• 24.08.2013 00:00

 Sene 2008 aylardan Şubat ayı bir kısım yöneticilerden oluşan bir otobüslük yakın arkadaş ile Suriye’ye iki günlük bir seyahat gerçekleştirdik.

İlk gün sabah namazını Halep’te kıldıktan sonra bir sahra lokantasında sabah kahvaltısını yaptıktan sonra Malula kasabasında bir az dinlendik ve soluğu Şam’da aldık.

Şam gezimizi Mevlana Halit’in makberinden başlattık, Rehberimiz şuurlu bir öğretmendi.Mevlana Halit’i tanıtırken üç isimle anıldığını söyledi,

Halit-i Bağdadi,

Halit-i Nakşi,

Halit-i Kürdi,

Bu son isime aramızdan birileri küçük harflerle itiraz etti. Bundan müthiş derecede  sıkıntı hisseden rehberimiz dedi ki, “Arkadaşlar Türkiye Türklerinin Kürtlerle ne alıp veremedikleri var bilemiyorum, ben de Suriye’nin Türklerindenim fakat itiraf edeyim ki Türkiye Türklerinin bu tutumundan dolayı utanıyorum. Mevlana Halit Irak’ın Süleymaniye kentinde dünyaya gelmiş bir Kürt’tür, yani bu zat için ne diyelim?

Ben, bu yazımda Mevlana Halit’in vasiyetinden bir paragraf sizinle paylaşacağım.

Şöyle vasiyet ediyor Mevlana Halit, ….Malınıza, evladınıza, eşlerinize sahip çıkın benin ölümümden dolayı da ne mahzun olun ne de ağlayın… Bu iki satırlık paragraf  bile insana müthiş bir tefekkür kazandırıyor.

Evladımızı sevgiyle büyütüp, ilgiyle bilgilendirirsek hayırlı bir evlat olarak ehli mearif olur. Hem kendine, hem bize, hem topluma yararlı bir insan olur, dünyada da ahrette de varlığı bize katkı verir. Peki eğitim kurumlarımızın müfredat açısından, öğretim kadrosu bakımından nitelikli evlat yetiştirmeye elverişli midir? Velilerimizin bunu araştırmaya hakları var, ama veli maalesef bu konuda çok pasif davranıyor. Tabi bunun sıkıntısı yıllar sonra karşımıza çıkıyor, o zaman da ah, vah çare olmuyor.

Malımızı Yüce Allah’ın emrettiği gibi kullanırsak, dünyada şerrinden emin olma durumumuz yüksek olduğu gibi ahrette de hayır hasenat olarak mizanda işimize yarar, Malımız zekat nisabina gelirse muhakkak zekatını verelim, fazlasından sadaka da verebilsek ne a’la…

Eşlerimize mukayyet olsak, haklarına riayet etsek ailemize huzur gelir, huzurlu bir ailenin mutluluğu artar, huzurlu bir hayatın manevi değeri de daha iyi olgunlaşır. Hem Resul-i Ekrem “En hayırlınız eşlerine/ailesine iyi davranandır ve bu konuda en hayırlınız benim” şeklinde bir beyanda bulunmuyor mu?

Dünyaya geliş Allah’ın emri olduğu gibi gidişte Allah’ın emridir, vefat hadisesinde fıtri bir üzüntü oluşsa da bunu hüzne çevirmek ve ağlayarak sıkıntımızı arttırmak doğru değildir.

Mevlana Halit, ilim ve tasavvuf alanında kendini yetiştirip İslam dünyasının muhabbetimi kazanan asrının müceddidi vasfını taşıyan mübarek bir zat.Bu muhterem insanlar Yüce Allah’ı tanıdıkları için ehli iman olarak, insanlık aleminin birer ferdi olarak onlara karşı muhabbet besliyoruz.Çünkü adetüllahtandır; Yüce Allah birini sevdi mi? Diğer kullarına da onu sevdirir.İşte Mevlana Halit de böyle  zatlardan biridir.

İlginçtir Mevlana Halit cübbesini Bediuzzeman Hazretleri ulaştırmak üzere vasiyet bırakıyor.Sanki lisani hal ile şöyle demiş, “Kardeşim benin sürem tamam şimdi sıra sizde.”

Ne mutlu bize ki b u zatları tanıma fırsatını bulma şerefine nail olmuş bu fırsatı yalamışız.Bu asırda yaşayıp da bu zatları tanımayanlar da var, değil mi?

Mevlana Halit’in vasiyetini unutmamak dileğiyle

Selam ve saygılarımı sunarım

NOT: Mevlana Halit hakkında az daha bilgi elde etmek istiyorsanız aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.

 http://www.hanifislam.com/zigzag/bol02/bol02a.htm