• 15.06.2013 00:00

 Aynı cümleden farklı farklı anlamlar çıkaran, yerine göre hayatı kolaylaştıran ya da zorlaştıran bakış açısıdır. Bazı terimler var ki bakış açısına göre mana alır, ona göre içi doldurulur.

Ben bu yazımı, hepimizin bildiği ilkelere ayıracağım.

Malumunuzdur; Devletçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Cumhuriyetçilik ve İnkılapçılık, Cumhuriyetimizin temel ilkeleridir.

Sorun ilkelerde değil, bakış açısında. Şimdiye kadar öyle ya da böyle bu güne geldik. Eğer bu ilkeleri taassuptan uzak, aklı selimin atmosferi içinde ele alırsak hayatımızı kolaylaştırmaya vesile olurlar.

Nasıl mı? İzah edeyim:

Devletçilik: Devletin varlığı için herkes üzerine düşeni yapmalı, tüm paydaşları kendilerine düşen rolü yerine getirmelidir: Güçlü, şeffaf, kolaylaştırıcı bir devlet ile vatandaşın hayatına kalite kazandırılmalı, yardımına koşmalıdır.

Buna karşılık gelir düzeyine göre vatandaş devlete vergisini vermeli, ya da zekâtını ayırmalıdır. Zaten; Allah ile barışık olan devletlere Zekât da verilebilir. Varsa başka sorumluluklar vatandaş tarafından yerine getirmelidir.

Bizim ülkemizde askerlik erkek vatandaşlarımız için bir vatani görevdir. Ayrıca yasalara da saygılı olmalıdır ki hayatta kaos yaşanmasın.

Saygı duyulan bu devlet, eğitim, sağlık, adalet, ulaşım vb. konularda vatandaşına hizmet ederek sorumluluğunu yerine getirmelidir. İç ve dış güvenliği sağlamalıdır. Bunu yaparken her seferinde vatandaşın huzur ve mutluluğu için varlığını ortaya koymalıdır.

Böyle bir ilkeden kim, neden şikâyetçi olsun ki?

Halkçılık: Halkı düşünmek, ülkede yaşayan insanların, dil, kültür ve köken farklılığını göz önünde bulundurmak, birini diğerine benzetme çalışmaları yapmadan özelliğiyle yaşamına katkıda bulunmak, galiba halkçılığın ana temasıdır.

Bu farklılığı bir zenginlik olarak kabul edip pratikte bunun gereğini yapmak ve dolayısıyla bu vesileyle herkese eşit uzaklıkta olduğunu uygulamasıyla ortaya koymak,

Eğitim müfredatında var olan insanların tanınmasına yer vermek, sizce barış huzur ve mutluluğa katkı yapmaz mı?

Böyle bir ilkeden kim neden şikâyetçi olsun ki?

Milliyetçilik: Vatandaşlarımızın tamamını, tüm insanları, bir millet gibi kabul edip, herkesin hukukunu birey olarak önemseyen, herkesin menfaatini korumak için çaba içinde olan ve bu çalışmalarıyla kendini kanıtlayan bir milliyetçilik anlayışı. Tıpkı Millet-i İslam gibi değil mi?

Herhangi bir ırka, bir kökene, bir din ya da mezhebe vurgu yapmadan vatandaşlar arasında ayrımcılık hissini vermeyen bir milliyetçilik anlayışı,

Böyle bir ilkeden kim neden şikâyetçi olsun ki?

Laiklik: Devletin kurumları herkese açık, türlü türlü din ve inançlara eşit mesafede olup, vatandaşlarının Dini vecibelerini yerine getirmek için kolaylaştırıcı, tüm dinlerin diyanet nezdinde kürsülerinin olduğu ve insanımızın bu açıdan kendini rahat hissettiği, manen mutluluk kazandığı bir laiklik anlayışı yaşatamaz mıyız?

Böyle bir ilkeden kim neden şikâyetçi olsun ki?

İnkılapçılık: Yenilikçi olmak, toplumun ihtiyaçlarına göre devleti daima revize etmek, hayatı kolaylaştırma çalışmaları için varsa bir engeli ortadan kaldırmak adına, ne kadar önemli bir ilke değil mi? İnkılapçılık, sadece şapka kanununa sahip çıkmak değildir. Değerli vatandaşlarım bunu artık aşmamız lazım.

Böyle bir ilkeden kim neden şikâyetçi olsun ki?

Cumhuriyetçilik: Cumhuru önemsemek, halka, kendi kendini yönetme imkânını sağlamak ve bu konuda ne kadar engelleyici argüman ve yasa varsa bir ahenk içinde revize etmek, yeniden anlamlandırmak. Var mı daha iyisi? Ancak bu kavramı seçim aldatmasıyla bir çok diktatör dahi kullanıyor, bu Cumhuriyet demokratik olmalı, halkın kendini rahat ifade etmesine vesile olan bir yönetim tarzı olmalı değil mi?

Seçim hileleriyle bu ilkenin içini boşaltırsanız, topluma huzur ve mutluluk gelmez, bu derece halkı önemseyen bir ilke için şunun bunun cumhuriyeti, ya da şunun bunun ilkeleri derseniz toplumu kutuplaştırırsınız. Yoksa ciddi anlamda cumhuriyetçilik, halkın kendi kendini yönetme tarzı ise ne ala…

Böyle bir ilkeden kim neden şikâyetçi olsun ki?

İşte meselenin aslı bu, eğer meselenin merkezine insanı bırakırsanız bir çok sorunu çözmeniz kolaylaşır, yok eğer meselenin merkezine devleti ya da fanatik yaklaşımlarla yukarıda ele aldığım ilkeleri engel olarak ortaya koyarsanız vay hailimize.

Ben, bu ilkelerin vatandaşların lehine yorumlanmasından ve hayatın kolaylaştırarak insanımıza sahip çıkmasından, mutluluk ve huzurdan yanayım. Dahası sizin tercihinize kalmış.

İyi niyet ve bakış açısı hayatı kolaylaştırır unutmayalım.

Saygılarımla.