Polisin heykelini dikelim

  • 26.06.2013 00:00

 Polis "destan yazmış!" Böyle diyor Başbakan konuşmasında. Destan yazılan savaş Gezi Direnişi. Gerçekten de polis dört kişiyi öldürüp, 60 kişiyi ağır yaralayıp toplam 7.832 kişiyi yaraladığında destan yazdı. Bu destanın yazılışında polis kuvvetleri 130.000 gaz bombası kullandı. Bazılarına göre 200 bin gaz bombası kullandı. Bazı iddialara göre portakal gazı kullandı. Kaç ton suyu "düşmanın" üzerine sıktı bilmiyoruz. Herhalde bir baraj boşalmıştır. Ama burada polisin bir zaafı var. Sıcak havalarda insanların üzerine su sıkmak onları sadece serinletir. Ayrıca, içine koydukları "ilacın" bir kısmının dezenfektan, diğer kısmının ise antibiyotik olduğu söyleniyor. Yani kahraman polisimiz destan yazarken bu çapulculara iyilik de yapmış.

İçişleri Bakanı bazı polisler hakkında soruşturma başlatıldığını söylerken herhalde bunları yapan polisleri ve amirlerini kastetmekteydi.

Tabii destan yazan polislerin tutukladıkları kadınları taciz etmeleri, avukatların açıkladığı gibi çırılçıplak soymaları, gözaltına alınan ESP'lileri tekme tokat dövmeleri, bütün bu Gezi direnişinin sorumluluğunu neredeyse SDP'ye yüklemek istercesine SDP'lileri tutuklamaları, çadırları yakmaları gibi eylemler ise polis destanının kahramanlıkları arasında daima hatırlanacaktır.

Başbakan "polisin gaz bombası kullanma yetkisi var" diyor ve 130 bin adet gaz bombasının kullanılmasını makul buluyor. Akıl var, izan var, neredeyse gösterici başına bir gaz bombası düşüyor. Böyle bir "kullanma yetkisi" olabilir mi?

Başbakan yabancı ülkelerin komplolarından bahsediyor. Niye? Çünkü ABD, AB, Almanya, Fransa gibi ülkeler Gezi direnişi karşısında Türk polisinin yazdığı destanı, kahramanca mücadeleyi "biraz" aşırı buluyor. Bizim hükümet yetkilileri "ama onlar da göstericileri dövüyor, gaz bombası kullanıyor" diyorlar. Doğrudur. Devletler her zaman her yerde göstericileri döver. Ama 4 ölü, 60 ağır yaralı, sayısız kör, sayısız beyin travması geçirmiş insan ve 8 bine yakın yaralı, 130 bin gaz bombası, bu daima şiddet kullanan devletlerin yöneticilerini bile biraz rahatsız etmiş.

Kaldı ki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri bile rahatsızlığını dile getirdi.

Polis yetkilileri, valiler ve onlara emir veren siyasiler hesap vermeden, sorumluklarını kabul etmeden Gezi direnişinin bitmesini beklemek mümkün değil. Yani yeni destanlar sırada bekliyor.

Polis akademisinin önüne Ethem'i vurduktan sonra bir dağ keçisi kıvraklığı ile zıplayarak kaçan polisin heykeli dikilse yeridir. O ne kahramanlık! O ne sorumluluk. O ne vatanseverlik. Bunları sadece heykelini dikerek takdir edebiliriz. Bir imza kampanyası açsak yeridir.

http://www.marksist.org/yazarlar/dogan-tarkan/12046-polisin-heykelini-dikelim

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.