• 2.08.2021 01:05
  • (97)

Türkiye yanıp tükeniyor… İnsanıyla, doğasıyla… Tekçi anlayış üzerine kurulan sistem şu anda sadece baskı, zulüm, şiddet ve kıyımla ayakta kalabiliyor. Rejim insanları birbirine düşürüp bölerek güç kazanmaya çabalarken hedefindeki toplumsal kesimleri yalnızlaştırma politikası izliyor.

Konya’da bir ailenin hunharca katledilmesi rejimin hem dilinin, hem de bilinçli politikasının açık bir sonucu. Ancak muhalefet partilerinin saldırıya uğrayan ailenin Kürt olduğu gerçeğinin inkarı, ırkçı söylemin gözlemden gelmesi, katliamcı dil ve politikaya açıkça karşı çıkamaması, Türkiye’nin en büyük yarası, demokrasi ve hukuk devletine geçebilmesinin önündeki en büyük engeli.

Irkçı bir grubun Konya Katliamı’nı protesto eden insanlara müdahale etmeyerek yol vermesi, sistem partilerinin “aile husumeti” söylemini boşa çıkardı.

Toplumun terörist, şucu, bucu diye ayrıştırılan; birbirlerine düşmanlaştırılan insanlarını bir araya getirecek ortak bir dil ve söyleme ihtiyaç var. Burada iş, büyüklüğü ne olursa olsun medyaya düşüyor. Medya demokrasi, insana saygı, hukuk devleti, etnik, cinsel kimlik, din, dil, mezhep farkı gözetmeden insanın eşitliğine inanan tüm kesimleri bir araya getirmek için en önemli araç.

Türkiye’nin en değerli insanları susturulmuş, yerinden yurdundan edilmiş durumda. Bu insanlara bir platform sunmak, bilgi ve birikimlerinden yararlanmak, demokrasi ve hukuk devleti mücadelesinde katkılarını almak elzem. Artı Gerçek’te temel hedefimiz bu olacak.

Geçmişte herkesin bir biçimde hatası olmuştur. Olmamış olsaydı AKP gibi bir parti 20 yıldır tek başına iktidarda kalamazdı. Geçmişe takılarak birbirimizi suçlama yerine faşizmi nasıl bertaraf edeceğiz birlikte yarını nasıl kuracağız sorular üzerinde yoğunlaşırsak Türkiye halkları için daha hayırlı bir tutum sergilemiş olacağız. Bu perspektifle ayrılma yerine birleşelim Artı Gerçek’i daha güçlendirelim diyorum...

AKP-MHP rejimini güçlendiren tek şey muhaliflerin birlik olmaması, alternatif konumda olan güçlerin yan yana gelmemesi, demokrasi güçlerinin ve yandaş olmayan medyanın ayrı kulvarda olmasıdır. Faşizmi güçlendiren tek şey demokrasi cephesinin olmamasıdır...

Bu siteyi daha güçlü bir noktaya taşıma çabası gösterirken demokrasi, çok seslilik ve hukuk devleti ilkemiz olacak dedim. Ancak bu hedeflere ulaşma yolundaki en büyük adımın Türkiye’nin Kürt gerçeğini geniş kitlelere anlatmak, refaha, huzura ulaşacak yolun Kürtlerle eşit bir biçimde yaşamak olduğuna toplumu ikna etmek olduğunu biliyoruz.

Türkiye’nin demokrasi, hukuk, işkence, cinsiyet, çevre, ekonomi, yoksulluk, saygı gibi saymakla bitmeyecek kadar ağır sorunları var. Ancak bütün bu ağır sorunlara rağmen rejimin ayakta kalmasını sağlayan bir maymuncuğu da var: Kürtler.

HDP’ye oy veren seçmeni, hatta bütün Kürtleri terörist diye damgalayan zihniyet şu anda topluma yön veren kesimleri teslim almış durumda. Dünya görüşü ne olursa olsun, Kürt gerçeğini görmeyen; Kürt coğrafyasında yaşananları inkar eden bu kişiler hak ve hukuk mücadelesi veren tüm insanları terörist ilan etmekten, zindanda çürütmekten çekinmiyor.

Türkiye’nin ormanları yangın söndürme uçağı olmadığı için cayır cayır yanarken rejim her gün onlarca jetini Kürt coğrafyasına bombalamaya gönderebiliyor. Toplum, rejimin propaganda makinesi ve sözcüleri yüzünden iki gerçek arasındaki bağı göremediğinden, barış fikrine güçlü bir biçimde sahip çıkamıyor, siyasi partilere baskı yapamıyor.

Bizim burada yapmaya çalışacağımız tam da bu olacaktır. Barışın en az ekmek ve su kadar elzem olduğunu, barış sağlanmadan Türkiye’nin her geçen gün daha da kötüye gideceğini, yoksullaşıp gerileyeceğini anlatmak. Israrla anlatmak. Barışı sağlamanın yolunun da Kürt gerçeğini tanımak, çok halkı Batı ülkelerine benzer bir modelle Türkiye’nin insanını, enerjisini, doğasını ve zenginliğini tüketen bu sorunu çözmenin şart olduğunu bıkıp usanmadan tekrarlayacağız.

Konya’da yaşanan vahşet ülkenin fay hattının çatlatılmaya, içinden çıkılması zor bir kaosa sürüklenmek istediğinin göstergesi. İzmir’de bir parti merkezinde katledilen genç bir kadının rejim ortağı Devlet Bahçeli tarafından terörist ilan edilmesi, ülkeyi bekleyen tehlikenin büyüklüğünün göstergesi. Sistem partileri ne kadar inkar ederse etsin, Türkiye’de Kürtlere yönelik ırkçı saldırıların hızla tırmandığı bir gerçek.

Amerika siyahlara yönelik ırkçılara karşı tekvücut olup ırkçı bir başkanı sandıkta devirirken medyası, akademisi, siyasetçileri ve kanaat önderleri bu başarıda büyük bir rol oynadı. Türkiye de benzer bir değişime tanıklık edebilir. Burada aralarında Artı Gerçek’in de olduğu medya gruplarına büyük rol düşüyor. Seküler, eşitlikçi, demokratik bir hukuk devleti kurmak istiyorsak Kürtlerle dayanışmalı, bu hedefler için ortak mücadele vermeliyiz.

Gerisi laf-ı güzaftır.