Gezi Parkından bildiriyorum (1) Dayak

  • 9.06.2013 00:00

 Türkiye’de yapılması gereken birçok şey varken illa Topçu Kışlası ve Cami yapacağım inadını anlamak zor. Daha da zoru, sabahın 05.00’de birkaç gencin üzerine kalabalık bir polis ordusu ile saldırmayı anlamak.

Aslında Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. Emek Sineması eylemleri, kürtaj yasağı, üç çocuk ısrarı, “Dindar nesil istiyoruz” söylemi, alkol düzenlemesi, üstelik bu yasal düzenlemeyi  “Biz kafası kıyak nesil istemiyoruz” diyerek savunmak ve bunlar gibi birçok hata bizi bugünlere getirdi.

Gezi Parkı oraya Kışla yapacağım, hayır yapamazsın inatlaşması değildir. Gezi Parkı eylemi bizi toplum olmaya davet ediyor. “Onlar-Biz” ayrımından yorulmuş, birçoğu apolitik gençler “yeter” artık diyor. Benim içkime, bedenime, sinemama, kafama, dinime, dilime karışma diyor.

Gezi Parkı eylemcileri, Kürtler, Ermeniler, LGBT’ler, apolitikler, illa Türk bayraklılar, illa bayraksızlardan, AKP’yi destekleyen, desteklemeyen insanlardan müteşekkil. Bu insanlar parkta Hrant Dink, Ceylan Önkol, Pınar Selek caddeleri açıyor. Bu tepki sadece ağaçların kesilecek olmasından çıkmıyor, uzun zamandır birikmiş, sindirilmiş, zamanla birike birike daha da çoğalmış bir tepki söz konusu.

Bundan 11 yıl önce ve yıllarca Kemalistler, kendi “güçlerini” ve “mutlak iktidarlarını” kanıtlamak için her yere estetikten nasibini almamış Atatürk heykelleri dikerlerdi, şimdi 11 yıldır camiler inşa ediliyor. Atatürk’ün “Ya İstiklal ya ölüm” sözü şimdi “Ya kışla ya ölüm” oluyor.

Gezi Parkı’ndaki gençler, “Biz herhangi bir örgüte üye değiliz. Hükümetin bu yaklaşımını yaşam alanımıza saldırı olarak kabul ediyoruz. Biz de bu ülkenin insanlarıyız ve yaşadığımız alanla ilgili bir karar alınacağı zaman bize sorulmasını istiyoruz” diyorlar.

Bu kitle tıpkı daha önce muhafazakârların değişmesi gibi “Kemalist” tabanın da değişmesini, değişebileceğini gösteriyor. Bu kitle bu ülke de bir ilki başarıyor, Türkiye’nin ilk özgürlükçü hareketini oluşturuyor.

“DAYAK CENNETTEN ÇIKMADIR”

Bizim genlerimize kodlanmış bu “dayak cennetten çıkmadır” sözü sanırım. Bu “özlü” deyişi içine sindirmiş bir toplumda yaşadığımızdan kaynaklı herhalde her şey değişiyor ama dayak değişmiyor.

Çok haklı olarak polis şiddetine isyan ediliyor. Polis demek devlet demektir ve “dayak cennetten çıkmadır” bu yeni değil. Eskiden babamı gözümün önünde tutuklayıp, küçük bir çocuğu sokakta bırakıp, babasını apar topar bir araca tıkıp götüren, uçurtma uçururken bundan “korkup” derhal o uçurtmayı elimden alıp kıran polis, şimdi o büyümüş çocuğa biber gazı sıkıyor. Polis şiddeti yeni bir icat değildir, eskiden neyse bugün de odur ve zaten sorun budur. Bu ülkenin acil değişime ihtiyacı varken hala adım atılmıyor olmasıdır.

Başbakan’ın Gezi Parkı’nı “meydan savaşına” çevirmek, politiği, apolitiği, oy vereni, vermeyeni dövmek, gaza boğmak yerine Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasasını değiştirmeli. Böylece bu eylemden darbe çıkarmaya çalışanların rahatlıkla ayrıt edilmesi sağlanır.

Başbakan barış sürecini başlattı, sahip çıkmıyor. Savaştan canı yanmış, 34 kişinin bombalanarak öldürüldüğü Uludereliler ise bir çatışma çıkacak, barış zarar görecek diye sınırda asker ile PKK arasında canlı kalkan oluyor.

Barışa canlı kalkan olmak zorunda olan da, Uludere’de 34 insanın bombalanarak öldürülmesinin sorumlularını da, Hrant Dink’in katillerini de, Zirve Katliamını yapanları da, Reyhanlı saldırısının sorumlularını da, tüm bunlarla beraber Gezi Parkı eylemlerinden darbe çıkarmak isteyenleri de ortaya çıkarmak zorunda olan Başbakan’ın bizzat kendisidir.

Bunları yapmamaya, kendi halkı ile inatlaşmaya devam ederse şurası açık ki, bu inatlaşmanın kazananı yok, olmayacak. İnatlaşma yerini diyaloğa bırakır, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasası değiştirilse, sabahın 05.00’de polislerin parka girip, o gençlere saldırmasının emrini kim verdi bu ortaya çıkarılırsa sorun çözüm yoluna girer ve bu ülkenin kazananı barış ve demokrasi olur.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.