• 20.07.2021 23:46
  • (112)

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gece yarısı imzaladığı kararla Melih Bulu’yu Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamıştı, 7 ay sonra yine bir gece yarısı imzalayıp yayınlandığı kararla görevden aldı.

Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörü olarak uykuya dalan Melih Bulu görevden alındığını sabaha karşı (su içmeye uyanmış olabilir) ilk sosyal medyada okumuş, okumuş ama sosyal medya hesabından yaptığı şu paylaşım Bulu’nun görevden alındığına inanamadığını gösteriyor: “Hakkımda şu an Twitter gündeminde olan konuya cevabım yine eskiden çıkan asılsız haberle aynıdır; ‘Peki bundan şeyin haberi var mı? Mesela benim:) Oyuna gelmeyin çocuklar, uyuyun.”

Nitekim kendisi uyumaya devam etmiş!

***

Bulu’nun yaptığı “şeyin haberi var mı, mesela benim” esprisi bir hayli ironik... Kendi esprisiyle uyandığında “şey” olarak haberin doğru olduğunu gördü, sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’la fotoğrafını paylaştı, sonra da hesabını kapattı.

Melih Bulu görevden alındığını Resmi Gazeteden öğrenen ilk isim değil sonuncusu da olmayacak ancak sanırım görevden alınırken adam yerine konulmadığını bu derece açık eden ilk isim oldu.

Melih Bulu’dan 24 saat önce görevinden alınan TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’in artık kendisiyle devam edilmeyeceğinden, yerine bir başka ismin atanacağından haberi var mıydı mesela?

Akif Beki 16 Temmuz tarihli “Rektörlükten Nasıl Gitti?” başlıklı yazısında yıllarca sadakatle hizmet eden, her denileni yapan, TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’in de görevden alındığını Resmi Gazeteden öğrendiğini, hatta Naci Ağbal’ın Merkez Bankası Başkanlığından azledildiğini sabaha karşı uyandığında telefonuna gelen mesajlardan duyduğunu aktardı.

Bu davranış biçimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın normali oldu.

Soru şu: Son altı yıl içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan en son kiminle, hizmetleriniz için teşekkürler, artık sizinle çalışmayacağız çayı, kahvesi içerek, tokalaşmış ve helalleşmiştir acaba?

Nitekim Melih Bulu’nun kaderi de aynı oldu. Çünkü bu sistem böyle bir sistem!

***

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan Bulu’yu neden görevden aldı?

Başta bu krizin 6 ay içinde biteceğini öngörmüştüm, öyle de olacak, tansiyon düşecek, 6 ay içinde de tamamen bitecek. İstifa etmeyi düşünmüyorum” diyerek göreve başlayan Melih Bulu’ya Boğaziçili öğretim üyeleri ve öğrenciler alışmadığı, eylemler son bulmadığı için mi?

Değil...

Muhalif kesim, medya ve Boğaziçililer Erdoğan’a geri adım mı attırdı? Erdoğan Boğaziçili öğrencilerin yaptıkları protestoların fikir özgürlüğü kapsamında olduğuna inandı, “Kayyum rektör istemiyoruz” diyen Boğaziçili öğrencilerin haklı olduğuna mı kanaat getirdi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Ocak 2021’de Boğaziçi’ndeki eylemlerin fikir özgürlüğü ile ilgisinin olmadığını ifade etmiş ve şöyle demişti:

Terör örgütü iltisaklı kişilerin en ön safta yer aldığı bu tür eylemlerin demokrasiyle hak arayışıyla fikir ve ifade özgürlüğüyle uzaktan yakından ilgisi yoktur.”

MHP lideri Devlet Bahçeli’ye göre “Türkiye’nin boğazını sıkmak isteyen provokatörler Boğaziçi’ne tutunmanın” arayışındaydılar ve “toplumsal huzur ve sükuneti baltalamayı eğitim hakkı gibi lanse ve servis eden iç ve dış mihraklar, devşirdikleri piyonlarla yasa dışı protestoları yaygınlaştırmanın amacındaydılar. Onlar evlat, öğrenci değil başı ezilmesi gereken yılanlardı.” (1 Şubat 2021)

Cumhur İttifakı hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını mı, kandırıldıklarını mı, Boğaziçili öğrencilerin protestolarında haklı olduğunu mı anladılar? Hayır…

***

Melih Bulu’nun yüksek lisans ve doktora tezlerinde intihal yaptığı doğrulandığı için mi?

Sözcü’den İsmail Saymaz’ın yazdığı kulis bilgiye göre Melih Bulu’ya yönelik intihal iddialarına ilişkin rapor YÖK’e ulaşmış, YÖK Genel Kurulu intihal iddialarını incelemiş. İntihallerin hatadan ibaret değil, sistematik olduğu, paragraf paragraf kes kopyala yapıştır yaptığı doğrulanmış. YÖK Başkanı Yekta Saraç Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gitmiş ve “Daha fazla taşıyamayız, görevden alalım” demiş.

YÖK, Melih Bulu’nun yüksek lisans ve doktora tezlerinde intihal yaptığını bilmiyor muydu? Erdoğan intihal hadisesini bilmiyor muydu?

Bu Erdoğan’ın Bulu’yu neden görevden aldığına dair kamuoyuna anlatılacak en iyi bahanelerden biri olabilir ama en iyi bahane sadece. Bu tür etik kurallar, ahlaki ilkeler Sayın Erdoğan için önemli olsaydı “1 aylık profesörü” kanunlarla oynayarak rektör yapmazdı. Milli Güreşçi birini kamu bankasına yönetim kurulu üyesi yapmazdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bulu’yu neden görevden aldı?

Açık ve net Sayın Erdoğan’ın canı öyle istediği için.

E, çünkü 25 Haziran 2018 tarihinden bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan “bütün yetkilerin tek elde toplandığı, istediği kararı istediği gibi verebildiği, tek kişilik hükümet sistemiyle” yönetiyor ülkemizi.

Mutlak güce sahip olmak bile iktidarların varlığını sınırsız olarak sürdürmeye yetmiyor. Totaliter yönetimlerin liderleri her daim hem topluma hem de çevresindekilere güçlü olduğunu ve gücünden bir şey kaybetmediğini, kontrolü yitirmediğini göstermeleri gerekiyor.

***

Kanunların Ruhu” kitabında iki yüz yıl önce “güçlerin dengelenmesini sağlayacak şekilde yetkilerin bölünmesi” gerektiği önerisinde bulunan Montesquieu güçlerin tek elde neden toplanmaması gerektiğini de şöyle izah ediyordu:

Öteden beri denenmiştir, kendisine yetki verilen her insan bu yetkiyi kötüye kullanmaya eğilimlidir; bir sınırla karşılaşıncaya kadar kötüye kullanmaya devam eder. Bilmem söylesem inanır mısınız? Faziletin bile sınırlanmaya ihtiyacı vardır.” (Sh. 217)

200 yıl önce iktidarlar sınırlandırılmalı diyen bir çaba ve 200 yıl sonra bütün acı, vahim tecrübelere rağmen bütün yetkilerin tek elde toplandığı bir hükümet sistemiyle ülkeyi yönetmek isteyen bir zihniyet.

Ve tek kişilik hükümet sistemindeki “güç gösterisinin” ortaya koyduğu vahim tablo.

Montesquieu gücün tek elde toplandığı sistemlerde insanlık onurunun da, devlet kurumlarının da, mevkilerin de rütbelerin de aynı şekilde kötüye kullanıldığını yazar ve şöyle der: “İstibdat yönetimlerinde liderlerin hiçbir fark gözetmeksizin bir prensten uşak, bir uşaktan da bir prens yaratmaları işten bile değildir.” (Sh.118)

Sayın Erdoğan canı istediği için dediğim bu. Bir aylık profesör liyakat ehliyet sahibi olduğundan değil bu hükümet sisteminin Cumhurbaşkanına istediği her şeyi yapabilme gücünü verdiği için rektör olabiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sihirli kararnameleri sayesinde, istediğinde bir uşağı bir prense ya da bir prensi bir uşağa çevirebiliyor.

Melih Bulu ya da Melih Buluların bir anlamı, bir değeri yok bu sistemde. Öyle ya Erdoğan ne yapacaktı? Liyakat ve ehliyet ilkeleriyle asla gelemeyecekleri makamlara getirdiği kişileri görevden alırken bir de nezaket gösterip haber mi verecekti?!

Şu anda Erdoğan için tek önemli şey var. O da iktidarını devam ettirmek ve kendi tabanına ve topluma hala güçlü olduğunu gösterebilmek. O yüzden Erdoğan önümüzdeki günlerde elindeki iktidarı kaybetme korkusunu hissettikçe başka korkular yayarak bu durumu aşmaya çalışacak.