AKP-BDP ittifakı, halkın tutumu

  • 16.02.2013 00:00

 Bir olası BDP-AKP ittifakı her yerde tartışılıyor. Her iki partinin liderlikleri, bir ittifakın mümkün olduğunu, anayasa ve barış konularında birbirlerine yakın olduklarını açıkladı. Bu açıklamalar yoruma müsade etmeyecek ölçüde açık ve net.

AKP, Kürt özgürlük hareketi ile devletin resmen görüşmesini sağlıyor. Devlet kurumları Öcalan ile görüşüyor. PKK, KCK ve BDP, Öcalan'ın görüşmelerini onayladıklarını, arkasında olduklarını açıkladı.

Olası bir BDP-AKP ittifakı ise anayasa üzerine, belki referandumda gerçekleşecek. Yeni bir anayasanın çıkacağı kesin.

BDP için 12 Eylül anayasasından kurtulmak ve Kürt ulusunun kimliği ile ters düşen maddelerin temizlenmesi için yeni bir anayasa gerekli. Kürtlerin başka talepleri de var, mesela yerel yönetimler. Öyle göstermelik yerel yönetimler değil, çeşitli yetkilerle donatılmış yerel yönetimler. BDP'nin bu taleplerini gerçekleştirebilmesi için bir ittifaka ihtiyacı var. Taleplerinin halk oylamasına sunulacak metinde yer alabilmesi için birileriyle anlaşması gerekiyor. Aksi takdirde bugünkü durum değişmez, Kürtler bir Türk devletinde hiçbir hakları olmadan yaşamaya devam ederler. Bu durumda savaş da devam etmek zorundadır. Kimse barıştan söz etmesin.

AKP başkanlık sistemini çıkarmak istiyor. Muhalifleri bundan "tek adam diktatörlüğüne yol açacak" diye endişeleniyor. Endişelerin haklı bir yanı olabilir ama Erdoğan'ın başkanlığından korkanlar halkın tutumunu unutuyor.

Türkiye halkları belki 1923'te tek parti diktatörlüğüne yol verdi ama bugün, 2013'te durum çok farklı. Her şeyden önce Kürtlerin, Erdoğan'ın ya da bir başkasının diktatörlüğüne boyun eğeceklerini düşünmek abestir. Aynı şekilde darbecilere karşı, özgürlük isteyen tutumunu oldukça net bir biçimde ortaya koyan Türk işçi ve emekçilerin de özgürlükleri savunacağına güvenmek gerekir. Halkı bir sürü gibi görmemek, tarihi onların yazdığını unutmamak gerek.

Tarihi Erdoğan ya da başka bir siyasi lider yazmayacak, halkın tutumu yazacak. 1923'te diktatörlere yol verildi, çünkü halk örgütsüzdü. 2013'te halk daha örgütlü, gelişmelerin farkında, barış istiyor, özgürlük istiyor. Buna güvenmek gerekir. Ulusalcılardan farklı olarak sosyalistler halka güveniyor.

Eğer bugün barış masasına oturulduysa, görüşmeler oluyor ve yavaş da olsa adımlar atılıyorsa, bunun ilk nedeni Kürt halkının mücadelesidir. İkinci neden ise Türk işçi ve emekçilerinin savaş değil barış istemesidir.

12 Eylül referandumunda 'yetmez ama evet' diyenler, bugünkü barış görüşmelerinin önünü açtı.

'Yetmez' denerek anayasa değişikliğinin yetersizliğini vurgulandı. 'Evet' barış ve özgürlüğe, darbecilerin yargılanmasına evet idi.

Barışın önünü açanlar özgülüklerin de önünü açacak, Kürt ulusunun kimliğinin tanınması için ortaya çıkan bu tarihi fırsatı kaçırmayacaklar.

Eğer AKP, Türk egemen sınıfları bir kere daha yarı yoldan dönerse, bir kere daha barışı ve özgürlüklere ulaşılmasını sabote ederse, o vakit bunun sonuçlarına katlanır. Sosyalistler o durumda da yine Kürt özgürlük hareketinin yanında, ona koşulsuz destek vererek yer alır.

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.