Dr.Sivilay GENÇ
Dr.Sivilay GENÇ

Gazete: Taraf GAZETESİ

Feriştah’tan Hürrem’e Bahçeli’nin dünyası

  • 11.04.2013 00:00

 Soru: Sevgili Sivilay Abla; Devlet BahçeliÂkil İnsanlar arasındaki sanatçıları bizzat canlandırdıkları karakterlerle vurdu. Yılmaz Erdoğan’a “Mükremin Çıtır, herkesi Feriştah, Mücver Abla, zavallı Numan ve Tirbuşon mu görmektedir?” dedi. Bir Demet Tiyatro’da onca karakter varken Feriştah, Numan, Mücver ve Tirbuşon’u seçmiş olmasının altında yatan bilinçaltı mesaj nedir? (Cengiz Türkmen)


Cevap:
 Sevgili Cengiz; sorduğun sorunun, değerli meslektaşım Freud’un kulaklarını bol bol çınlatmamız gereken bir cevabı var. Feriştah ve Mücver erkek delisi iki karakterdir. Numan, Bahçeli’nin de dediği gibi zavallıdır. Karısı Feriştah için bir odun bile Numan’dan daha çekicidir.Tirbuşon kabadayıdır ama kadınlar karşısında süt dökmüş kediye dönmektedir.

Teşhisim; Bahçeli ciddi yalnızlık çekmektedir.

Tabii tam tesbit için daha fazla karakter analizine ihtiyaç var. Keşke Başbakan güncel dizilerden de bir oyuncuyu Âkil İnsan olarak seçseydi. Mükremin’e yetişememiş genç kuşakların Bahçeli’yi anlamaları daha mümkün olurdu. O hâlde iş başa düştü.


» Kıvanç Tatlıtuğ Âkil İnsan olsaydı:


“Kuzey! Kuzey! Kardon Ali’yi al kanlar içinde bırakan şerefsiz Ferhat’ı mı AK-layacaksın?”


» Gonca Vuslateri Âkil İnsan olsaydı:


“Vasfiye Teyze olup bir taraftan Kürtlere ‘Ne çektiniz be?’ diyecek, diğer taraftan Egelilere ‘Napacanız, eleminizi kederinizi barış için akıtacanız’ nasihatleri mi çekeceksiniz?”


» Meryem Uzerli Âkil İnsan olsaydı:


“Hürrem Hanımefendi. Büyük Türk kahramanı Malkoçoğlu bile şerrinizden nasibini aldı. Şimdi sıra aziz vatanımızda mı?”

 


Solun bedeli


Soru:
 Sevgili Sivilay Abla; solda bedel tartışması hiç bitmiyor. “Dava için ödenen bedel kadar mükâfat” kuralı hakkında düşünüyorsunuz? (Nurcan Ç.)


Cevap:
 Sevgili Nurcan; solun bir Henry Ford’a ihtiyacı var. Ford’a kadar en yüksek bedeli veren otomobili alıyordu. Bu durumda yollarda birkaç araba olabiliyor, sokaklar at pisliğinden geçilmiyordu. Ford bu gidişatı değiştirdi. En yüksek bedel ile en iyisine sahip olma paradigması gitti, yerine en az bedel ile en fazlasını alma mantığı geldi. Ford’un mükâfatları, pardon otomobilleri sokakları, caddeleri doldurmaya başlayınca diğer otomobil üreticileri de maksimum fayda hesapları yapmaya başladılar. Fordist ekol, otomobilden konfeksiyona sıçradı. Oradan çikolataya, tencereye, ilaca derken bütün bir sanayi en az maliyet ve en az fiyat ile maksimum memnuniyeti sunmak için yarışa girdiler.

Bu mantık bir İngiliz arabalarına bir de bizim sola ulaşmadı. Malum, İngilizlerin otomobil markalarını Japonlar, Almanlar, Çinliler haraç mezat satın aldı. Bizim solun alıcısı da yok.

Bu anlayışın ikinci bir sakatlığı da insanları davaları için fazladan fedakârlık yapmaya teşvik etmesi. Hapiste yattığı seneleri yarıştıran, yılın fazlalığına göre hürmet gören büyüklerine bakıp kendilerine hapishanede kariyer planı yapıyorlar. Bu da toplumsal bir hareket için en önemli kalem olan insan kaynağının çarçur edilmesi demek oluyor.

Sanırım bir tek Henry Ford solun sorunlarının üstesinden gelemez. Sağlam bir MBA programına ihtiyaç var. Şaka yapmıyorum. Ciddiyim.

Sloganlar bile solu aşağı çekmek için üretilmiş sanki:


» “Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiç birimiz!”

Herkesin aynı anda kurtulması matematik olarak zor. Hâlbuki aralarından bir kişi bile kurtulsa, geri kalanların kurtulması için elleri daha güçlenecek haberleri yok.


» “Tek yol devrim!”

Her zaman başka bir yol vardır. Tek yol deyip kendini alternatifsiz bırakmak insan kendisine yapabileceği en büyük haksızlıktır.


» “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi!”

Bu aslında bir slogandan daha çok bir beddua. Kahredeceğiz denmiyor. Başka bir güçten Amerikan emperyalizmini kahretmesi isteniyor. Babaannelerimiz hep söyler, “Bela verme. Yedi defa göğe çıkar, iner. Seni bulur,” diye.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.