• 4.08.2021 06:33
  • (204)

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek sosyal medya hesabından feryat ediyor: “Yangın şehre indi. Ne olur buraya uçak gönderin, helikopter gönderin. Bütün yetkililere sesleniyorum, yanıyor insanlar.”

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Ankara’ya yalvarıyor: “Şu anda gördüğümüz sırtlarda yangın devam ediyor. Burası Sevinçönü’nün daha da doğuya bakan yamaçları. Şu anda o yangın buraya doğru geliyor. Oradan vadiye indiğinde çamlar var. Buradan sonra bizim bu yangını tutmamız imkansız. Bir an önce buraya uçak, helikopter ne gelecekse gönderin. Lütfen, lütfen, lütfen, hava desteği, helikopter, uçak istiyoruz. Durum gerçekten çok ciddi.”

Marmaris Belediye Başkanı Mehmet Oktay yetkililere sesini duyurmaya çalışıyor: “Hisarönü yanıyor! Alevler yerleşim yerlerine kadar geldi, evler tahliye ediliyor. Acil havadan destek şart! Çığlıkları duyun artık.”

Manavgat’ta, tarlayı saran alev kapanından ineklerini kurtarmaya çalışan bir vatandaş çığlık çığlığa bağırıyor: “Allah’ım yardım et!”

Marmaris Delikyol’da elleriyle yangını söndürmeye çalışan vatandaşlar “Hava desteği yok, acil uçak lazım buraya. Kaçamıyoruz, yangının içerisinde kaldık” diye feryat ediyor.

Manavgat, Akseki, Gündoğmuş, Muğla Seydikemer, Köyceğiz, Marmaris Hisarönü, İzmir Buca, Bodrum Milas başta olmak üzere 36 ilimizdeki ormanlarımız 7 gündür gözlerimizin önünde cayır, cayır yandı.

Ankara kulakları sağır eden “yardım edin, evlerimiz, ormanlarımız, tarlalarımız yanıyor” çığlıklarını duymadı, bölge halkının beklediği hava desteği bir türlü sağlanamadı.

Ormanlar, köyler, mahalleler, tarlalar, evler yandı.

***

Ne bir gecede aniden çıktı bu yangınlar ne de ülkemizin ormanları ilk kez yanıyor.

Her yıl bu aylarda ormanlarımızda yangınlar çıkmış, bütün istatistikler bunu doğruluyor.

Orman Genel Müdürlüğü 2 Haziran’da ‘sıcak gelişme’ başlığı ile yangın risk haritasını yayınlamış.

Haritayı görüyorsunuz.

elifcakiryazisii.jpg

Var mı bir sürpriz durum?

Yok.

Orman yangınlarının söndürülemeyişinin sebebi ne?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli devletimizin envanterinde yangın söndürme uçağımızın, helikopterimizin olmadığını açıkladı.

Şaka değil gerçek. 19 yıldır ülkeyi aralıksız yöneten iktidar partisinin bakanı çıktı yangını söndürecek araç gerecimiz yok dedi. Açıklaması tam olarak şöyle:

Envanterimizde yangın söndürme uçağımız ve helikopterimiz yok, bu ezelden beri böyle.” (30 Temmuz)

Ezelden beri devletin envanterinde yangın söndürme uçakları ve helikopterleri olmayabilir ama Türk Hava Kurumu’nun uçakları vardı.

Nitekim Türk Hava Kurumu’nun uçaklarının ormanlardaki yangına neden müdahale etmediği sorusu gündeme geldi.

Bakan Pakdemirli “THK uçaklarının yangına neden müdahale etmediğini” şöyle açıklıyor: “THK’nın elindeki uçaklar uçabilecek kapasitede değil, uçsa da performans verecek kapasite de değil. 1960'lardan kalma uçakları kullanalım tarzı açıklamalar yapılıyor. Türk Hava Kurumu'ndaki uçaklar uçacak kapasitede olmadıkları için kullanmıyoruz.” (30 Temmuz)

AK Parti iktidarı döneminde 2003 yılında 2.177, 2004 yılında 1.761, 2005 yılında 1.529, 2006 yılında 2.227, 2007 yılında 2.849, 2008 yılında 2.135, 2009 yılında 769, 2010 yılında 500, 2011 yılında 325, 2012 yılında 1.000, 2017 yılında 774, 2018 yılında 500 adet orman yangını çıkmış ve çıkan bütün yangınlarda THK’nın uçakları kullanılmış, hurda denilmemiş, antika denilmemiş, 1960’lardan kalma uçaklar diye burun kıvırılmamış.

***

Pakdemirli’nin açıklama yaptığı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan da THK uçaklarıyla ilgili bir açıklama yaptı:

THK’nın uçağı varmış, bilmem neymiş. THK’nın şu anda elinde buralarda rahatlıkla kullanılabilecek uçak yok.” (30 Temmuz)

Sayın Erdoğan bu açıklamayı yaptığında 22 ilde 71 orman yanıyordu ve kendisi henüz olay mahalline gitmemişti bile. 22 ilimizin 71 ormanı cayır, cayır yanarken devletin başının açıklaması “kullanılabilecek uçak yok” oldu maalesef.

Türk Hava Kurumu’nda yok, devletin envanterinde niye yok? Orman Bakanlığı’nda neden yok?

Hani Türkiye kendi yangın söndürme filosunu kuruyordu?

***

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe 26 Ağustos 2006 tarihinde şu müjdeyi vermişti: “Cumhuriyet tarihinde bir ilki gerçekleştiriyoruz. Bugüne kadar yangınla mücadele, sadece kiralık hava filolarıyla gerçekleşmiştir. Türkiye’nin dışa bağımlı olmadan kendi helikopter ve uçak filosunun olması gerekiyor. Başbakan’a yangınlarda müdahale için istediğimiz kadar uçak ve helikopter bulmakta zorlandığımızı ilettim. Başbakanımızın talimatıyla 20 yangın söndürme helikopteri alıyoruz. Helikopter filosunun yanı sıra 8,5 ton su alan 10 adet büyük amfibik uçağın alımı da gündemimizdedir.”

6 Ağustos 2008 tarihinde bu kez müjdeyi Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu verdi. CNN Türk’e yaptığı açıklamada “Başbakan Erdoğan orman yangınlarına müdahalede kullanılacak özel yangın söndürme uçaklarının alınmasını istedi. Amfibik uçaklar, helikopterler, yangın söndürme uçakları almamız için Sayın Başbakan bize talimat verdi” dedi.

Bakan Eroğlu da “Dışa bağımlı olmadan Türkiye kendi filosunu kuracak” dedi.

Görüyorsunuz değil mi, propagandayı, algıyı, hamasi vaadi, siyasi popülizmi?

Hani nerede yangın filosu? Sayın Erdoğan’ın alınması için talimatını verdiği amfibik uçaklar, helikopterler, yangın söndürme uçakları?

Bakan Pakdemirli de Sayın Erdoğan’ın talimat verdiğini müjdeledi: “Envantere uçak alımıyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla çalışmalara başladık. İhalesini de inşallah bu sene içinde tamamlıyor olacağız.” (30 Temmuz)

Bakan Pakdemirli 25 Kasım 2020 tarihinde şöyle demişti: “2021 yılında 33 helikopter, 5 uçak, 4 İHA’dan oluşan bir filomuz olacak.”

CB hükümet sisteminde kabine yok, bakanlar sadece birer siyasi teknisyen. Bunu şunun için söylüyorum Sayın Pakdemirli’nin bırakın 33 helikopter almayı bir uçak alma yetkisi yok. Sadece Pakdemirli değil bütün bakanlar öyle, hepsi siyasi teknisyen statüsünde.

Gördünüz mü? Sürekli verilen talimatlar var. Acayip bir siyasi propaganda var. Ama ortada hiçbir şey yok. 2023 vaatleri gibi. Sayın Erdoğan 2011 yılından bu yana “2023 hedeflerine kararlı bir şekilde yürüdüklerini” söylüyor. 2021 yılında bu hedeflerin yarısı gerçekleşmiş olması gerekiyor değil mi?

Ne kadarı gerçekleşti?

Konumuza dönecek olursak 2002 yılından 2018 yılına kadar çıkan bütün orman yangınları Türk Hava Kurumu’nun uçaklarıyla söndürülmüş.

Hatta Türk Hava Kurumu’nun “Ateş Kuşları” olarak adlandırılan yangın söndürme uçakları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın direktifleriyle Gürcistan’daki orman yangınlarına müdahale için gitmişler.

25 Ağustos 2017 tarihli bütün gazeteler (Hürriyet, Milliyet, Habertürk, Sabah) şu başlıkla çıkmışlar: “Erdoğan talimat verdi, ‘Ateş Kuşları’ Gürcistan için havalandı”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Murat Bakan, THK uçaklarının Sayın Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Teknofest’te uçuş şovu yaptığını hatırlattı.

Soru şu:

Ne oldu da bu uçaklar bir anda performans kapasitelerini kaybettiler?

***

Diyelim ki THK’nın uçakları antika oldu, performanslarını da kaybettiler. 19 yıldır ülkeyi yöneten bir iktidar partisi devletin envanterine 19 uçak alamaz mıydı? Her yıl bir yangın söndürme uçağı alınsaydı bugün ormanlarımız göz göre göre 7 gün boyunca yanar mıydı?

Çok değil her yıl sadece bir tane yangın söndürme uçağı alınsaydı bugün devletin kasasından Rus uçaklarını kiralamak için 24 milyon dolar çıkar mıydı?

Yazık değil mi bu ülkeye?

Devleti zarar uğratmak değil midir?

Vebalı yok mu bunun?

***

19 yıl boyunca ülkeyi aralıksız yöneten bir iktidar partisinin sanki iktidara dün gelmiş gibi “ama, fakat, öyleydi, şöyleydi, böyleydi” deme hakkı var mı?

Hangi propaganda argümanı, ormanlarında çıkan yangınları yedi gün boyunca söndüremeyen (umarım siz satırları okurken yangınlar söndürülmüş olur) bir iktidar partisi gerçeğinin üstünü örtebilir?