• 19.10.2021 06:55

Kılıçdaroğlu’nun memurlar ve kanunsuz emir konusunda söyledikleri yüzde yüz doğrudur.

Kimse bu açık ifadeyi başka yerlere çekmeye kalkmasın.

Önce meselenin anayasal boyutuna bakalım, sonra da bir somut örnek üzerinden devam edelim.

Aşağıda Anayasanın 137. Maddesi var, çok açık.

Memur emri Anayasaya, yasaya aykırı buluyor ise (suç teşkil etmeyen bir emir) emrin yerine getirilmesi için emrin yazı ile yenilenmesi gerekiyor.

Ancak, çok merak ediyorum, bugün bir memur kendisine verilen bir emri Anayasaya, yasaya aykırı bulur ise, amirinden yazılı emir isteyebiliyor mu?

Türkiye bürokrasisinde böyle bir ortamın olduğunu hiç ama hiç zannetmiyorum.

Son senelerde acaba herhangi bir memur amirinden emrin yasalara aykırı olduğu görüşünde olduğu için yazılı isteyebilmiş midir?

Kaç tane böyle memur vardır, daha doğrusu kaç tane böyle memur bırakılmıştır bürokraside, gerçekten merak ediyorum.

Muhtemelen KHK’ların önemli bir bölümü de bu tür yani Anayasanın 137. Maddesini amirinin emrinden daha değerli telakki eden memurları görevden uzaklaştırmak için kullanılmıştır.

İçeriği suç teşkil eden emrin yazılı dahi verilse yerine getirilmemesini Anayasanın 137. Maddesinin ikinci paragrafı emretmektedir.

Size bu duruma ilişkin somut bir örnek de vermek isterim.

Son günlerde Türkiye’de Tügva diye bir skandal konuşulmaktadır; skandal diyorum, çünkü merak ettim, Tügva’nın vakıf senedine baktım ve gördüğüm manzara çok can sıkıcı.

Bir vakfın olabilmesi için en azından üç şey gerekli:

1-Bir vâkıf (a’yı uzun okuyacaksınız, vakfeden kişi)

2-Mevkuf (vakfedilen bir değer)

Tügva’da çoğunun babası AKP eski milletvekili bir sürü genç (vâkıf !!!), ortaya beş yüz bin lira para koymuşlar (mevkuf !!!), olmuş size bir vakıf (!!!).

3- Vakıf demek özel mülk ve değerlerin kamusal bir amacı sonsuza dek tahsis edilmesidir, Tügva’cılar tam tersini yapıyorlar, zaten kamusal olan değerleri, merkezi yönetim, yerel yönetim mülkleri mesela, vakfa kuşkulu amaçlar için aktarıyorlar.

Yani ortada gerçek bir vakıf yok.

Gelinen noktada, çok üzücü ve utanç verici, sözde Osmanlıcılar çok kıymetli vakıf kavramını da kirlettiler.

Bu vakıf (!!!) Büyükada iskelesinin üst katını kiralamış İBB’den (İmamoğlu öncesi), sonra bir mahkeme kararıyla tahliyesine karar verilmiş ama Tügva mahkemenin tahliye kararını dinlemiyor ve bu kanunsuzluk için de polisi alet ediyor ne yazık ki?

Aşağıda Anayasanın 138. maddesi ve bu maddenin son paragrafı var.

Tügva vakfının kurucularının bile, Adalar Kaymakamı'nın, polisin okurlarsa anlayabileceği bu son paragraf yargı kararlarının uygulanmasını emrediyor Anayasa düzeyinde.

Bu maddenin uygulanmaması açık bir Anayasa ihlalidir, suçtur.

Polis, kaymakam yazılı bir emir alsa bile bu emri uygulamamalıdır.

Kılıçdaroğlu çok iyi bir iş yapmaktadır.

İktidar değiştiğinde bu suçları işleyenler cezalandırılmaz ise bu suçlar sürer gider ve bu enkazın altında hepimiz kalırız.

Aşağıda ilgili iki Anayasa maddesi:

J. Kanunsuz emir :MADDE 137- Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.(1)

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.


(1) 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16 ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan “tüzük” ibaresi “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” şeklinde değiştirilmiştir.

A. Mahkemelerin bağımsızlığıMADDE 138- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.

Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.