• 22.09.2021 06:45
  • (168)

Evrensel standartlarda bir hukuk devletine sahip olmak zekasız birilerinin zannettiği gibi bir lüks, bir burjuva (!) takıntısı, bir batı özentisi falan değildir.

Evrensel standartlarda bir hukuk devletine sahip olmak çağımızda varolabilmenin ön koşuludur artık.
Bir köşe yazısında çok şık durmamakla birlikte yukarıdaki üç cümleye de “evrensel standartlarda bir hukuk devletine sahip olmak” ifadesi ile başlamış olmamın nedeni bu kavramın çok büyük önemini vurgulamak, öne çıkarmak.

Türkiye sayısız problemin içinde debelenip duruyor.

Fakirlik, işsizlik, gelir bölüşümünde adaletsizlik, yargının adalet üretmemesi, yasamanın anlamını yitirmesi, dış politikada yaşanan büyük skandallar, milyonlarca vatandaşa açılan soruşturmalar, inanılmaz boyutlara ulaşan yolsuzluklar ve başkaları.

Bu manzaranın vahametini muhtemelen artık Erdoğan ve yakın çevresi dışında herkes görüyor.

Ancak, çözüm konusunda ne yapılabilir, nasıl olumluya doğru mesafe alınabilir, bu konuda maalesef birilerine göre rivayet muhtelif.

Oysa, kanımca, rivayet öyle pek muhtelif filan değil.

Tüm sorunların çözümüne başlayabilmek için bir ortak payda mevcut.

Bu da evrensel standartlarda bir hukuk devleti inşa etmek.

Bu gerçekleşmez ise hiçbir sorunun çözülemeyeceği çok açık.

Ha, evrensel hukuk standartlarında da bazı sorunlarda hala sıkıntı yaşayabiliriz ama şunu iyi görmek şart, hukuk devleti mutlak gerekli koşul ancak bazı konularda yeterli koşul olmayabilir.

Erdoğan’ın Türkiye’ye yaptığı en büyük kötülük, asla unutulmayacak ve affedilmeyecek, başka sıfırlamaların yanı sıra, hukuk devletini sıfırlamak oldu.

Son günlerde Türkiye çok yoğun bir biçimde öğrencilerin barınma, yurt meselelerini tartışıyor.

Bu sorunun da temel nedeni yine, bazı siyasi-bütçesel tercihlerle beraber, hukuk devletinin çökmüş olmasıdır.
Hukuk devletinin olmadığı ülkelerde faiz oranları nihai analizde yükseliyor.

İktisat teorisinde bu konuda rivayet muhtelif, “hukuk devleti olmadığında belirsizlik egemen olur, belirsizlik ortamında da insanlar daha çok tasarruf yaparlar, faizler de böylece düşer” görüşü de teoride vardır ama bu görüş daha ağırlıklı olarak kapalı ekonomilerin bir yaklaşımı çünkü açık piyasa ekonomilerinde hukuk devletinin sıfırlandığı ortamlarda mülkiyet hakları çok rahat çiğnenebildiği için ekonomiler sermaye çıkışı yaşıyorlar, sermaye girişi duruyor ve böylece faizler yükseliyor.

Yüksek faiz ortamında ise (hukuk devletinin çökmesi)  insanlar konut yatırımı yerine (konut arzı düşüyor) kirada oturmayı tercih ediyorlar, konut alımlarında, yatırımlarında paranın alternatif maliyeti çok yüksek oluyor, kiralar çok artıyor, olanlar da düşük gelirlilere, öğrencilere oluyor.

Meselenin özü kanımca budur.

Hukuk devleti evrensel standartlarda yerleşmedikçe bu tür sorunların kalıcı çözümü de olanaksızdır.