3-4 ağaç, binlerce gaz bombası

  • 9.06.2013 00:00

 Nereye giderseniz gidin egemen sınıfların, iktidarların dili ortak. Gezi Parkı direnişi veya Wall Street işgali gibi olaylar yaşandığında, hemen hepsi bu hareketin kökü dışarıda derler. Kimi, Türkiye'de olduğu gibi bunu bilinmeyen ezeli düşmanlara bağlar, kimi İslamcı teröristlere. Hiçbir ülkede egemen sınıflar iktidara karşı başlayan sokak gösterilerini, isyanı bir türlü kendi ülkelerinde ki emekçilerin, gençlerin kendi eylemleri olarak göremezler.

Bunun bir nedeni bu tür eylemlerin çok aniden ve beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir biçimde başlamasıdır. Türkiye'de bir parkın ağaçlarının korunması için başladı. O AKP ki havaalanı yapacağım diye milyonlarca ağacı kesmeye hazırlanıyor, köprü projesinde ve Çamlıca Camii inşaatında sayısız ağacı şu anda kesiyor. Ama ayaklanma Gezi Parkı'nın 20-30 ağacı nedeniyle başladı. İktidar bunun gerçek nedenini anlayamıyor ve kökü dışarıda diyor.

Aynı şekilde Suriye'de Esad rejimi 3-4 genç duvara yazı yazdıkları için ateş açınca arkasından koca bir devrimci ayaklanma başladı. O da Erdoğan/AKP gibi kökü dışarıda diyor.

Bir de tabii gelişmiş kapitalist ülkelerin burjuva demokrasilerinin ne Türkiye'deki ne de Suriye'deki ayaklanmalara karşı uygulanan şiddeti görmemezlikten gelmiyor olması var. Esad'ı da Türkiye'de Erdoğan'ı da ABD, AB, Fransa vs kınadı. Demokrasilerde olamayacak aşırı şiddet dediler. Bu da iktidarlara "kökü dışarıda" söyleminde güç veriyor. "İşte bize karşı olan, gelişmemizden rahatsız olan emperyalist güçler ve onların maşaları" deme olanağı veriyor.

Erdoğan/AKP hükümeti hâlâ bir yandan işin kökü dışarıda derken diğer yandan da sanki isyanın iki farklı zemini varmış gibi göstermeye çalışıyor. Çevreciler (çiçek çocuklar) ve küçük sol güçler. Çevreciler makul, küçük sol güçler ise şeytan. Suriye de aynı ayırım vardı. Makul protestocular ve emperyalizmin beslediği İslami çeteler. Aynı dil, aynı tespitler...

Oysa Erdoğan/AKP hükümetine karşı Gezi'de başlayan ve her yere yayılan hareket sadece Gezi Parkı ağaçları için başlamadı, asıl sorun bu hükümetin polise en aşırı şiddeti kullanma yetkisi vermesidir.

2013 1 Mayısı'nda hükümet Taksim'i yasakladı, kaza olabilir dedi. Bugün Taksim'de günlerdir çok daha büyük bir kalabalık dolaşıp duruyor. 1 Mayıs'ta İstanbul'da adeta sıkıyönetim ilan eden hükümet, Gezi Parkı direnişçilerine de hunharca sabahın köründe saldırdı, çadırları yaktı. Ve durmadı defalarca saldırdı ve bu saldırganlığa tepki olarak Taksim'in çevresinde gösteriler başladı. Önceden sıkıyönetim ilan edip Taksim'in çevresini saramadığı için de sonunda polis ve onunla birlikte hükümet yenildi ve Taksim'e girildi. Taksim ve Gezi Parkı'na girildiğinden beri hiçbir çatışma, olay yok. Sükunet hakim. Demek ki olay polisin şiddetiymiş.

AKP hükümeti, var olan devleti tüm geleneksel baskıcı aygıtları ile yönetmekte. Elinde merkezi, ceberut bir devlet var. Bu nedenle polisin aşırı şiddeti söz konusu. Eğer toplumsal barış isteniyorsa, ilk adım olarak bu polis gücünün denetlenmesi, dizginlenmesi gerekmektedir.

Erdoğan/AKP bunu yaparsa bir başka demokratik Türkiye olumlamaya başlar, yapmazsa yeni isyanlarla karşılaşır. Yeni isyanlar bugünkünü aşar.

İsyan başlayınca çeşitli güçler bu gelişmeye katıldı. Ulusalcı güçler, CHP, MHP harekete sızmaya, yönlendirmeye çalıştılar, çalışıyorlar. Suriye'de aynı gelişme yaşandı. Hareket başlayınca çeşitli güçler harekete sızdı ve sonunda bu hareketi iç savaşa çevirmeye çalışan İslamcı güçler de, başta Türkiye ve Körfez Krallıkları, Rusya ve Çin, ABD ve Batılı güçler hepsi birden gelişmelere müdahale etmeye başladılar.

Türkiye'de yeni bir kuşak mücadele ederken, yanı sıra 80 yıllık Kemalistler, ulusalcı güçler, statükocu sosyalistler de sokakta. Suriye'de de İslamcı militan ile sosyalist muhalefet, burjuva muhalefet ile Sünni İslamcı örgütler, Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye ile birlikte Rusya, Hizbullah ve İran karşı karşıya çatışıyorlar.

Biz Türkiye'de ulusalcıların bu sürece hakim olmalarına karşı mücadele edeceğiz, aynen Suriyeli sosyalistlerin İslamcı militanların eylemlerine karşı çıkmaları gibi.

Biz Erdoğan/AKP iktidarının sorunun temelini anlaması için mücadele edeceğiz, Suriye'de sosyalistler Esad/BAAS rejimini yıkmak için çalışıyorlar.

Biz Türkiye'de, yoldaşlar Suriye'de, Mısır'da, Tunus'ta yeni bir ülke kurmak için mücadele ediyoruz. Sadece Esad veya Erdoğan'a karşı değil, kapitalizme karşı mücadele ediyoruz ve kazanacağız.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.