• 26.07.2021 06:48
  • (109)

Bugün yazdığım tür bir yazı yayınlamak en bayıldığım iş değil.

Senelerdir basında köşe yazıları yayınlıyorum, burada temel amacım okurlara bir biçimde benim daha rahat ulaşabileceğim ve yorumlayabileceğim kaynaklardan bilgi aktarmaktır.

Okurların arasında bir, ikisi, eski tabirle, yazıyı kesip arşivine koysa, yeni tabirle de ilgili bir foldera indirse bilgisayarında, kendimi başarılı hissederim.

Ancak, bazen öyle anlar oluyor ki, insanın içinden öfke selleri çıkıyor ve okura kaynak aktarma amacımı ikinci plana bırakıp, öfkemi paylaşmak da istiyorum.

İnşallah çok yakında siyaseten, demokratik yollarla değişir, bugünün Türkiye’sinin geleceğe yönelik Erdoğan Türkiye’sinden hiçbir beklentisi yok ama yine de olaylar bazen çok korkunç noktalara ulaşabiliyor.

Ve Türkiye çok ağır bir biçimde aşağılanıyor; aslında Avrupa ve ABD tarafından aşağılanan Cumhurbaşkanlığı hükümeti ama bu arada Türkiye de kaçınılmaz olarak okkanın altına gidiyor.

Konu Suriyeli ve Afgan mülteciler konusu.

Bu satırların yazarı bazı sözde modernlerin bu konuya dazlak Almanların Almanya’da yaşayan Türklere, başka göçmenlere yaklaştıkları gibi yaklaşmasını çok itici buluyorum, bunu da geçerken ifade edeyim. 

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümeti bugün AB yaptırımlarından, gümrük birliğinin askıya alınmasından çok korktuğu için Suriye’den gelen mültecileri kendi ülkesinde kabul ederek, Avrupa’ya gitmesini engelleyerek çok korkunç, çok ayıp bir iş yapıyor.

Suriyeli ve sayısının kimsenin bilmediği mültecilerin AB yaptırımlarına karşı bir koz olarak kullanılması, Avrupa’ya mülteci akını tehdidi ile Avrupa’yı rehin almış gibi görünmek her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için çok utandırıcı olmalı.

Bakınız, Almanya Şansölyesi Angela Merkel bu konuya ilişkin üç gün önce neler söyledi:

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye’ye sığınmacılar konusundaki rolü dolayısıyla övgülerde bulunurken “AB’ye üye olabileceklerini sanmıyorum, Türkiye, özellikle Suriyeli mültecilere çok iyi bakıyor. Orada inanılmaz çok şeyler yapıyor. Biz (Türkiye’yi) destekledik. Elbette küçük bir ölçüde. Ben bu mutabakatın geliştirilmesini istiyorum. Bu, etkilenen insanlar için en iyisidir" değerlendirmesinde bulundu.

Diplomatik bir dil kullanmaya dahi özen göstermeye tenezzül etmeyen Angela Merkel özetle şunu söylüyor: Türkiye AB’ye üye olmayacak, yapmayacağız ama mültecileri kendi ülkesinde tutarsa biz de Erdoğan’ın demokratik hukuk devleti ihlallerine ses çıkarmayız, hatta gümrük birliğini geliştirmek için çaba dahi gösterebiliriz, üzerine para vermeye de hazırız.

Ben hatırlayabildiğim kadarıyla Türkiye’nin bu ölçüde aşağılandığı bir ifadeye daha önce hiç rastlamamıştım; Türkiye’ye biçilen rol gerçekten çok can sıkıcı.

Türkiye’nin yöneticileri ise bu aşağılanma karşısında sessizler.

Hatta durumdan bence büyük ölçüde de memnunlar; AB tam üyeliği sürecinde ifade özgürlüğünden rekabetçi piyasa ekonomisine kadar (mesela kamu alımları) kendisine 2002-2012 arasında yapılan baskı sona erdi, AB çok vahim insan hakları ihlalleri karşısında kendisini sürekli olarak sıkıntıya düşürmüyor, bunun karşılığında da şimdilik beş milyon göçmen barındırılıyor, üstelik bunun karşılığında AB’den para da geliyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi insanı biraz komplocu da yapıyor, ben Afgan mülteciler konusunda Hükümetin (yani Saray) kasıtlı bir biçimde rahat davrandığını çünkü böylece AB üzerinde ellerindeki kozu güçlendirdiklerini düşünüyorum.

Alan razı, satan razı.

Kabil Havaalanı'nı savunmayı üstlenerek ABD’den (Biden) gelecek siyasi baskılara karşı da bir amortisör oluşturacaklarını düşünüyorlar, haksız da olmayabilirler.

Halkbank davası ne zaman sonuçlanacak?

Cumhurbaşkanlığı Hükümeti kendi topraklarını mültecilere açarak, ordusunu en güçlü ihracat kalemi haline getirerek dış politika meselelerinde rahatlamak istiyor.

Bugün en büyük Soroscu Cumhurbaşkanlığı Hükümeti değil mi?

Ne demiş idi George Soros?

'Türkiye’nin en önemli ihracat ürünü ordusudur' dememiş miydi?

Hükümet bugün Soros’u haklı çıkarmak için elinden geleni yapıyor Afganistan konusunda.

Ne demiş idim yukarıda: “Alan razı, satan razı.

Türkiye’yi daha zengin, daha özgür, daha güvenli bir ülke görmek isteyen bizler hariç.