ÜLKÜCÜLERİN DERSİM İLE İMTİHANI

  • 29.11.2011 00:00

 Dersim olayı tekrar gündeme geldiğinden  beri Ülkücü Camianın bu

konuda tam olarak ne dediğini anladınız mı? Bu gündem ile ilgili
olarak CHP'nin dümen suyuna girmiş halden farklı bir hal
hissedebildiniz mi?

Meğer Ülkücü Camia Kemalist tarih çizgisine geçiş yapmış da haberim
yok muş? Yapılan açıklamalardan çıkan sonuç bu.

Oysa 12 Eylül öncesi Ülkücü camianın  Kemalist tarih çizgisi ile
uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktu. O zamanın ülkücü diye bilinen
yayınevlerine bakın Kemalist tarih çizgisi ile örtüşen yayınlar
bulamazsınız.

Mesela Yılmaz Öztuna'nın  Ötüken Yayınevi tarafından Türk Tarih
Ansiklopedisi  bu çalışmalara örnektir.Resmi tarih tezlerine mahcup
bir karşı çıkma çalışmasıydı.

Bugün Dersim konusunda yazıları gündeme tekrar gelen üstat Necip Fazıl
Kısakürek hem MHP'li hem MSP'li gençlerin takip ettiği önemsediği
biriydi.

"Lozan Zafer Mi? Hezimet Mİ? Adlı kitap yine çok okunan kitaplar
arasındaydı. Her ne kadar yazar Kadir Mısıroğlu daha sonra MSP'den
milletvekili adayı olsa da.

Mustafa Müftüoğlu adlı yazarın "Yalan Söyleyen Tarih Utansın "adlı
kitapları da çok okunurdu. Bu kitap resmi tarih görüşünün Osmanlı ile
ilgili çarpıtmalarını düzenlemekle meşguldü.

Ülkücü Camianın o zamanlar Osmanlı Hanedanı ile de alıp veremediği
yoktu. Her bir üyesini saygı ile yâd ederlerdi. meşguldü

Ermeni Tehciri, Varlık Vergisi ve de Dersim mevzularında eleştirel
bir durum yoktu. Ortalıkta okunacak kaynak ya da bu mevzuları açmaya
cesaret edebilen birileri de yoktu,Dersim mevzusunda  üstat Necip
Fazıl hariç.

Ülkücü Camianın bu konuda neredeyse CHP ile ruh ikizi kıvamında siyasi
söylemler üretmesinin 12 Eylül darbe rejiminin bir başarısı olarak
görülmeli.

Darbe sonrasında "Fikirleri iktidarda, kendileri hapiste" olan kişiler
durumuna düşmüş olan Ülkücü Camia bu eziyet sürecinde en büyük dersini
aldı. Atatürk ile ters düşmeyi kendine yasakladı.

Atatürk ile ters düşülecek herhangi bir konu olduğunda da her zaman bu
konuları konuşmaya gerek yok ilkesini benimsedi. Bu ilke camiayı
ülkeyi yönetme fırsatını da getirdi kimi zaman.

Dersim ile ilgili yayınların hepsi ortada iken CHP içeresin de oluşan
iç iktidar kavgası ile ilgili olarak çıkan tartışma da başbakan önüne
gelen beleş topu gole çevirdi. Büyük  siyasi rant elde etti.

Bu gol CHP'yi sarstığı kadar Ülkücü Camiayı da sarstı ancak medyanın
ilgisi CHP ve AKP  ile ilgili olduğu için yeteri kadar gündeme
gelmedi.

Yeniçağ Gazetesi okuyucularımıza mektup adı altında şu açıklamayı
yapmış" Saygıdeğer okuyucularımız; Atatürk'e saldırmak için fırsat
kollayan zihniyet Dersim'i diline doladı... Tarihimize "isyan" olarak
geçen olay, ortalıkta estirilen  "tarihle yüzleşiyoruz" safsatasıyla
"katliam" haline sokuldu. Şurası bilinmelidir ki; bu işin peşine
düşenlerin bayraktarlığını yapanların asla Dersim'le ilgili bir
dertleri, üzüntüleri yoktur. Hatta aralarında için için "keşke
haritadan tümden silinseymiş"  diyenler de az değildir. Onların bütün
dertleri bugüne kadar açıktan saldıramadıkları Atatürk'e, bu olayı
fırsat bilerek gizli düşmanlıklarını, kinlerini açıkça kusma fırsatını
aramaktır."

Bu açıklama 12 Eylül'ün Ülkücü Camia üzerinde yaptığın restorasyonun
açık bir ifadesi.Yeniçağ Gazetesi Ülkücü Camianın gazetesi değil
deniyorsa oda başka.

Böyle bir restorasyon gerçekleşmemiş olsa Altemur Kılıç gibi yazarlar
bu camia da kendilerine yer bulamazlardı ki.12 Eylül öncesinde de
bulamamışlardı zaten.

Ülkücü Camia başbakanın bu mevzudan elde ettiği siyasi ranttan başka
bir şeyi dillendirmemektedir. Bu sukut rantın daha da artmasına fayda
sağlamaktadır.

Ülkücü Camia Dersim ile ilgili dersten sınava girmek zorundadır.
Dersim ister istemez mecburi ders  statüsüne girmiştir. Bu derse
girmeyenlerin siyasi rüştlerini ispat etmede sıkıntıları hep var
olacaktır.
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.