• 12.06.2013 00:00

 Sevgili dostlar bu ülkenin yarım asırlık düzensiz yönetiminin yetiştirdiği insan tipi daha nice sorunlarla karşımıza çıkacak!... Gezi Parkı, Taksim gösterileri ne ki… hani bazı kelamı kibar var ki yüz yıllarca yaşıyorlar bunlardan biri de Japon atasözüdür ki bildiğiniz gibi şöyle der:”Bir yıl sonrasını düşünüyorsan hububat ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik, yüzyıl sonrasını  düşünüyorsan insana yatırım yapın” gel de helal olsun deme….

Düşünüyorum da bir şehre atanan ya da seçimle iş başına gelen bir kişi hemen üş beş yılda semeresini verecek faaliyetlere, yatırımlara ağırlık veriyor, kime ne eğitim öğretimden nasıl olsa en az yedi yıl sonra semeresini verecek ve yatırımın meyvesini başkası toplayacak dolayısıyla bu alana fazla eğilmiyorlar. Tabi bir zaman sonra bu tür toplumsal sorunlar karşımıza çıkınca da, başlıyoruz suçlamaya halbuki geleceğimizi görebilsek, insanımız, ailelerimiz, kurumlarımız, devletimiz sorumluluğunu yerine getirerek vizyon sahibi bir eda ile geleceğini düşünerek çalışsa böyle sorunlar olur mu acaba?

Aileden başlayalım, evlat beslerken kazancının helal ya da haram olduğuna ne kadar riayet ediyoruz acaba? Bir ilim erbabı bu durumu şöyle çarpıcı bir ifadeyle anlatmıştı, eğer evlatlarınızı haram lokmayla beslerseniz günün birinde kusar, bazen kendini, bazen ailesini bazen de toplumu berbat edecek kadar kusar maazallah!...

 Çocuklarından şikayet eden bir yakınım var, sık sık hacca gidip geliyor, bir de ikide  bir çocuklarından dert yanıyor ama demiyor ki ben bu evlatları haram rızıkla büyüttüm diye  çünkü o zaman kendini suçlamış olacak ya!...

Devlet hep vatandaştan şikayet eder, ama bu vatandaşların %99’u benim okullarımdan geçiyor acaba bunlara ne öğretiyorum ki bu şekilde bana karşı isyan bayrağını kaldırıyorlar? Acaba okul müfredatım nitelikli bir insan tipi yetiştirmeye elverişli değil mi? Bu sıkıntıda benim payım ne?  varsa yoksa vatandaş, vatandaşı küçük düşürücü söz ve davranışlar, vurun abalıya misali…

Hükümet demiyor ki, yahu ben nasıl bu vatandaşlarımla bu kadar araya mesafe koydum ki beni duymazlıktan geliyor,  tüm iletişim kapılarını bana kapatmış, aslında ben iyi olanı yapmaya çalışıyorum ama anlatmakta yetersiz kalıyorum.

Daha açık ifadeyle öz eleştiri kavramıyla kağıt üzerinde tanıştık ama içimize sindiremiyoruz? Kolay olanı tercih ediyoruz maalesef hep birilerini suçlamak.

Şimdi ben vatandaş olarak tüm kalbi samimiyetimle soruyorum, nedir bu DHKP-C orada burada eylemlerine şahit oluyoruz, kimse demiyor ki, ya arkadaş çağırın bu örgütten bir heyet devletten beklentileri nedir? Ne istiyorlar belki de haklı talepleri var, yoksa insan durup dururken cana, mala kıyarak ne diye eylem yapsın değil mi? Yoksa bilmediğimiz bir şey mi var, devletler daima içinde bir terörist grup barındırmaya mecbur mudurlar?

Pakistanlı merhum İslam alimi Mevdudi’nin ifadesi aklımda kalmış  şöyle diyor,”Bir ülkede huzur, mutluluk ve zenginlik varsa aslan payı devletindir, sıkıntı, mutsuzluk ve fakirlik varsa yine aslan payı devletindir, çünkü devler kudret sahibidir”  dolayısıyla her şeyi vatandaşın huzur ve mutluluğuna endeksleyen bir devlette, bu tür sorunlar yok denecek kadar az olur kanaatindeyim.

Bu tür olaylarda Milli istihbarat teşkilatının bir zaafı var, bu tür kesimlerden doğru bir bilgi galiba gelmiyor. Nasıl ki yarım asır boyunca Doğu, Güneydoğu için sorun yok dediler sonunda sorun büyüdükçe büyüdü ve maalesef altından kalkınamaz hale geldi anca yeni yeni farkına vardık. Hala da bazı sorunlara yaklaşımımız öyledir.

Artık bu bakış açımızı değiştirmenin zamanı geldi de geçiyor.Gezi parkındaki gençler de, Taksimdeki göstericiler de ..de …de  hepsi bu memleketin vatandaşlarıdır, ilgi sevgi istiyorlar.

Eskiden diyorlardı ki, orada bir köy var uzakta gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür. O köy köyümüz oluyor işte.  “gözden ırak olan gönülden de ırak olur” ata sözü değil mi? “var  varanın,  baykuşu çok olur viranenin”  anlamını bir daha düşünmenin zamanı gelmedi mi?

En son diyorum ki, gelin hem devlete olan eski klasik kutsal yaklaşımımızı,  vatandaşlarımıza olan bakış açımızı değiştirelim. Yorum ve değerlendirmeler yaparken daima düşüncemizin ekseninde insan olsun. Göreceksiniz çok şey değişecek ve hayattan lezzet alacağız.

Peki suçlu kim? onu pek bilemem ama şunu diyebilir ki suçluları sıralarsanız galiba en son suçlu göstericiler olmalı, kanaatim budur.

Daha huzurlu ve mutlu günlere…