• 15.03.2021 08:06
  • (369)

Erdoğan Ekonomi Paketini açıklarken (12 Mart Cuma, 2021) övünerek (!) bugüne dek basit usulde (eski götürü usul) gelir vergisi ödeyen ülkedeki sekiz yüz elli bin (850 bin) esnafın gelir vergisinden muaf tutulacağını, hatta gelirlerini beyan etme yükümlülüklerinin bile kaldırılacağını açıkladı.

Tekraren yazıyorum, bunu da övünerek, sanki birilerine, bir milyona yakın esnafa, aileleriyle çok daha kalabalık bir nüfus, bir kıyak yapıyormuş gibi söyledi.

Erdoğan ve anlaşılan çevresindeki sözde maliyeciler Türkiye’yi böylece 1949 gelir vergisi kanununun da gerisine götürüyorlar.

Ve, daha da önemlisi, demokrasiden böylece tamamen uzaklaşıldığının da kanımca en önemli sinyalini verdi Erdoğan; bu berbat düzenleme vaadini hangi sözde maliyeci, hangi sözde bürokrat sokturdu acaba Paket’e. 

İşin başka sıkıntılı yanı da bu düzenleme vaadinin muhalif kesimden de mahçup bir destek görmesi, “iyi de kalıcı olabilecek mi acaba, yoksa sadece salgın ile mi sınırlı olacak?” gibi saçma yorumların çıkması yani muhalifler beyan zorunluluğunun kaldırılmasına itiraz etmediler ve hatta bu durumun kalıcı olmasını talep ettiler(!!!).

İşin özünde yapılması gereken bellidir, salgından falan da tamamen bağımsızdır.

16 ya da 18 yaş üzeri tüm Türkiye vatandaşları, işleri, gelirleri ne olursa olsun, işsiz de olsalar, emekli de olsalar, öğrenci de olsalar, memur da olsalar, asker, subay da olsalar mutlaka ama mutlaka gelir beyannamesi vermek zorunda olmalılar.

Eskiden bu gibi durumlara yani herkesin gelir beyannamesi vermesi gerektiğine siyaseten karşı çıkmak için belirli kesimlerin bu teknik (!) işi yapamayacakları öne sürülürdü ve o saçma sapan götürü usul sistemi, sonra adı basit usul oldu, icat edildi.

Bugün benim bile çok iyi kullanamadığım akıllı telefonlarla her numarayı çekebilenlerin basit bir evrakı doldurup maliyeye kağıt olarak ya da internet üzerinden göndermeleri işten bile değil, yani bu gerekçe tamamen geçersiz ama siyaseten bu saçmalığı sürdürmek şahane, “yapamazlar, beceremezler” bahane. 

Götürü usul, basit usul tamamen kaldırılmalı, herkes, eksiksiz gerçek usulde kişisel gelir vergisine tabi olmalı.

Herkesin gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olması herkesin vergi ödeyeceği anlamına gelmez.

Asgari geçim indirimi ve benzeri enstrümanlarla siyaseten belirlenecek ve sosyal devlete yakışacak bir gelir düzeyinin altında kalanlar vergi ödemeyecekler ama bu beyanname vermeyecekler anlamına gelmiyor; hatta bu vatandaşlara gelir vergisi tarifesinde bulundukları gelir dilimine uygun bir oran da saptanacak ve bu oran sıfır olacak.

Bu tartışmalara evrensel gelir, negatif gelir vergisi kavramlarını da dahil etmek gerekebilir.

Erdoğan’ın sunduğu model ise, 850 bin esnafın gelir beyanında bile bulunmayacakları önerisi özünde demokrasiye, mali sisteme çok büyük bir darbe, yakışıyor da söyleyene ve söyletenlere.

Ama, benim aklım daha çok söyleyende değil de söyleten güya ya da sözde maliyecilerde, danışmanlarda; danışmanlar kadrosu hem teknik donanım hem de yalakalık olarak dökülüyorlar.

Demokrasi demek bir anlamda her vatandaşın maliyeye tüm gelir unsurlarını birleştirerek, sistemi çok basitleştirerek gelirini beyan etmesi demek.

Bu vatandaşların hangilerinden pozitif gelir vergisi tahsil edileceği ise siyaseten karar verilecek bir mevzu; sosyal devletlerde gelişmişlik düzeyine göre bu eşiğin yüksek tutulmasında yarar var.

Bir eşik de bendeniz önereceğim: Asgari ücret (brüt) x(çarpı) 1.5 x 12 (yıllık) yani 3500 x 1.5 x 12 = 63 bin TL.

Bu eşiğin altında gelir beyan edenlerin pozitif gelir vergisinin dışında kalmaları önerilebilir.

Mükellef senede 63 bin TL’den az gelir elde ediyorsa gelir vergisi fiilen ödemeyecek ama gelir beyanında bulunacak, 0 TL-63 bin TL (yıllık) gelir dilimi için saptanan yüzde sıfır gelir vergisi oranına tabi olacak.

Burada kullandığım 1.5 çarpanı asgari ücretin komik ölçüde düşüklüğüne karşı bir güvenlik önlemi.

Bu hesaplama asgari ücretin de sadece asgari ücret elde edenler için vergi dışı kalacağı anlamına geliyor ancak asgari ücret geliri elde eden kişi ilaveten zirai gelir, kira geliri gibi ek gelirler elde ediyorsa ve bu gelirlerin toplamı asgari ücret ile birlikte 63 binin üzerine çıkıyorsa 63 bin TL’yi aşan kısmı için ilgili tarifedeki orandan vergilendirilecek. 

Mesele bu kadar yalın değil doğal olarak ama işin özeti de budur.

Türkiye’ye, mali sisteme, demokrasiye yapılacak en büyük kötülük Erdoğan’ın önerdiği sistemdir.