• 9.08.2021 08:01

Sedat Peker, Aleyna Çakır ve İranlı uyuşturucu kaçakçısı Zindaşti ile ilgili çok önemli iddialarda bulundu. Genç bir kadının ölümünden sorumlu olan Ümitcan Uygun, eldeki delillere rağmen tutuklanmadığı gibi hesap vermemenin pervasızlığı ile yeni bir cinayet daha işledi.

Ailenin, kamuoyunun tepkisi Türk bayrağı, MHP lideri Bahçeli’nin fotoğrafları olan bu genç adamın adalet önünde hesap vermesini sağlayamadı. Uyuşturucu kullanımını özendirmekten tutuklu olan Uygun, altı cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Önce olayı hatırlayalım.

“Kamuoyunda Aleyna Çakır olarak bilinen Sema Esen, 2020 yılının 3 Haziran günü Keçiören’deki evinde boynunda iple ölü bulundu. Sevgilisi olduğu belirtilen Ümitcan Uygun’un, daha önce Sema Esen’e şiddet uyguladığı anlara ait görüntüler ise ölümünden kısa süre sonra sosyal medyada yer aldı. Esen’in ölümüyle ilgili başlatılan soruşturma kapsamında Ümitcan Uygun, polis ekiplerince gözaltına alınıp, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Soruşturma kapsamında Ankara Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen raporda Sema Esen’in tırnaklarında doku ve vajinal frotisinde sperm bulundu. Soruşturmayı yürüten savcılık, Esen’in ölümüyle ilgili iddialar üzerine dosyayı, ayrıntılı rapor hazırlaması için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Hazırlanan raporda Sema Esen’de tespit edilen doku ve sperm örneğinin aynı kişiye ait olduğu belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli şekilde hayatını kaybeden Sema Esen’in otopsi işleminde vajinal sürüntü örneği ile sağ eldeki tırnak parçasında tespit edilen DNA profilleri üzerinde gerekli mukayese işlemlerinin yapılması için Ümitcan Uygun’dan DNA örneği alınmasına karar verdi.

Bu kapsamda yaklaşık bir ay önce iki kadınla uyuşturucu kullanırken görüntülerinin sosyal medyada yer alması ardından düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanan Ümitcan Uygun’dan, cezaevine sevk edilmeden önce DNA örneği alındı. DNA örneği, karşılaştırma yapılması için Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi’ne gönderildi. Yapılan incelemede, Aleyna Çakır olarak bilinen Sema Esen’den çıkan sperm ve dokuların Ümitcan Uygun’a ait olduğu belirlendi. Savcılığa gönderilen raporda Esen’de bulunan sperm ve doku örneklerinin, Ümitcan Uygun’un DNA’sı ile uyumlu olduğu belirtildi.”

Genç bir kadının vahşice öldürülmesi olayının nasıl kapatıldığı konusu nedense siyasetin gündemine çok giremedi. AKP’lilerin devreye girmesi, rüşvet mekanizması gibi şark usullerinin devreye girdiği aşikardı ama kamu vicdanını sızlatan bir çok olay gibi, bu cinayet de çürümeye bırakıldı.

Ta ki, Uygun bir başka genç kadının canını alıp Sedat Peker devreye girene kadar. Peker, bu olayla ilgili tweetlerinde, “...bir kişinin yargılanıp ceza alması için asıl olan tek şey adli tıp raporudur. Adli tıp raporlarının gerektiği bedel ödenerek nasıl çıkarıldığını Burhan Hoca’nın Whatsapp yazışmalarından net olarak görebilirsiniz. tolga ağarı kurtarmak” diyerek Aleyna Çakır cinayetinde Adli Tıp Raporu’nun değiştirildiğini iddia etti ve cinayetin kapatılmasından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu sorumlu tuttu.

Soylu’nun Ümitcan Uygun’un babasıyla yakın arkadaş olduğunu, cinayetin İçişleri Bakanı’nın şahsi müdahalesiyle kapatıldığını iddia ediyor Peker. Adli Tıp kurumu, Türkiye’de “Derin Devlet” denilen yapının en önemli araçlarından biridir. İşkenceler, kuşkulu ölümler, cinayetler hep bu kurumun raporlarıyla örtbas edilmiş, buranın kontrolu asla elden bırakılmamıştır.

Muhalefetin Osman Kavala konusunda sessiz kalması siyasetleri gereği olabilir. İnsanların siyasi görüşleri nedeniyle cezalandırması bu topraklarda bir devlet geleneği. Ancak genç bir kadının cinayetinin tıpkı Rabia Naz gibi kapatılması, sıradan yurttaşın can güvenliğinin ortadan kalkması anlamına gelmekte, yargı ve güvenlik teşkilatındaki bozulmanın çürüme noktasına geldiğini göstermektedir.

Bu tabloya sessiz kalınması, kıyamet koparılmaması AKP’nin bunca kirliliğe rağmen hala nasıl birinci parti olarak kalmasının başlıca nedenleri. Siyasi görüşleri, etnik kökenleri, ana dilleri gibi çekincelerle insanların uğradığı haksızlıklara sessiz kalan muhalefetin, cinayetlerin, uyuşturucu kaçakçılarının üzerine gitmemesi, yeterli tepkiyi vermemesi güven duygusunu ciddi olarak zedelemektedir.

Yurttaşının canına sahip çıkamayan, hesabını soramayan bir siyaset anlayışı ülkede birlik ve beraberliği, toplumsal barışı nasıl sağlayacak konusunda güven veremez. Vicdanlara dokunmadan siyaset yapılırsa, başarısızlık kaçınılmazdır.