• 13.07.2021 06:52
  • (99)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göre öyle…
***
Muhalefet partilerinin liderleri uzunca bir süredir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Beştepe’deki debdebe, şaşaa ve israftan dolayı eleştiriyorlar, Beştepe’de “Cumhurbaşkanlığı nezdindeki faaliyetler ‘itibardan tasarruf olmaz’ anlayışı ile ülkemizin vakarına yaraşır bir şekilde yürütülme mecburiyeti vardır” savunması yapıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanmasına ilişkin 1 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayınladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tasarruf genelgesinde neler olduğuna, nelerin israf olarak görüldüğüne bakalım:

Genelgeye göre artık kurumlar bütçelerini aşan faaliyet genişlemesine gidemeyecek, ihalalere alım konusuyla ilgili olmayan unsurlar dahil edilmeyecek, kamu hizmetlerinde bütçe sınırları aşılmayacak, hizmet binalarına dair yeni araziler alınmayacak, kiralama yapılmayacak, kamu kurumlarındaki taşıt sayısı en az yüzde 20 oranında azaltılacak, makam araçlarında kısıtlamaya gidilecek, çeşitli görevlerde bulunan belediye başkanları, belediyelerde genel sekreterler ve genel müdürler görev yerleri arasındaki sadece sabah akşam geliş ve gidişleri için hizmet aracı olarak kurumların “station wagon” tipi araçlarından yararlanabilecek. Hizmet araçları tatil günlerinde kullanılmayacak, ekonomik taşıtlar tercih edilecek. Cep telefonu tahsislerinde kısıtlamaya gidilecek.

Tedbirler böyle devam ediyor.

Ama tasarruf yapmayacak, harcamalarında hiçbir kısıtlamaya gitmeden aynen kaldığı yerden devam edecek olan iki yer var:

Cumhurbaşkanlığı İdari İşler ve TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliği.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Temmuz tarihli genelgesinde “itibardan tasarruf olmaz” diyerek CB İdari İşler ve TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliği’ni parantez içine alarak bu iki yerin “hariç” olduğunu belirtti.
Ülkeyi yönetenlerin, ülkede tasarruf tedbirlerine gidilmesine karar verip, kendilerini bu tasarruf tedbirlerinin dışında tutmaları tuhaf değil mi?

Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan ve 19 Aralık 2020 tarihinde yapılan oylamayla Meclis’te kabul edilen 2021 bütçesine göre Cumhurbaşkanlığı’na 4 milyar 39 milyon lira ayrıldı. Bu bütçeye göre Cumhurbaşkanlığı her 22 saniyede bir asgari ücret harcıyor. İktisatçıların hesaplamalarına göre Beştepe’nin asgari ücretli birinin bir yıllık kazancını tüketme süresi 4 dakika 24 saniye.

***
Beştepe’nin tasarruf tedbirlerinin dışında tutulmasına tepki gösteren CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözleri şöyle:

“Bir genelge çıktı. Tasarruf tedbirleri. Cumhurbaşkanlığı imzasıyla yayınlandı. ‘Herkes genelgeye dikkat edecek ben hariç’ diyor. ‘Herkes tasarruf yapacak, israftan herkes kaçınacak ben hariç’ diyor. Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı ve TBMM Başkanlığı Genel Sekreterliği her türlü israfı yapabilirler ama vatandaş yapmayacak. Sizin vicdanınıza sesleniyorum, devlet böyle yönetilir mi? Önce sen tasarruf yapacaksın ki vatandaş örnek alacak seni.”

Sayın Kılıçdaroğlu devamında da şöyle dedi:

“Ben maliyeciyim. Tam 27.5 yılımı devlete verdim. Vergi nasıl toplanır bütçe nasıl yapılır, para nasıl harcanır, tasarruf nasıl yapılır, israf nasıl önlenir bunların hepsini biliyorum. 13 tane uçak mı var? Satacağım onları. Lüks arabalar mı var? Satacağım onları. Bir kişi 3 yerden değil 5 yerden değil 11 yerden aylık alıyorsa bitireceğim bunların tamamını.” (1 Temmuz)

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir hafta sonra partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap verdi, hem de ne cevap!

Erdoğan’ın açıklamasını aynen paylaşıyorum, okuyalım:

“Neymiş gelince uçakları satacakmış. Senden öncekiler de bunları söylüyordu. Uçakları satınca devleti yönetmiş mi oluyorsun. Dünyayı dolaşacaksın neyle tarifeli uçakla mı? Otobüsle seyahat edersin. Sonra da ben muhasır medeniyetler seviyesine çıkacağım dersin. Sen bu kafayla daha çok gidersin.” (8 Temmuz)

Muasır medeniyetin ölçüsü uçak filosu mudur? Bir ülkenin devlet başkanının kaç uçağı varsa o kadar muasır medeniyete ulaşmış mı oluyor?

Ülkesinin metrosuyla, treniyle, otobüsüyle yolculuk yapan, tarifeli uçaklarla ülke ziyaretlerine giden dünya liderleri Sayın Erdoğan’ın bu cevabını okuduklarında gülümsemişlerdir herhalde…

Nitekim Erdoğan’ın “Dünyayı dolaşacaksın neyle tarifeli uçakla mı, otobüsle seyahat edersin” sözleri sosyal medyada özellikle gençler arasında bir hayli espri konusu oldu. Haber siteleri anında makamlarına bisikletleriyle gidip gelen, tarifeli uçağa binen liderleri haberleştirdiler.

Odatv sitesi, 2015’te Türkiye’yi ziyaret eden Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö Helsinki’den İstanbul’a THY’nin tarifeli seferiyle geldiğini, Meksika Devlet Başkanı Manuel Lopez Obrador’un 2018 yılında bir tarifeli uçakta 3 saat beklemesine rağmen yine de “Bu kadar yoksulluk varken lüks uçağa binmeye utanırım” diyerek başkanlık uçağını satmakta kararlı olduğunu, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in 2018 yılında G20 Zirvesi’ne katılmak üzere tarifeli uçakla Madrit üzerinden Arjantin’e ulaştığını haberleştirdi. (8 Temmuz)

Angela Merkel Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden birini yönetiyor, market alışverişine gidiyor, tarifeli uçağa biniyor.

2021 yılının dünyanın en güçlü pasaportlarına sahip ülkeleri açıklandı. Henley Pasaport Endeksi’ne göre Finlandiya dünyanın en güçlü pasaportuna sahip ülkeler listesinde İtalya, Lüksenburg ve İspanya ile 4 sırayı paylaşıyor.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı her yıl, siyasetçilerde bir farkındalık yaratmak amacıyla Dünya Mutluluk Raporu’nu yayınlıyor. Türkiye bu yılki sıralamada 149 ülke arasında 104’üncü sırada.
ABD’de yayınlanan U.S. News & World Report anketine göre, dünyanın ‘en iyi ülkesi’ Almanya üçüncü sırada, Türkiye ise 78 ülke arasında 34. sırada yer aldı.

OECD’nin Daha İyi Yaşam Endeksi’nde İstihdam Kategorisinde Türkiye 40 ülke arasında 36’ıncı sırada.
Ekonomi, demokrasi, özgürlükler, hukuk, güvenlik, refah düzeyi raporlarında ülkemiz listelerin kaçıncı sırasında yer bulabiliyor kendisine.

Nedir muasır medeniyet, ne demek? TDK sözlüğüne bakalım: Muasır’ın kelime anlamı, çağdaş yani bulunulan çağın şartlarına uygun olmak. Medeniyet ise uygarlık demektir ki, bir ülkenin, bir toplumun, maddi ve manevi varlıklarının, fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümüdür.

Çağdaşlığın ölçüsü hukukun üstünlüğü, bir ülkenin çağdaş olmasının ölçücü insan haklarının teminat altında olmasıdır. Bilime verilen değerdir. Bilim insanlarının yetişmesidir. O ülkenin tekniğe verdiği önem ve yatırımdır. Gençlerinin ülkelerinde kendilerine bir gelecek görmesidir.

Nitekim Merhum Mümtaz Turhan yıllar önce “Bugünkü Garp medeniyetinin esas unsurları ilim, ameli hayata tatbikinden ibaret olan teknik, insan haklarını teminat altına alan hukuk ve hürriyettir” diye yazmıştı. (Garplılaşmanın Neresindeyiz, Sh. 46)

***

Bir ülkede modern ve şaşaalı adalet saraylarının olması, yollarının, köprülerinin, hanlarının, çeşmelerinin, otobüslerinin, modern ve gösterişli kamu binalarının olması o ülkeyi çağdaş yapar mı? Bir ülkeyi hukuk devleti yapan modern ve büyük adalet sarayları mıdır?

Gösterişli kamu binaları o ülkeyi uygar, ihtişamlı, görkemli devlet binalarına sahip olmak devleti itibarlı yapmaya yeter mi?

Devletin itibarı devlet binalarında, pahalı uçaklarda ve uçak sayılarında aranır mı? Devlet itibarı bunlarla ölçülür mü?

Kaç yıldır atalarımızın “muasır medeniyet seviyesini” yakalama vasiyeti yerine getirilmeye çalışılıyor ülkemizde, ancak muasır medeniyetin seviyesi odaların mefruşatında, gösterişli makam koltuklarında aranıyor.

Sayın Erdoğan da arıyor, eğitim başlığında 19 yıllık AK Parti iktidarında kaç okul binası, kaç derslik yaptıklarını, kaç üniversite binası yaptıklarını, adalet, hukuk denildiğinde ihtişamlı adalet binalarını saymaya başlıyor.

Muasır medeniyetin ölçüsü 13 uçaklı filo, ülkemizdeki refah seviyesinin ölçüsü de “buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinası” oluyor!. Hal böyle olunca da Sayın Erdoğan’ın “Buzdolabı satışı 18 yıl önce 2 milyon 88 bin adetten, 2,5 milyona çıktı. Çamaşır makinası ve bulaşık makinası satışları yükseldiği. Bunları niye söylüyorum? Bütün bunlar ülkemizdeki refah düzeyini ifade etmesi bakımından önemlidir” değerlendirmesinde bir mantık silsilesi olduğu ortaya çıkıyor. (10 Ağustos 2020)

***
Hamiş: Sayın Erdoğan’ın bu tasarruf genelgesi bana metal yorgunluk hamlesini hatırlattı. Erdoğan’ın Tasarruf Genelgesi ve AK Parti teşkilatlarına yönelik başlattığı metal yorgunluk hamlesi birbirine çok benziyor.

Anlatayım: Hatırlayacaksınız Cumhurbaşkanı Erdoğan tabanının AK Parti Genel Merkez’e ve kendisine yönelik tepkilerinin önünü alamayınca “metal yorgunluk” demiş ve tabanına partide revizyona gideceği mesajını vermişti.

Ancak tabanın asıl rahatsız olduğu ve değişmesini istediği “AK Parti Genel Merkez’i, milletvekillerini, bakanlarını ve çevresindeki isimleri” metal yorgunluğunun dışında bırakmıştı.