• 22.05.2021 07:58
  • (124)

Türkiye’nin gündeminde tartışmasız bir biçimde Sedat Peker ve Süleyman Soylu var ve toplum Peker’in Pazar günü yayınlayacağını söylediği videoya odaklandı.

Başka bir ifade ile de herkes Pazar gününe kadar beklemede.

Bendeniz de bu beklemeden yararlanıp ABD Merkez Bankasının (FED) varlık alım kararı konusunda ne yapacağına  ve bu kararın zamanlamasının bizi nasıl etkileyeceğine değineceğim.

FED’in “varlık alım kararı” Merkez Bankasının devletin ve özel sektörün tahvil ve/ya da hisse senetlerini satın alması demek.

FED’in ABD hazine tahvillerini özel sektör tahvil ve hisse senetlerini satın alması, hatta en yetkili kişilerin ağzından çıktığı gibi sınırsız bir biçimde satın alınması demek FED’in piyasaları nakit paraya boğması demek.

Piyasalara çok yüksek miktarlarda para pompalanması da faiz oranlarını çok büyük oranlarda aşağı çekiyor.

Faiz oranı paranın fiyatı ise para bolluğu olan yerde fiyat da düşüyor kaçınılmaz olarak.

Ancak, bu arada başka şeyler de oluyor.

Biden hem pandeminin etkilerini azaltmak hem de Trump’ın seçmeni haline gelen bir toplumsal kesimi bu bağlantıdan kurtarmak için piyasaya büyük para sürüyor.

FED’in varlık alımlarını sürdürmesi, Biden’ın yaklaşık iki trilyon doları piyasaya enjekte etmesi çok uzun süredir ortalarda olmayan hatta 2008 krizi sonrası parasal genişlemede de gündeme gelmeyen enflasyon hazretlerini sahneye seneler sonra davet etti ve enflasyon hazretleri de bu davete icabet ettiler ABD’de, senelik yüzde dört gibi bir orandan bahsediliyor.

ABD ekonomisinin yöneticileri, Janet Yallen (Hazine), Jerome Powell (FED) enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda ne kadar korkunç bir şey olduğunu bilirler çünkü mesleklerini iyi yapıyorlar.

Bizim Türkiye’de yaşanan tüm facialara rağmen enflasyonla beraber yaşanabileceğini düşünen süper zekalılar hep oldu, şimdi de var.

FED’in enflasyonla mücadele edebilmek için varlık alımlarını durdurması ya da en azından azaltması yarın değilse öbür gün gündeme gelecek.

Bu karar da ABD tahvil faizlerinin yükselişi demek.

Bu da bizim gibi çok sığ piyasaları olan bir ülkede kurların hızla yükselmesi anlamına gelecek.

T.C. Merkez Bankası da döviz rezervlerinde sıfırı tüketmiş olduğu için TL’yi desteklemek için dolar satışı da yapamayacak.

Tek silah olarak faiz kalıyor geriye.

Faizlerin de kuru durdurma şansı pek yok çünkü TL’ye güven çok alt seviyelerde.

Muhtemel olan hem kurun hem faizin yükselmesi bu durumda.

Bu da bir ekonomik cehennem demek.

AKP bu cehennem ihtimalinden önce erken seçime gitmek isteyecektir.

Erken seçim tarihini Türkiye’de muhtemelen FED’in varlık alımlarını durdurma kararı belirleyecek.

Ama bu ihtimalin de önünde büyük bir engel olabilir.

Bu ihtimal de AKP’nin, Saray'ın danışman kalitesi.