• 25.06.2013 00:00

Kürtler tarihi bir fırsat yakalamak üzereler kanaatimce, iki şartla, bir, aralarında iç barışı sağlar iseler, iki eğer eğitim öğretime önem verseler. Elbette ki diplomasiye, stratejiye, ticarete de önem vermeliler ama ilk ikisi bu sürecin motor gücü olsa gerek,

Geçen hafta Kürt konferansı Diyarbakır’da gerçekleşti, Kürtlerin bir kanadı orada temsil edilmediği gibi, ılımlı dindar olarak katkı vermek amacıyla konferansa katılanlar da pek memnun kalmadılar doğrusu. Çünkü seküler zihniyet konferansa damgasını vurdu ve maalesef insanlığın arayıp da bulamadığı Kürtlerin manevi değerleri rengini konferansa yansıtamadı. Keşke Güney Kürdistan’dan azıcık ders  alabilinseydi, Bildiğim kadarıyla orada anayasal düzeyde şöyle bağlayıcı bir ifade var, ‘çıkarılan yasa ve yönetmelikler Kur’an’ın özüne aykırı olamaz’ Kürtler eğer bu konuda hem fikir olurlarsa gelecekleri parlak olur, yoksa hep bir fitne başlarında dolaşacak gibime geliyor. İç barışı sağlama konusunda endişem duruyor.

Doğrusu Mezopotamya vakfının ciddi çalışmalar yaparak ‘Mezopotamya Üniversitesinin’ kurma kararı ve yasal düzeyde bir mücadele vererek belli bir aşamaya gelmesi de önemsenmeye değer bir gelişme, fakat önemli olan bir mevzu daha aydınlanmaya kavuşmadı, bu Üniversite hangi ekol üzerinde hangi felsefe temelinde eğitim öğretim yapacak? Kürtlerin eğitim öğretim geçmişine baktığımız zaman Medrese geleneğinden geliyor ve yabancı dil Arapça olmak üzere eğitim dili Kürtçedir. Başta dini ilimler olmak üzere edebi sanatlar, mantık, felsefe ve tarih okutulmuştur. Acaba Mezopotamya üniversitesi bu ekol temelinde ilerleyebilecek mi?

Prof. Dr. Kardi Yıldırım’ın ifade ettiği gibi bu üniversite Ahmedı Xani ve Said-i Nursi’yi Pir olarak kabul edecek mi? Eğer cevap evetse ne ala, fakat eğer Feqiyi  teyran, Melayı cezeri gibi değerleri devre dışı bırakacak bir sistemin temeli üzerinde eğitim öğretim yapmaya kalkışılırsa vay halimize!... üstelik Kürtlerin kahir ekseriyeti açısından eleştiriye maruz kalacak, birleştirici bir unsur olması gerekirken Kürtlerin birlik beraberliğine bir darbe daha indirecek. İşin doğrusu Kürtlerin edebiyatından inancı çekerseniz geriye bir şey kalmaz. Başka bir ifadeyle Kürtler adam olmak istiyorlarsa bir an evvel İslam dini ile barışık bir duruma gelmeliler diye düşünüyorum, yanlışsınız diyen varsa buyursun dayanağını, delilini ortaya koysun.

Sevgili dostlar, Üç şey var ki insanı sınırsız düzeyde değerden düşürüyor, basit bir ifadeyle ‘qeşmer’ edip bırakıyor; para sevgisi olan tamahkarlık, kadın peşinde koşuşturmak ve İslam dinine düşmanlık yapmak bu üçünden daha büyün bir musibet dünyada yok galiba bunun o kadar çok örnekleri açık ki hangi birisini dile getireyim, çünkü bilmeyen yok.

Kürt politikacıları Süryani, Yezidi, Alevi zihniyetin eteğine yapışmış vaziyette, adeta taparcasına dilden dile gündemde tutarak yaşamını sürdürmeye çalışıyorlar, Bu inançların mensupları ama az ama çok varlar, inançları da kendilerine mübarek olsun, ama bunların taşıdığı inanç geleneğe dönüşmüş mesnetten yoksun hale gelmiş, Kur’an karşısında sıfırın altında kalan bir mistik inanç haline gelmiştir, fakat şunu bilmeliler ki Kürt alimleri hala bunu deşifre etmedi ‘ya sebur’ çekerek; bu gün yarın yanlışın farkına varılır diye bir umutla bekliyorlar, ayrıca şimdiye kadar Kürtlerin devletle sıkıntıları vardı şimdi artık eleştiri zamanı alimlerin eleştirileri karşı hazırlıklı olmaları gerekir, daha doğrusu alimlerin eleştirilerine hedef olmamak için her türlü yanlıştan kendini korumaları lazım diye düşünüyorum.

Eğer bu üniversiteye siyaset karışırsa, eğer sekiler zihniyet baskın gelmeye çalışırsa, eğer inançtan arınmış aro/garo edebiyatı öğretilmeye kalkışılırsa,  yazıktır bu kadar zahmete katlanılmasın zaten böyle bir kurum şimdiden ölü doğmuş sayılır, yok eğer Kürt Dilini alfabeye qurban etmeyecekse, dinini diyanetini hakir görmeyecekse, tarih ve kültürünü yaşatacaksa şimdiden bin alkış benden, hayırlı olsun sadece Kürtlere değil dünya edebiyatına katkı vereceğine inanıyorum.

Her şeyin hayırlı olması dileğiyle…