Amed’den uzanan eli tutalım

  • 23.03.2013 00:00

 21 Mart tam anlamı ile bir dönüm noktası. Kürt isyanı bitiyor, yerini demokratik siyasi mücadeleye bırakıyor. PKK sınır dışına çekiliyor ve devlet, bu sürece askeri olarak müdahale etmeyeceğini söylüyor.

Öcalan'ın Newroz'a yolladığı mesaj, 30 yıldır yaşadığımız süreci bütünüyle değiştiriyor, yeni bir yola sokuyor. En önemli argüman açık ki "savaş boyunca kimliğimizi ve özgüvenimizi kazandık" demesidir.

Yani bugüne geldiğimizde Kürtler zaten kimliklerini kazanmıştır diyor, gerisi kimin umurunda. Bu yılki Newroz gösterileri bunun göstergesidir, Paris'te öldürülen 3 PKK'linin Amed'deki cenaze töreni bunun göstergesidir.

Kürt halkı kimliğini kazanmıştır, artık gerekli olan bunu Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasına, yasalarına yazdırmaktır. Bu konuda da önemli adımlar atılmıştır.

Şimdi önümüzde demokratik siyasetin mücadele süreci var. Yepyeni bir mücadele süreci ama aynı zamanda zorluklarla dolu.

MHP açık açık savaş ilan etti. Bu savaşın doğrultusunda kıpırdanmaya başladı. İlerki tarihlerde daha fazlasını görmek mümkün. CHP açık açık bu sürece karşı olduğunu ilan etti. AKP hükümetinin Öcalan ile görüşmesine karşı olduklarını açıkladılar.

Yakın zamana kadar PKK'ye "silah bırak" çağrısı yapan bir kısım liberal ve ulusalcı sosyalist çevreler, şimdi bu sürecin tamamlanamayacağını söyleyerek çözüm sürecine kuşku düşürmeye çalışıyorlar.

Bu tür çevrelerin iddiasının temelini "başkanlık tartışmaları" oluşturuyor. Oysa başkanlık tartışmaları çözüm sürecinden önce de gündemdeydi ve silahlı mücadelenin terk edilmesi kendi başına bir gelişmedir.

Ulusalcı sosyalistler ve liberal yandaşları şimdi başkanlık sorununu öne çıkarırken, çözüm sürecini baltalamaya çalışmaktalar.

Sosyalistler uzun yıllardır verdikleri mücadele ile bugün gelinen noktaya çok önemli katkılarda bulundular. Son yıllarda ise darbecilere, askeri vesayete karşı verilen mücadele ve bu mücadelenin başarısı, darbecilerin ağır cezalarla mahkûm edilmeleri ve bugün hiç kimsenin "acaba askerler ne diyor?" diye düşünmemesi, bu mücadelenin bugünü nasıl olumlu etkilediğinin belki de en çıplak göstergesidir.

Balyoz darbecilerinin mahkûm edilmesinden sonra Ergenekoncular hakkında açıklanan mütalaaya karşı bütün ulusalcı basının ortak tutum alması ve Ergenekoncuları aklamaya çalışması da gene çok açık ve çarpıcı bir göstergedir.

Önümüzdeki süreçte saflar bir kere daha çizilecek, saflar bir kere çatışacak. Daha önce de olduğu gibi değişim bu mücadeleyi kazanacaktır.

Anayasa oylamasında Yetmez ama Evet tutumu, ulusalcı sosyalistler, faşist MHP, ulusalcı CHP'nin yanı sıra kimi Kürtler tarafından da eleştirilmekteydi. Bugün çok açık bir biçimde ortadadır ki, Yetmez ama Evet tutumu Kürt sorununda çözüm sürecine çok önemli bir katkı yapmıştır, aynı politik tutum bundan sonra da Kürt halkının yanındaki en sağlam müttefik olarak bulunacaktır.

İçinde olduğumuz süreçte bir yandan MHP/CHP/Ergenekon provokasyonlarına karşı duyarlı olmak gerekir, diğer yandan süreci zayıflatmaya çalışan her eğilime karşı kıyasıya tartışmak gerekir ama hepsinden daha önemlisi Türk tarafından Diyarbakır'dan, Amed'den uzatılan ele el uzatmak, çözüm isteğine "çözüme evet" diyerek yanıt vermek gerekir. Amed'den çıkan sesin gürlüğü ile bunu yapmak lazım.

Darbecilere karşı mücadele eden, önceki süreçte de koşulsuz bir biçimde Kürt özgürlük hareketinin yanında yer alan, referandumda Yetmez ama Evet diyen sosyalist çizgi, bu gür sesi çıkaracaktır.

Çözüme evet!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.