• 31.07.2013 00:00

 Yeryüzünde insanlık alemi ne zaman sorun yaşamadı ki? Kabil ve Habil vakasında tutun günümüze kadar insanlar arasında husumet devam ede gelmekte olup, bundan sonra da olmaya devam edecektir. Bu mücadele bazı topluluklar arasında meydana gelirken, aynı zamanda doğru ya da yanlışın tarafı olarak diğer insanları da sınavdan geçirmektedirler.

Bazı İslam ülkelerinde meydana gelen olaylar dünya ülkelerinin sınavı oluyor, kıyamet günü bir karne olarak elimize tutuşturuluyor,  tarihe not bırakıyor. Kendini medeni olarak nitelendiren kimi devletlerin insani açıdan ne kadar kalitesiz, ne kadar idraksiz, ne kadar merhametsiz oldukları ortaya çıkıyor. Bu tür hilebaz yönetimler yüzünden biat kültürüne uygun  bir seçim usulüne sahip, hoş görüyü esas alan, çoğulcu bir yapıya düstur olarak kabul eden  demokratik düzen de yara alıyor ve mümin insanların güvenini kayıp ediyor.

Bir süreliğine zalim ve zorba kimselerin kazandığı izlenimi oluşsa da, aslında uzun erimli, geleceğe dönük daima müspet hareketler kazanıyor.

Abdullah ibn-i Mesut Kabe’de Errahman suresini okurken müşriklerin saldırısına uğradı, müşrikler mi kazandı? Hazreti Ali taraftarları karşıt askerlerin hilesine karşı silah indirerek kazandılar, ümmeti Muhammed onlara hem üzülüyor, hem dua ediyor değil mi? Anadolu insanı despot Kemalist rejimin kahrını 70 yıldır çekiyorlar kazanan kim? İran’daki 80 devriminde asker vatandaşın üzerine ateş açarken, halkın askere ateş açmaması askerin saf değiştirmesine sebep olmadı mı?

Bu gün İhvanı Müslimlin Adeviye meydanında pasif gibi gözüken ve aslında tarihin en onurlu duruşu durumunda olan protestosunu oluşturan, bu hareketiyle en asil tepkisini ortaya koymuyorlar mı?. Diyarbakır’ın üç günlük “Mısır’a destek eylemi” hem müspet, hem nitelikli, hem kazanımlıydı. Hele son günkü yürüyüş çok kaliteli bir eylemdi ve müspet eyleme güzel bir örnekti.

Sevgili dostlar müspet hareket sabır ister, samimiyet ister, metanet ister.Kazanmak çoğu zaman karşı tarafa zayiat vermekle, ortaya sıkıntı ve göz dağı vermekle değil, nitelikli bir duruşla kendini ifade etmekle olur.Bu gün yeryüzündeki Müslümanlar bu tarzı deniyorlar,  birbirini örnek alıyorlar, iyinin daha iyisini yapmaya çalışıyorlar.

İslami hareketin dayanak noktası müspet hareket olmak durumundadır.Soyut bir kavram olan El Kaide gibi canlı bomba olarak oraya buraya saldırmak canını veren kimsenin kendince keyifli bir ölümünden öteye giden bir davranış değildir.Tam tersine İslamafobinin oluşmasına neden olduğu için hem dünya Müslümanlarını sıkıntıya sokar, hem de insanların İsalamdan uzak durmasına sebep olur.

İslam karşıtı kimselerle savaşamazsınız, o size bir roket atar evi başınıza yıkabilir, ama siz bir evde cani/caniler var diye o eve ateş edemezsinin velev ki o evde tek bir masum can bile olsa.Üstat Bediül Beyan Said-i Nursi ne diyor; bir gemide 99 cani bir masum can var ise o gemiyi batıramazsınız.

Zaten kimsenin, bir an evvel İslam hakim olsun diye -halla, halla, hala….  diye gürültü çıkarmaya hakkı yoktur.

Sezai Karakoç’a sormuşlar, - Üstadım İslam’a nasıl hizmet edelim diye, Üstat demiş ki,  -İslam’ı yaşayın yeter, ne kadar manidar bir cevap değil mi?

Dolayısıyla diyorum ki müspet hareketin kendisi hayrı mahahddır, müspet hareket edebilene ne mutlu, ama ifrat ve tefrit arasındaki dengeyi tutturmak şartıyla.

Yeryüzünde herkes kadar ehli iman da yaşama hakkına sahiptir. Hatta daha fazla çünkü mülk Allahın’dır ve Müslümanlar da Allah’a kul olarak yaşamayı prensip edinmiş kimselerdir. O zaman ev sahibi ile müminler arasına ekstradan bir dostluk bir muhabbet var değil mi?

Selam ve sevgilerimle