• 30.08.2013 00:00

Boşuna dememişler ağzı olan konuşuyor. Ben eğitimciyim öğretmenler odasında bazen birden fazla kişi, çok haris hatta saldırgan bir şekilde konuşuyor, eleştiriyor, tenkit ediyor, bu böyle değil böyle olmadı diyor. Ben diyorum ki, “arkadaş bu kadar hırsla konuşacağına bu düşüncelerinizi bir A4 kağıdına dökerek ilgili makama arz etseniz daha iyi olmaz mı?” aldığım cevap şu oluyor genelde,  “Boş ver, göndersem ne olacak sanki dikkate alan birileri mi var?” Ama demiyor ki ya ben her gün her gün bu kadar dile getiriyorum acaba ne işe yarıyor.

Sevgili dostlar bu memlekette bir vatandaş olarak yaşıyorsak olup bitenlerden haberdar olmak hakkımız olduğu halde, yeri geldiğinde eleştirimizi de yapmaya hakkımız vardır. Çünkü bu memleket hepimizin, Bakanın, Bürokratın, ağanın, paşanın değil, değil mi? O zaman hayatın içinde rolümüz ne olursa olsun ülkenin idari ekonomik, eğitim ve sağlığı hakkında bir şeyler söylemeye, iki çift laf etmeye ya da iki satır yazı yazmaya hakkımız da vardır.

“söz uçar, yazı kalır”diye bir atasözümüz var. O zaman ciddi bir mevzuda gerçekten bir fikir beyan etmemiz gerekiyorsa konuşmak yerine yazmayı tercih etmekte fayda var diye düşünüyorum.

Ben acizane bir kardeşiniz olarak 2006 yılında askeri yapılanmayla ilgili bir yazı yazdım, 2007’de Genelkurmayla mahkemelik oldum, derken 9 ay ceza aldım, Hakim sağduyulu bir adamdı cezamı erteledi.Şükürler olsun şartlı sürem de bitti, ama inanın zaman beni haklı çıkardı. Ortada bir yanlış varsa insani bir üslupla dile getirmekle yükümlüyüz.

Küçük bir sitemle yazıma devam etmek istiyorum. Sevgili okurlarım biliyorlar haftada iki üç yazı kaleme alıyorum, gerçi artık kalemin yerini klavye aldı ama ağız alışkanlığı işte her neyse; bazen soruyorum sevgili editörüme bu yazımın tıklama sayısı nedir, acaba? Yıllardır yazdığım bazı sitelerde genelde ilk günde binden fazla tıklandığını söyleniyor. Beni bir merak sarıyor bu sefer, ya arkadaş bu mevzuda okurların bir vatandaş edasıyla söyleyeceği bir şey yok mu acaba? Bin kişi yazıyı tıklamışsa bu güzel, ama yorum bırakmaması beni endişelendiriyor.

Bu okuyucuların umursamaz olmalarını düşünemiyorum, ama çekindiklerinden şüphe ediyorum. Eğer şüphemde haklıysam vay halimize yani vatandaş bu gün buraya bir not bıraksam, yarın başıma bela olabilir endişesini taşıyorsa vay halimize diyorum.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah mürekkep kasasına, kaleme ve yazdıklarına ant içmektedir. Bu çok manidar bir beyan, o zaman bizim de yazmaya önem vermemiz gerekmez mi? Hiç olmazsa yazanlara yorumlarımızla katkı verelim değil mi? Ben şahsen yazıma üç beş yorum geldiği zaman hem mutlu oluyorum hem de bir sonraki yazımı daha bir keyif ve heyecanla yazıyorum.

Sizden istirhamım şudur, bir yazıyı okuduğunuz zaman eğer içinizden bir şeyler yazmak geliyorsa esirgemeyin. Yorum olarak yazın tarihe not bırakın. Belki de söz konusu problemin çaresi sizin düşüncenizde saklıdır.Bazı okuyucularımız da bir çok yorumunda siyaseti, hükümeti karıştırıyor bu da pek doğru değil kanaatimce, biz düşünce insanıyız doğru bildiğimizi dile getirmekle yükümlüyüz, daha doğrusu varsa onu da dinlemeye hazırız ama birilerinin hatırı için de bir yazıyı kaleme almayız biiznillah. Ne diyor Üstat Bediülbeyan Sait Nursi “Hakkın hatırı alidir biç bir hatıra feda edilmez” işte bizim hakka yaklaşımımız budur dostlar.

Selam ve saygılarımla