• 24.01.2020 00:00

 Seksenli yılların sonuydu. Halkevleri Genel Başkanlığını yapan Ali Nejat Ölçen Karabük Halkevinin açışına gelmişti.

Salonda bulunan çoğu Marksizm ile iltisaklı olan katılımcılara şöyle diyordu:

“Her şey için açlık grevine giderseniz, bu eylemin niteliğini kamuoyu önündeki etkinliğini kaybeder, açlık grevleri bir müddet sonra kanıksanan bir eylem olur, hiçbir değeri kalmaz.”

Nitekim sonrasında o kadar çok açlık grevi yapılmıştı ki açlık grevlerinin kamuoyu nezdinde bir değeri kalmamıştı.

Akçakoca’da yapılması alışkanlık haline getirilen eylem ise basın açıklaması.

Ota çöpe her şeye basın açıklaması yapılıyor.

Vicdanlar rahatlatılıyor.

Biz üzerimize düşeni yaptık ancak yeterli destek gelmedi deniyor.

Basın açıklamalarına katılan bu kişilerin sayıları 40 kişi civarında.

Huzurevinin kapatılması ile başka yere taşınması ile bu sayısı 60 kişiye zor çıktı.

Bir iki gün önce belediye başkanı da bu grupla görüşme yapmış ancak basın açıklamasına katılmamıştı.

Katılmadığı gibi kendi adına birilerini göndermemiş belediye çalışanlarının eyleme destek vermesini filan tavsiye etmemişti.

Belli ki basın açıklaması öncesi yapılan toplantıya zoraki katılmıştı.

Şimdi Okan Yanmaz’da huzurevinin Akçakoca’da kalmasını beceremeyenler kervanına katıldı.

Sorumlulardan biri de artık Okan Yanmaz.

İlçe başkanları da basın açıklamasına katılmıştı.

Yanlarında kaç parti mensuplarını getirdiler?

Partililerine çağrı yaptılar mı?

Yoksa bir mecburiyetten dolayı mı geldiler.

CHP’nin 106 delegesi var onlar gelse bile basın açıklaması daha kalabalık olurdu.

Şunu söylemek istiyorum:

Aynı kişilerin öne çıkıp basın açıklaması yapılmasından bir netice çıkmıyor ve çıkmayacak.

Huzurevinin taşınması gibi haklılığı Akçakoca’da tartışılmayacak bir mevzuda 60 kişinin katılımını ancak sağlayabiliyorsunuz netice alabilmeniz mümkün değildir.

Hiç basın açıklaması yapmamaları yapmalarından daha iyidir.

Toplumdaki öfkeyi ölçülebilir hale getirilmiş oluyor.

Basın açıklamasını 60 kişi ile yapabilmek öfkeyi söndürmeye katkı vermiş oluyor.

Eğer basın açıklamasına 2000 kişi ve daha fazlasının katılımın sağlanmış olsa öfkenin gerçekten büyük olduğu anlaşılmış olsa huzurevi mevzusunda çok şey değişmiş olurdu.

60 kişiyle basın açıklaması yapılırsa bu basın açıklaması huzurevinin Akçakoca’dan gitmesine katkı verir sadece.

Aynı kişilerce aynı şekilde yapılan eylemin bir faydası yok.

Biraz geri durmalarının vakti geldi de geçiyor.

Hem vicdanlarınızı yeteri kadar da rahatlamışsınızdır yaptığınız basın açıklamaları ile.

Artık başkalarının ve başka eylem biçimlerinin öne çıkmasına müsaade etmelisiniz.

**

Mahallede ki yangına duyan herkes koşar.

Kimi yardım etmek için kimi seyretmek için.

Huzurevinin yangın olarak değerlendirilmesi sağlanmalıydı, bu olmadı.

Huzurevi artık bir yangın yeri, huzurevinin Akçakoca'da kalması sağlanamadı.

Azar azar çıkan dumanları bile sönmeye yüz tuttu.