Dr.Sivilay GENÇ
Dr.Sivilay GENÇ

Gazete: Taraf GAZETESİ

Çölde Vahşi Newvrouz

  • 21.03.2013 00:00

 Soru: Çelişkilerin düşmanı, gerçeklerin dostu Sivilay Ablam; baharın gelişini karşılamak için kutlanan Nevruz Bayramı’nda niye lastik yakıyorlar anlamıyorum. Mis gibi bahar kokan havayı zehir gibi kara dumana çevirmek bayramın özüyle çelişmiyor mu? Ya da bizim göremediğimiz ama sizin şıp diye fark edeceğiniz bilinçaltı bir mesaj mı var? (Furkan Kayaoğlu)


Cevap:
 Sevgili Furkan; inan ben de anlamıyorum. Lastik yakılmasına gelme daha. Ben neden ateş yakıldığını bile anlamıyorum. Uludağ WinterFest olsa anlarım. Kar, kış kıyamette ateş yakmak, ateşin etrafında toplanmak, mangal yapmak, sarılmak falan manalı. Lakin baharı karşılarken neden ateş?! Zaten bilumum yerlere cemre düşmüş. Havanın soğuğu kırılmış. Güneşin vurduğu topraktan buhar çıkıyor. Böyle güzel bir günde gündüz gözü ateş yakmak, bayramın baştan bağlamından kopması demek. Yakılan lastikler; kösele ayakkabı, polyester takım elbise ve kravatla ateşin üzerinden atlamaya çalışan valiler bu çarpıklığa pek uygun düşüyor doğrusu.

Bağlamından kopukluk Türkiye’nin en büyük sorunu. Sloganı “Türkiye çöl olmasın” olan çevreci TEMA Vakfı’mız var. Doğayı korumak adına doğayı aşağılayan, bahar bayramında lastik yakma çarpıklığında bir ibretlik söz.

Çöl, dünyanın bir defosu değil ki. Çöl bir tabiat güzelliği. Sadece çölde yaşayabilen hayvanlar, bitkiler var. Çöle âşık insanlar var. Çölde geçen efsaneler, masallar, çöle yazılan şiirlerden oluşan koskoca bir külliyat var.

Geçenlerde okudum. Hürriyet’te incik boncuk yazıları yazan bir güzel kızı nereden aklına estiyse geçen gün bir çevre yazısı yazayım demiş. Manisa’da çıkarılan bir madeni “vahşi madencilik” diye yerden yere vurmuş.

Çevre dediğimiz şey vahşi oluyor, bilmem farkında mı? Çevrecilik yapayım derken manası “doğal yaşam” olan “vahşi”yi hakaret topuzu olarak düşmanın kafasına geçirmek ya da alışmamışta durmayan şey, sağdan sola üç harf. Bundan daha kötüsü 8 Mart Dünya Kadınlar gününde “Karı gibi ağlamayın, biraz adam olun lan” yazısı yazmak olurdu herhalde.


İnekler


Soru:
 Sevgili Sivilay Abla; bu özel üniversiteler hiç üniversiteye benzemiyor. Bizim zamanımızda öğrenciler çimlere oturur, yayılırdı. Devlet üniversitelerinde nispeten yine bu gelenek devam ediyor ama özel üniversitelerde çimler bomboş. Çimde oturmadan üniversite öğrenciliği olur mu? (Hulusi Kutluay)


Cevap:
 Hulusi Beyciğim; bizim zamanımızda kantinler küçüktü, tabureler rahatsızdı, içerisi leş gibi tost kokardı. O yüzden herkes çimlerde otururdu. Şimdi üniversitelerde şahane cafeler, yemekhaneler var. Dinlenmek isteyenler için kütüphanede rahat koltuklar mevcut. Açık havada oturmak isteyenler için banklar yerleştirilmiş. Böylesine imkânlar varken ne diye çimlere yayılsınlar? İnek mi bunlar? Hem çimen üzerine telefonunu koysan nemden bozulur. Diz üstünü koysan içine karınca kaçar.


Portekizli gasteci


Soru:
 Sevgili Sivilay Abla; Hasan Cemal’i kadro dışı bırakan Demirören’in bir sonraki icraatının ne olmasını bekliyorsunuz? (Doğan Çakır)


Cevap:
 Sevgili Doğan; Portekiz’den iki yıldız gasteci transfer etmesini bekliyoruz.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.