Sivil insanların, aynı meslekten olsalar ve hatta askerlikten gelseler bile düşündüklerini birlikte kâğıda döküp kamuoyuna sunmalarını doğal kabul etmek gerekiyor. Bildirinin dili eski alışkanlıkların, belirli bir kafa yapısının, zihniyetin uzantısı. Fazla önemsenmesi yaşananın anlamını çarpıtabilir. Normalleşme isteyen insanların bildiriden darbe tehlikesi üreterek normalleşmenin ertelenmesine hizmet etmesi fazlasıyla ironik.

 Emekli amirallerin bildirisinin üç açıdan ele alınması mümkün.

Birincisi olayı ‘anlamlandırma’ amacıyla. Bu kişilerin öznel durumları, bildiri yazma kararına nasıl vardıkları, kimlerle ilişkili olup olmadıklarını bilmiyoruz. Tek bildiğimiz ulusalcı görüşte olmaları, yakın geçmişe kadar iktidara ‘milli’ diye addedilen tutumu nedeniyle destek verdikleri, ama şu anda tasfiye edilmiş ya da aldatılmışlık izlenimi veren bir tepkiye kaymış olmaları. Belki de bazı ulusalcılar ‘bağımsızlıkçılık’ adına bir süre iktidara yanaşmanın ardından yeniden çareyi Atatürkçülüğe dönüşte buldular. TSK’de Atatürkçü damarın belirli konjonktürlerde ‘satın alınabileceğini’ öngörmek mümkün olsa da, bu damarın tamamen teslim olmasını beklemek doğru olmayabilir. Öte yandan söz konusu damarın halen egemen gözüken taraflara göre daha meşruiyetçi olduğunun da altını çizmek lazım.

İkincisi olayın ‘ifade özgürlüğü’ yönü… Sivil insanların, aynı meslekten olsalar ve hatta askerlikten gelseler bile düşündüklerini birlikte kâğıda döküp kamuoyuna sunmalarını doğal kabul etmek gerekiyor. Bildirinin dili eski alışkanlıkların, belirli bir kafa yapısının, zihniyetin uzantısı. Fazla önemsenmesi yaşananın anlamını çarpıtabilir. Normalleşme isteyen insanların bildiriden darbe tehlikesi üreterek normalleşmenin ertelenmesine hizmet etmesi fazlasıyla ironik. 

Üçüncüsü olayın ‘siyasi’ yönü… İktidar toplumu olağanüstü dönemlerden geçtiğimiz konusunda ikna etmeye, bu yönde hikâyeler üretmeye çalışıyor. Sıradan eylemleri Türkiye’nin önünü kesmeye çalışan, dış mihraklarla ilişkili, gayrı milli ve art niyetli girişimler olarak sunuyor. Aynen ‘FETÖ ile mücadelede’ gördüğümüz üzere mücadelenin olayın kendisine kıyasla demokrasiyi daha fazla tahrip ettiğine tanık oluyoruz.  Bu ortamda bildirinin aşırı önemsenmesi iktidarın istediği ortamı yaratmaktan başka sonuç vermez. Muhalefetten darbe geleneğinden ziyade TSK içindeki gelişmelere yoğunlaşması ve bildirinin siyasi açıdan işlevsiz olduğunu göstermesi beklenir.

Darbecilere karşı çıkmak ne denli doğruysa, Anayasa Mahkemesi’ni kaldırmaktan söz eden bir iktidarın varlığında her tepkiden darbe üretmek de o denli sakıncalı.

  • Abone ol