Kürtler barışı kiminle imzalayacak

  • 22.01.2013 00:00

 Diyarbakır’dan sonra bir gün bekledim. Nasıl yorumlar gelecek, büyük ve küçük medya bunu nasıl verecek diye.

Belli ki televizyonlara "bu haberi vermeyeceksiniz" demişler. IMC ve bazı Kürt kanalları dışında hiçbir TV kanalı haberi vermedi. Kürtlerin haklarını ve barışı isteyen gösterilerini, Osman Baydemir, Ahmet Türk ve Selahattin Demirtaş’ın barış çağrılarını vermediler. Birand için çıktığıbir programda Mithat Bereket bunu açıkça söyledi. "Bütün televizyonlar ortak canlı yayın yapmama kararı almamış olsaydı” dedi.

Sonra belli ki devlet “tamam, haberi verebilirsiniz” dedi ve haber bültenlerinin son haberi hâline geldi Diyarbakır gösterisi. Ertesi gün gazeteler de haberi verdi. Çamur atacak bir şey bulamadıkları için olumlu haberler çıktı. Sadece Sözcü, jandarmanın cezaevlerinden çekilmesi haberini “Jandarma İmralı’dan çekiliyor, Apo’yu AKP koruyacak” diye verdi.

 

Kürt sorunu üzerine daima yazan, her fırsatta Kürt özgürlük hareketini “şiddet düşkünü”, barış süreçlerini bozan bir hareket olarak gösteren bir dizi yazar da hiçbir şey yazmadı.

Çok açık ki Kürt özgürlük hareketi, Demirtaş’ın ağzından “Öcalan’ın arkasında kenetlenmiş” durumda. Öcalan’ın müzakerelerini destekliyor ve sonuçlarını heyecanla bekliyor.

Kürtlerde umut var. Sonunda belki çözüm geliyor. Henüz her şey belli değil ama umut var. Bu defa olacak gibi görüyorlar ya da artık olsun istiyorlar, ulusal kimliklerinin tanınmasını, barışı ve özgürlüğü kazanmak istiyorlar.

Ulusalcılar, ulusalcı sosyalistler ise “bu iş AKP ile olmaz” demeye devam ediyorlar. “Bu işi Türk ve Kürt emekçileri çözer” diyorlar. Her türden ulusalcının anlamadığı şu, bu işi zaten emekçiler çözüyor. Bu aşamaya Kürt emekçilerinin mücadelesi ile geldik. Türk emekçileri? İşte orada gerçekten sorun var. Türk emekçileri de çözüm istiyorlar ama bunu ifade edecek kanallara sahip değiller.

Kürt ulusunun mücadelesine yarı gönüllü destek veren, ulusalcıların peşine takılmış, sekter yani kendi küçük örgütünü parlatmaktan başka bir derdi olmayan bir solun Türk emekçilerin barış isteğine sözcü olması, barış talebinin Türkler tarafından da güçlü bir biçimde seslendirilmesine aracı olması beklenemez. Bu, sosyalistlerin ve tutarlı demokratların işi. Kimsenin görmemezlikten gelemeyeceği büyük bir barış hareketini örgütlemek günün en acil işi.

Diyarbakır gösterisi gerçekleşirken Konda’nın bir araştırması yayınlandı. AKP’nin oyları %54’e çıkmış. Demek ki AKP’ye karşı sürdürülen bir muhalefet türü işe yaramıyor. AKP’yi bütün diğer burjuva partilerinden faklı gösterip, bu arada demokrasi mücadelesinden bucak bucak kaçıp, bu alanda AKP’nin büyük yığınlara kendisini demokrasi için mücadele eden örgüt olarak göstermesine izin veren muhalefet, sadece AKP’yi sistemli olarak güçlendiriyor.

Bugün de “bu iş AKP ile olmaz” diyenler sürecin kesilmesinden memnun olacak gibiler. Onlar, Kürt ulusunun kimliğinin tanınması, Kürtlerin barış ve özgürlüklerini mücadele sonucu kazanmış olmasını değil; sürecin AKP ile tamamlanmış olmasını önemsiyorlar.

Oysa barış, Türk devletini verili bir alanda kim temsil ederse onunla yapılacak. Unutulmasın, idam cezasını kaldıranların arasında MHP de vardı. Kürt ulusunun "bununla barış yapmam, şununla yaparım" deme lüksü yoktur. Karşısına muhatap olarak kim çıkıyorsa kendi temsilcileri onlarla görüşüp, onlarla anlaşacak ve haklarını ve barışı kazanacaklardır.

Kürt özgürlük hareketini koşulsuz desteklemek, sosyalistlerin bugünkü temel görevi budur.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.