eylül'de 40 kişi için idam kararı veren bir hâkim. Bu hâkime göre Balyoz kararı hukuksuzmuş!

Mahkeme heyeti hukuksuzluk yapmış mıdır, yapmamış mıdır, bilemiyorum. Ceza usulü ile hiçbir ilgim yok ama şunu biliyorum ki; ne ceza verilmiş olan darbe suçluları, ne avukatları, ne yakınları ne de onları savunan gazeteciler, siyasi partiler ve gruplar, bu darbe suçlularının neden tatbikatlarında gerçek isimlerini kullandıkları kişileri tutukladıklarını, gerçek olaylar anlattıklarını açıklayamıyor. Açıklayamıyorlar, çünkü darbe suçluları gerçekten darbe hazırlığı yapmaktaydılar ve kimlere ne yapacaklarını ayrıntılı olarak planlıyorlardı.

Bazıları da bu davanın (ve Ergenekon ve Kafes davalarının da) politik olduğunu ileri sürüyorlar. Ne garip. Tabii ki, bu davalar politik. Darbe politik bir şiddet eylemidir ve bir darbe planı yaparken yargılananlar elbette politik bir davada yargılanıyorlar. Bundan doğal ne olabilir ki?

'Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu'nda yer almış benim gibiler, bu davanın açılmasına neden olan 'suç duyurusu'nu yaparken politik bir adım attık. Davayı politik olarak izledik, yargılananlara sahip çıkanları politik olarak gözledik ve sonucu da politik olarak benimsedik. Ortadaki suç bir arabanın yanlış yere park edilmesinden doğan bir trafik suçu değil ki!

Kâbus: Ya darbeciler kazansaydı?

Eğer darbeciler kazansaydı bugün neler olurdu, bunu sayısız deneyle biliyoruz. 12 Mart ve 12 Eylül'de hükümetler düşürüldü ama işçi ve emekçilerin örgütleri ağır, ama çok ağır darbeler aldı. Toplumsal yaşam alt üst edildi. 28 Şubat'ta sözüm ona Erbakan hükümeti devrildi ama gene asıl saldırı işçi sınıfına ve emekçilere oldu.

Eğer Balyoz Davası'nda suçlu bulunarak cezalandırılanlar başarsaydı, iktidarı ele geçirseydiler, bugün onlara destek olan bir kısım "sol" da dâhil, en ağır darbeyi gene sol, işçi sınıfı ve emekçiler alırdı.

Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu bu nedenle kuruldu bu nedenle 10 binlerce insanı darbelere karşı, özgürlükler için sokaklara çıkardı. Bu nedenle "12 Mart, 12 Eylül, Diyarbakır Cezaevi bir daha asla" diye haykırıldı, bu nedenle "İlker Başbuğ çeneni kapa" dendi.

Darbe sanığı olarak mahkûm edilenleri savunanlar, mahkûmiyet kararından bir gün sonra "ordu millet el ele" diye küçük yürüyüşler düzenlediler. "Ordu millet el ele" mi? Burada kastedilen ordu belli ki mahkûm olan 325 subay, eski kuvvet komutanları, ordu komutanları. Milletin bu darbecilerden nefret ettiği çok açık. Halk bunu defalarca, çeşitli biçimlerde ifade etti.

Bir de, Balyoz Davası başlamadan önce ve başladıktan sonra yargılananları (yani darbecileri) savunanlar, "görürsünüz yargılamayacaklar" diyorlardı, "uzlaşılacak, ceza almayacaklar" deniyordu. Süreç farklı işledi. Yargı başladı, sürdü ve sonuçlandı. Darbeciler ağır cezalar aldılar.

Bazıları 12 Eylül darbecileri için de benzer iddialara sahiptiler. Önce "12 Eylülcüler yargılanmaz" dediler, yargı başladı. İddianameyi beğenmediler, yeni davalar açıldı. Şimdi artık açık ki, 12 Eylül generalleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya yargılanmaktalar ve darbe yapmaktan müebbet hapis cezası alacaklar.

Darbe hazırlığı yapanlar 12 Eylülcülerin yargılanmasına açıkça karşı çıkamıyorlar ama, küçümsüyorlar. Ne var ki, onlar ne derse desin, "Balyoz", "Kafes", "Ergenekon", "12 Eylül" generallerinin davaları darbe karşıtı hareketin açık bir başarısıdır, halkın açık bir başarısıdır ve İslamofobinin arkasına sığınarak darbeleri savunanların, darbecilere pirim verenlerin, darbe karşı hareketi küçümsemeye çalışanların, darbe yapmaktan mahkûm edilenleri mağdur görenlerin ağır yenilgisidir.

Bir de mahkûm edilen generalleri "TSK'nin en eğitimli, en parlak unsurları olarak görenler" var. Çok komik ve çok acı.

Balyoz Davası'nın sonuçlarını sevinerek karşılayanlar ise; esas olarak geniş halk kesimleri, işçiler ve emekçiler. 50 yıldan fazla bir zamandır sayısız darbe yaşamış, ondan önce tek parti diktatörlüğünün baskısını yaşamış emekçiler, bir grup darbecinin yargılanmalarının sonucunda ağır cezalar almalarına sadece politik olarak seviniyorlar.

Ama, işte tam da bu noktada dikkatli olmak lazım. Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan, tek parti diktatörlüğü ile devam eden ve daha sonra da sayısız darbe ile kendisini yenileyen askeri vesayetin ortadan kalktığı söylenemez. Alınması gereken bir dizi yasal ve anayasal önlem var. Ama en önemlisi hâlâ darbecilere açık ya da utangaç bir biçimde arka çıkan, "ulusalcılık", "ulusalcı sosyalizm" gibi politik akımların politik olarak yenilgiye uğratılmalıdır. Asıl önemli olan budur. "Ordu millet ele ele", "ordu göreve" sloganlarının atılamayacağı bir politik iklimin oluşması lazım...

Balyoz Davası'nın sonuçları caydırıcıdır, ama yeterli değildir. 'Darbelere karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu' için hâlâ bir mücadele alanı vardır ve şimdi, bu alanda mücadeleyi sürdürmek lazım...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.