• 26.09.2014 00:00
  • (2382)

 EVVELKİ günkü yazımda şu paragraf da yer alıyordu:

Dün rehineleri mazeret göstererek müttefik operasyonlara katılmayı reddeden Ankara eğer şimdi de aynı rotayı sürdürürse, Batı başkentlerinde hüküm süren ‘Türkiye ikili oynuyor’ izlenimi kaçınılmaz olarak yargıya dönüşecek. Külahlar da değişecek.

Nitekim de artık tam bu aşamadayız!

Oysa hatırlatayım, yukarıdaki satırları kaleme aldığımda ABD Dışişleri Bakanı John Kerryhenüz, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın “bize ev ödevi veremez” diye tepki göstereceği üstü kapalı “ihtarı” (!) çıtlatmamıştı.

***

AKDOĞAN’a göre “ev ödevi dayatması”, bana göre ise tam tersine, jeo-stratejik, diplomatik ve realpolitik bir yükümlülük!

Fakat her hâlükârda, müneccimbaşı olmamama rağmen Washington mahreçli bu kaçınılmaz gelişmeyi öngörmek için öyle aman aman bir yetenek gerekmiyordu.

Çünkü siz atmış küsur yıldır Batı İttifakı bünyesinde yer alıyorsunuz...

Körfez krizlerinden Suriye hercümerçlerine de, başınız her sıkıştığında ilk iş, sizi koruması için NATO’nun topraklarınıza füzesavar füzeler konuşlandırmasını istiyorsunuz...

Şu an için en önemlisi ise IŞİD canilerine sınır komşusu bulunuyorsunuz...

***

AMA o caniler şimdi o sınır kapısına bayrak çekiyormuş... Can havliyle kaçan mülteciler ülkenize akın ediyormuş... Müttefikleriniz de karşı operasyonlar düzenliyormuş...

Siz hâlâ havaya bakıp ıslık çalmaya kalkışıyorsunuz!

Hatta zaten varoluş nedeni böylesine kriz durumlarında kullanılmak olan İncirlik Üssü’nü bile yasaklayıp, kendi hava sahanızdan geçişe dahi izin vermiyorsunuz.

El insaf! Böyle bir ittifak ve böyle bir “dost” (!) nerede görülmüştür?

Hangi tarih risalesinde, hangi strateji kitabında, hangi diplomasi lügatinde yazıyor?

Rabbena, hep bana” diyen bir müttefik olamaz, olursa da onun adı müttefik olamaz!

***

FAKAT amenna, rehineler mevcutken onların kılına halel gelebileceği kaygısıyla Koalisyon içinde fiilen yer almadınız. İlk bakışta bu anlaşılır bir gerekçe oluşturuyordu.

İlk bakışta diye izafileştiriyorum, çünkü o müttefikleriniz de aptal değildi ve sizin geçmişte IŞİD’e dolaylı yönden bal gibi göz yumduğunuzun farkındaydı.

Zaten kurtarmanın yağdan kıl çeker gibi gerçekleşmesi bile şaibeyi güçlendirdi.

Ama hiçbir başkent böyle bir “mutlu son”a resmen ve açıkça karşı çıkamayacağı için durumu mecburen yiyip yutmak zorunda kaldılar.

Fakat buraya kadar ve kaypaklık denizi bitti!

***

BİTTİ, zira yukarıda sıraladığım tüm nedenlerden dolayı ne AKP diplomasisi artık bu ikircikli politikayla durumu idare etmeyi sürdürebilir; ne de ABD’sinden AB’sine Türkiye müttefikleri,Kerry’ye “bize ev ödevi veremezler” diye çıkışan “Rabbena, hep bana”mantık karşısında pusup yine yelken mayna etmek teslimiyetçiliğini kabullenir.

Türkiye’nin önemi ancak o müttefik yükümlülüğünü yerine getirdiği ölçüde paha taşır.

Zaten kimse bulunmaz Hint kumaşı değildir. Hint kumaşıyla olmaz da Sind ipeklisiyle olur ve elbise mutlaka bir şekilde dikilir. Uçaklar İncirlik’ten değil de Körfez’den kalkar.

Dolayısıyla Ankara artık ya angajmanlarının sorumluluğunu açıkça üstlenmek; ya da aksi takdirde, müttefikler külâhları değiştireceği için kendisine başka şapka, başka kep, başka bere veya başka kalpak, başka fes, başka kefiye, başka sarık aramak durumundadır.

Zahir cascavlak kalmayız ama bu başka tür külah da başımızı çok, pek çok ağrıtır!

[email protected]