Suriye Serserileri

  • 30.06.2013 00:00

 Bundan çok değil sadece 50 yıl önce, kim nerede ne yapıyor belli değilken, bu gün yer yüzündeki sıkıntılar bir bir ekranlarımıza geliyor.Kimi ülke liderleri mihenk taşına vurulunca insani değer bakımında çok zayıf durumda kalıyorlar. Hani ne demişler “aynası iştir kişinin lafına bakılmaz”. Sanmayınız ki şu ülkenin bu ülkenin başına gelmiş diye, insanlar o kadar saygın, yetenekli, nitelikli kimselerdir. Eminim kendi halinde yaşayıp ta bir çok devlet başkanından, başbakanlardan, bakanlardan çok çok nitelikli insanlar vardır. Dolayısıyla dünyada vuku bula kimi olayları karşısında bu kimselerin olduğu yerde sessiz sedasız kalmaları haktan reva değildir.

Konuşmak lazım, onun için ben, yerine göre konuşuyor, yerine göre yazıyorum, sizi de böyle bir mücadeleye davet ediyorum.

Bu sene içinde, Somali’de,  Miyanmar’da, Filistin’de, Irak’ta ve iki yılı aşkındır dünyanın gözü önünde cereyan eden Suriye olayları insanlık açısından dram sayılabilecek kavga ve kargaşa var ve insanlar ölüyor, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için yaşam zorlaşıyor. Üzülmemek elde mi?

Ne yazık ki, başta Rus, Çin ve İran yöneticileri göz göre güre bu trajediye seyirci kalırken, Arap devletleri ve Lübnan Hizbullah’ı   da bu laytlığın tuzu biberi oluyor. Suriye komşularından Türkiye Cumhuriyeti ah vah ediyor ama nafile, galiba Urdun da mültecilere kapısını açmış bu da insani değer açısından takdire şayan bir davranış ama yetmiyor.

Suriye liderini perişan eden, tarihin sayfalarına bir kara leke olarak isminin geçmesine şeddeli  bir katkı yapan ve sözde Suriye yönetiminin yanın da olduğu görüntüsünü veren üç beş devlet aslında Beşar Esad’ı oyuna getiriyorlar, Ona büyük bir haksızlık yapıyorlar. Bir şey yaptıkları da yok,  barış huzur için bir katkı da yapmıyorlar. Sadece Beşar’ı oyalayarak  bu katliam tarzı iç savaşın devam etmesine göz yumuyorlar, nasıl olsa katil de maktul da müslüman. Bu liderler birer serseri,  konuyla bağdaşması açısından da “Suriye serseriler” olarak nitelendirmek içimden geldi.

Ben bu konuda batının masum olduğunu iddia etmiyorum, Adamlar sinsi olabilirler ancak zahiren halktan yana gözüküyorlar, en azında aleni bir şekilde diktatör Suriye rejimine destek vermiyorlar. Dolayısıyla niyetlerini sorgulama hakkımız yoktur. Biz büyüklerimizden şunu öğrendik:Bir yerde huzur ve asayiş varsa aslan payı devletindir, sıkıntı açlık mutsuzluk varsa yine aslan payı devletindir. Bu münasebetle Suriye’deki olayların bu boyutlara ulaşmasında en büyük kabahat, Beşar Esat’ındır. Memleketinde taş üstünde taş kalmadı,  bu gün taraflar anlaşsa da artık çeyrek asır bu devlet kendine gelemez bu dertli vatandaşlarına sıkıntılarını unutturamaz.2008 yılında iki günlük bir Suriye gezimiz olmuştu, Rehberimiz şuurlu ve bilgili bir öğretmendi ama bazı soruların cevabını vermekten imtina ediyordu bir devlet insanını korku baskı altında tutarsa olacağı budur.

Suriye  olayları bir turnusol kağıdı gibi hangi devlet neyin peşinde olduğu, adı Hizbullah da olsa yeri geldiğinde yanlış siyasi karar verebileceği, İran gibi İslam devleti bile sözüm ona dünya denklemi içinde siyaset gereği katliamlara göz yuma bileceği ortaya çıktı ne yazık ki.

Benim Rusya’dan Çin’den bu konuda neden yanlış yapıyorlar diye eleştiri hakkım var insan olarak, ancak onlarla bir hukukum yok, fakat İran ve Hizbullah’la hukukum var çünkü aynı dine mensubuz ve onların yanlış davranışları benim haneme de yazılıyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanından Allah razı olsun elinden geleni yapıyor ama katkısı bu kadar oluyor.

Gelin sırf insan olduğumuz için Suriye olaylarının durması için biz de harekete geçelim, bu konuda kilit rol oynayabilecek Devletlerin Liderlerine mektuplar gönderelim ya da bizzat ziyaret edelim. Bizim de bu süreçte olumlu bir katkımız olsun. Yetkili kimse değiliz,  bizi ilgilendirmez diyerek bu sorumluluktan kurtulamayız …

İnsan olmak ne kadar zor bir şeymiş meğer, nerede bir haksızlık varsa kendi dünyanla mensubu olduğunuz inancın ölçüleriyle değerlendirmek durumunda kalıyorsunuz,  bir yandan kendi nefsinle mücadele edip bir mümin olarak yaşamaya çalışırken, bir yandan da kimi serseri devletlerin derdi gelip sizi buyuyor.

Elbette ki dünya dersiz, tasasız olmaz ama bir ülkede devlet millet arasında  bu kadar kavga varsa, katliam boyutlarına ulaşmışsa, bu ülkenin insanları ne tarafa kaçacaklar? mal emniyeti, can emniyeti, namus emniyeti tehlikeye girmişse geriye ne kaldı ki ölüme merhaba demekten başka… Yer yüzünde kimi insanlar için tek tercih ya ölmek ya öldürülmek ise tüm insanlığın burada sorumluluğu var kanaatindeyim

Suriye’nin hali insanlığa bir ibrettir, ama bir su-i misaldir ne yazık ki…

Selam ve saygılarımla

e-mail:[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar