AKP-BDP ittifakına destek ve halkın tutumu

  • 19.02.2013 00:00

 Bir olası BDP-AKP ittifakı her yerde tartışılıyor. Her iki partinin önderlikleri bir ittifakın mümkün olduğunu, anayasa ve barış konularında birbirlerine yakın olduklarını açıkladılar. Bu açıklamalar yoruma müsait olmayan ölçüde net, açık.

AKP barış konusunda Kürt özgürlük hareketi ile resmen devletin görüşmesini sağlıyor. Devlet kurumları Öcalan ile görüşüyor ve PKK, KCK ve BDP Öcalan’ın görüşmelerini onayladıklarını,  Öcalan’ın arkasında olduklarını açıkladılar.

Olası bir BDP-AKP ittifakı ise anayasa üzerine, belki referandum da gerçekleşecek. Yeni bir anayasanın çıkacağı kesin.

BDP için 12 Eylül anayasasından kurtulmak ve Kürt ulusunun kimliği ile ters düşen maddelerin temizlenmesi için yeni bir anayasa gerekli. Kürtlerin başka talepleri de var, mesela yerel yönetimler. Öyle göstermelik yerel yönetimler değil, çeşitli yetkilerle donatılmış yerel yönetimler. BDP’nin bu taleplerini gerçekleştirebilmesi için bir ittifaka ihtiyacı olduğu çok açık. Taleplerinin halk oylamasına sunulacak metinde yer alabilmesi için birileriyle anlaşması gerekiyor, aksi takdirde bugünkü durum değişmez, Kürtler bir Türk devletinde hiçbir hakları olmadan yaşamaya devam ederler. Bu durumda savaş da devam etmek zorundadır. Kimse barıştan söz etmesin.

AKP başkanlık sistemini çıkarmak istiyor. Muhalifleri bundan “tek adam diktatörlüğüne yol açacak” diye endişeleniyor. Endişelerin haklı bir yanı olabilir ama Erdoğan’ın başkanlığından korkanlar halkın tutumu unutuyorlar.

Türkiye halkları belki 1923’de tek parti diktatörlüğüne yol verdi ama bugün, 2013’de durum çok farklı. Her şeyden önce Kürtlerin Erdoğan’ın ya da bir başkasının diktatörlüğüne boyun eğeceklerini düşünmek abestir. Aynı şekilde darbecilere karşı, özgürlük isteyen tutumunu oldukça net bir biçimde ortaya koyan Türk işçi ve emekçilerin de özgürlükleri savunacağına güvenmek gerekir. Kısacası halkı bir sürü gibi görmemek, tarihi onların yazdığını unutmamak gerekir.

Tarihi Erdoğan ya da başka bir siyasi lider yazamayacak, halkın tutumu yazacak. 1923’de diktatörlere yol verildi, çünkü halk örgütsüzdü, 2013’de halk daha örgütlü, gelişmelerin daha farkında, barış istiyor, özgürlük istiyor. Buna güvenmek gerekir. Ulusalcılardan farklı olarak sosyalistler halka güveniyor.

Eğer bugün barış masasına oturulduysa, görüşmeler oluyor ve yavaş da olsa adımlar atılıyorsa bunun nedeni önce Kürt halkının mücadelesidir, ikinci olarak ise Türk işçi ve emekçilerinin savaş değil barış istemesidir. Anayasa oylamasında yetmez ama evet diyenler bugünkü barış görüşmelerinin önünü açmışlardır. Hayır diyen CHP ve MHP her zamanki gibi gelişmenin önünü tıkamaya çalışmış ve başarısız olmuştur.

Yetmez denerek anayasa değişikliğinin yetersizliğini vurgulandı, evet denerek barış ve özgürlüğe, darbecilerin yargılanmasına evet dendi. Barışın önünü açanlar özgülüklerin de önünü açacaklar, Kürt ulusunun kimliğinin tanınması için ortaya çıkan bu tarihi fırsatı kaçırmayacaklar.

Yok eğer AKP, Türk egemen sınıfları bir kere daha yarı yoldan dönerse, bir kere daha barışı ve özgülüklere ulaşılmasını sabote ederse, o vakit sonuçlarına katlanır. Sosyalistler o durumda da gene Kürt özgülük hareketinin yanında, ona koşulsuz destek vererek yer alırlar.

[email protected]

Dogan-Tarkan.blogspot.com

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.