• 2.05.2013 00:00
  • (30069)

 Bu bir veda yazısı. “Bu gece son biraz sonra..” şarkısını açtım ama yine de duygusallaşamıyorum. Maalesef aidiyet duygum yok denecek kadar az. Mekânları, eski işyerlerini, doğduğum evi, ilk okulumu ya da eşimle ilk karşılaştığımız o ağacın altını gördüğümde hiçbir şey hissetmem. Kendimi zorlarım ama yine olmaz. (Ancak insanları severim. Editörümüz Tamer Kayaş gibi.)

Diğer taraftan insanlara cömertçe hata yapma payı bırakmışımdır. Bu nedenle hiç hayal kırıklığına da uğrayamam.

Veda yazımın duygusuzluğu bu iki nedene dayanıyor.

Barış denen şeyi ucundan gördüğümüzden beri bir delilik hâli yaşıyoruz. Çocuğu ölümcül hastalığa yakalanmış bir annenin, bir babanın Sibirya’nın en ücra köyünde yetişen bir otun yüzde 2 ihtimal şifa getireceğini duymasıyla gözünü karartıp kendini yollara vurması hâli belki.

“Bu kadar umut bağlama”, “Sen onlara kulak verme”, “Kocakarı ilaçlarına itibar etme”, “Aslında amaçları senin paranı almak” diyenlere kulak asamayışımız ondan.

Ben Sibirya’ya gidiyorum. Allah kerim. Dönüşte güzel haberlerle dönerim inşallah.

***

Toplumsal Onarım ve Siyasal Rehabilitasyon

Anabilim Dalı Başkanı, Ruh ve Sivil

Hastalıkları Mütehassısı


[email protected]