• 20.08.2021 05:59

Tüm dünyanın dikkati Afganistan’a odaklanmış, Amerika Başkanı Biden ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan ve göçmenler üzerinden gizli bir anlaşma yapmışken. Biden’ın Suriye Özel Temsilcisi göçmenler konusundaki  cömert tavrı nedeniyle Türkiye’ye teşekkür ziyaretinde bulunmuşken; Ankara Şengal’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

17 Ağustos günü Türkiye’ye ait savaş uçakları, Şengal merkezde bulunan Eski Çarşı yakınlarına hava saldırısı düzenlemişti. Sivil bir araca yapılan saldırıda, iki kişi yaşamını yitirmişti, üç kişi de yaralanmıştı. 

Bu saldırıdan hemen bir gün sonra TSK'ye ait savaş uçakları Sikeniye köyünde bir sağlık ocağına hava saldırısı düzenledi. Mezopotamya Ajansı'nın Şengal Demokratik Özerk Meclisi'nin yaptığı yazılı açıklamaya dayandırdığı haberine göre, bombardımanda dördü sağlık çalışanı sekiz kişi yaşamını yitirdi, dört kişi de yaralandı. 

Bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu saldırılar Afganistan’a odaklanmış dünya medyasında hak ettiği değeri göremediği gibi, göçmen politikası ve ekonomik anlaşmalar nedeniyle Erdoğan’ın her eylemine hoşgörüyle yaklaşan Batılı ülkeler tarafından da sessizlikle karşılandı.
Oysa daha birkaç yıl önce tüm dünya İŞİD’in Şengal’de Ezidilere karşı gerçekleştirdiği soykırımı saldırısından dolayı gözyaşı döküyor, özellikle Ezidi kadınlar Batı gazete ve ekranlarında yaşadıkları acıları dile getirebiliyorlardı.

Hafızamızı tazeleyecek olursak, İŞİD, Haziran 2014 tarihinde Irak’ın Musul kentine saldırarak bu kenti ele geçirdikten sonra Ağustos ayında Êzîdîler’in yaşadığı Şengal’e yönelmişti. 

Ağustos 2014 tarihine gelindiğinde IŞİD, Şengal’i ele geçirdi ve burada büyük bir katliama girişti. Êzîdîler, Şengal’de yaşadıklarını, daha önceki katliamların bir devamı olarak nitelendirip, bu dönemi “73. Ferman” diye adlandırdı.

Ağustos 2014 yılında IŞİD binlerce Êzîdîyî öldürdü, binlerce kadın ve çocuğu ise esir olarak götürdü. Bunların bir kısmı IŞİD’liler tarafından çeşitli Arap ülkelerinde köle pazarlarında satıldı, bir kısmı öldürüldü, bir kısmı da tecavüze uğradı. Halen IŞİD’in elinde yüzlerce Êzîdî kadının olduğu söyleniyor.

IŞİD saldırdığında Şengal’den kaçmayı başaranların bazıları YPGliler’in açtığı koridor ile Suriye’ye geçerken, bazıları Irak Kürdistan Bölgesi’ne ve bazıları da Türkiye’ye kaçtı. 

Ancak Ezidilerin çilesi bitmedi. Yurtlarına yerleşip hayatlarını devam ettirmelerine başta Ankara olmak üzere Irak Yönetimi ve İran izin vermiyor. Ancak Şengal’e yönelik en büyük tehdit Türkiye’den geliyor. Ankara hiçbir kınama ve yaptırıma uğramadan keyfi bir şekilde bu coğrafyayı bombardımana tabii tutuyor, işgalle tehdit ediyor.

Hastane gibi savaş sırasında bile hedef alınamayacak bir hedefin vurulması, sadece saldırıyı gerçekleştiren Ankara’nın değil, bu bölgenin hava sahasını fiilen kontrolünde tutan Amerika Birleşik Devletleri’nin de sorumluluğudur.

Tarih boyunca acı çeken Ezidiler, İŞİD barbarlığının bedelini en ağır ödeyen halkların başında geliyor. Bu coğrafyanın bir kan gölüne dönmesi, insanların son 30 yılı tam bir kabus içinde yaşamaları yanlış Amerikan politikalarının bir sonucudur. Amerika, Afganistan’da olduğu gibi Irak ve Suriye’deki tablodan da sorumludur. Kafasını başka bir yöne çevirerek bu sorumluluktan kurtulamaz.

Batı kentlerinde meydana gelen en küçük bir saldırıda dünyayı ayağa kaldıran NATO, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin Şengal’in içinde bulunduğu durumu görmezden gelmesi, açıkça iki yüzlü bir tutumdur.

Evet şu anda dünyanın gündemi ve paniği Afganistan ve oradan kaynaklanacak büyük göç dalgasının nasıl durdurulabileceği. Bu konuda Ankara’ya özel bir görev verildiği aşikar. Türkiye’ye NATO’nun ‘İslam ülkeleri sorumluluğu’ verilmiş, modern bir Pakistan misyonu çizilmiş görülüyor.

Bu gerçek Ankara’nın canı istediği an başta Şengal olmak üzere Kürt coğrafyasını bombalaması için açık bir çeke dönüşmemeli. Başta Avrupa Birliği olmak üzere Batılı ülkeler bu coğrafyada savaş ve şiddet sona ermeden kendilerinin de güvenlikte olamayacağını anlamalı.

Şengal dünyanın vicdanının kanadığı bir yerdir. Bugün yeniden acılar yaşıyor ve kimsenin umurunda olmuyor. Batılı kanaat önderleri ve medyanın dikkati buraya çekilmeli ve Şengal bölgesinin uçuşa yasak bölge ilan edilmesi için büyük bir kampanya başlatılmalı. Ezidiler başta bölge halkının çektiği acılara bir dur deme zamanı çoktan geçti.