15-16 Haziran 1970

  • 17.06.2013 00:00

 1960'lı yıllar Türkiye'de kapitalizmin hızla geliştiği, sanayileşmenin İstanbul ve İstanbul-İzmit arasında hızla büyüdüğü yıllardır. Bu sanayileşmeye paralel olarak köyden kente güçlü bir göç hareketi vardır ve işçi sınıfı oldukça genç ve önemli bir kısmı köyden yeni gelmiş unsurlardan oluşmaktadır.

Bu koşullarda başlayan Paşabahçe grevi yeni bir işçi sendikasının doğmasına neden oldu, grevde Türk-İş yönetiminin pasif ve uzlaşmacı tavrını eleştiren bir grup sendika Türk-İş'ten ayrılarak DİSK'i kurdu.

DİSK sendikaları sanayinin yeni geliştiği alanlarda örgütlüydüler ve DİSK, başta Maden-İş olmak üzere bu sendikaların büyük ölçüde üyelerini arttırmalarına yol açtı.

Sendikaların toplu sözleşme imzalayabilmeleri için gerçekleştirilmesi gereken karmaşık ve uzun bir süreç vardı. DİSK sendikaları, gene en başta Maden-İş olmak üzere bu süreci mücadele ile aştılar. İşçiler fabrikayı işgal ediyorlar, kapıları kapatıyorlardı ve çok zaman patronlar işçi taleplerini 2-3 gün içinde kabul ediyorlardı. Sanayi 2-3 günlük eylemlere bile tahammül edemiyordu. İşgal hareketi aynı zamanda işçilerin Türk-İş'e bağlı sendikalardan ayrılarak DİSK sendikalarına geçmelerine de yardımcı oluyordu.

1970'e gelindiğinde işçi hareketinin eğilimi iyice belirginleşmişti. İşçiler, özel sektörün büyük çaplı işyerleri Türk-İş sendikalarından ayrılarak DİSK'e geçmekteydiler.

Aynı yıllar sosyalist hareketin ve öğrenci hareketinin de geliştiği yıllardı. 1965 seçimlerinde partilere daha adil bir temsil hakkı sağlayan seçim sistemi ile TİP, 15 milletvekili ile parlamentoya girmişti, senatoda da 1 TİP'li milletvekili vardı.

Öğrenci hareketi ise 1968'de bütün dünyayı kapsayan büyük hareketin bir parçası olarak gelişmekteydi. 1970'e gelindiğinde öğrenci hareketi DevGenç önderliğinde TİP'den de kopmuştu.

1970'de egemen sınıf işçi hareketini geriletmek için yeni bir sendikalar yasası hazırladı. Yasa bütünüyle DİSK'in geriletilmesini hedefliyordu. Bunun üzerine 14 Haziran günü DİSK'e bağlı işyerlerinin temsilcileri yaptıkları bir toplantı ile mücadele kararı aldılar.

15 Haziran günü işçiler 4 koldan harekete geçtiler.

Gebze'den yola çıkan işçiler yol boyu fabrikaların işçilerini katılımı ile giderek yığınsallaştılar ve Bağdat Caddesi üzerinden Kadıköy'e, kaymakamlığa yürüdüler.
Bakırköy ve Alibeyköy'den yola çıkan işçiler de gene yol boyu katılımlarla güçlenerek vilayete doğru yürüdüler. Yolları tanklarla kapatıldı.

Levent yönünden yola çıkan işçilerin ise yolu askeri birliklerin oluşturduğu barikatlarla kesildi.
15 Haziran yürüyüşlerine DİSK'li işçilerin yanı sıra Türk-İş'li ve bağımsız sendikalara bağlı işçiler de katıldı. DevGenç'li öğrenciler birçok yerde işçilerin yanında yer aldılar.

16 Haziran günü yürüyüşlere katılım çok daha büyük oldu. İlk gün 70 bin işçi eylemlere katılmışken ikinci gün bu sayı 150 bine ulaştı. Bu kez her yönde işçilerin önüne askeri birlikler çıktı, buna rağmen polis/asker barikatları çok yerde yarıldı, yürüyüşler devam etti.

Akşama doğru hükümet İstanbul'da sıkıyönetim ilan etti.

DİSK ve Maden İş Genel Başkanı Kemal Türker radyodan yaptığı açıklama ile işçilere eylemlere son verme çağrısı yaptı. Türker işçi eylemlerine "yabancı unsurların" ve öğrencilerin de katılmış olduğunu da söyledi.

O akşam hareket bu çağrıyla birlikte söndü ama gene de başta Demir Döküm olmak üzere bir kısım fabrika kapılarını kaynaklayarak fabrikayı işgal ettiler. 2 gün sonra bu direnişler de bitti.

Direniş sonrasında çok sayıda öncü işçi fabrikalardan atıldı, patronlar büyük bir kara liste oluşturdular ve zaten 9 ay sonra da ordu 12 Mart darbesini gerçekleştirdi.

Darbenin yaptığı ilk iş, DİSK'in faaliyetlerine son vermek oldu.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.