• 23.09.2013 00:00

 İnsan yaratılanların en özeli, yer yüzünün hatta kainatın hizmetine amade olduğu yegane varlık. Güneş, hava, su ve toprak, acaba insan olmasaydı bir ilahi matbaa olarak ortaya koydukları mahsul neye yarardı diye merak etmemek elde değil.

Şu anda yeryüzünde yedi milyar insan varsa her bir insan bir o kadar özel ve alternatifi yok, ne ondan önce ne de ondan sonra emsali gelmemiş gelmeyecek.  Bir insanı değerlendirirken bu gözle, bu bakış açısıyla bakmak lazım ona göre onu ölçüp biçmek gerekir.

Yüce Allah’ın birer kulu olarak yeryüzüne bir imtihan için gönderilen bu bahtsız ve zayıf varlık, bazen bazı açılardan kendini avantajlı hissedince kontrolden çıkabiliyor, tuğyan edebiliyor maalesef.

İnsanlar genelde kendini ayrıcalıklı görmek isterler, ama herkesin ayrıcalıklı yaratıldıklarını unuturlar.Kimisine ağır bir imtihan olarak mal ve evlat verilmiş kimisine güç ve kürdret, kimisine makam ve nüfuz, kimisine de ilim ve edep…artık ne derseniz deyin ama her kesin bir imtihanda olduğunu unutmamak lazım.

Ne acıdır ki bir insanı değerlendirirken boyuna, postuna göre, mal varlığına göre ya da unvanına göre değerlendiriyoruz. Halbuki bir insanı değerlendirirken hayata verdiği katkı, toplumsal huzura kazandırdığı değer ya da hak ve adalet kavramına olan bağlılığına dikkat etmemiz gerekir. Hatta bireysel ibadetleri de O’nunla Rabbı arasında niyet ve ihlas derecesine göre Yüce Allah ibadetini değerlendirir.

Bir insan dünyaya eksik gelmişse ya da bir musibet sonucu bir azası işlevsiz kalmışsa veya fıtri bir aidiyeti varsa bundan dolayı tenkit etmek İslam düşüncesinde yeri olmadığı gibi cahiliye adetlerinden olup Yüce Allah’ın kader çizgisini eleştirmeye kadar gider ki, maazallah insanın imanını sorgular düzeye bile çıkabilir.

Bir insanın zeka düzeyi düşükse, spastik özürlüyse, ya da ama ise onunla alay etmek insanı dinden bile çıkara bilir. Unutmayalım Kelimeyi tevhit ile insan iman ettiği gibi başka bir kelimeyle de kişi küfre gidebilir.

İster bedenen ister zihnen özürlü kardeşlerimize aslında biz sağlam diye bilinen kimseler minnettarız. Onara baktığımız zaman Allah’ın üzerimizdeki lütfünü bir daha, bir daha anma fırsatını buluyoruz. Dolayısıyla onlara sahip çıkmak, gerekirse geçimlerini sağlamak, en önemlisi de onlarla saygı ölçüleri içinde muamele etmek boynumuzun borcudur. Unutmayalım Hz.Peygamber(a.s) bir anlık ama bir sahabe olan Abdullah ibn-i Mektum’u ihmal ettiği için ayeti Kerimeyle Allah tarafından uyarılmıştır. O Mübarek sahabe ki hakkında 16 ayet nazil olmuştur.

Ayrıca bir zenciye bir gün biri alaylı bir gözle bakınca maneviyatı güçlü olan  siyahi adam, beyaz adama bakarak; -hayrola bey efendi boyayı mı beğenmedin boyacıyı mı? Bir an için kendine gelen kişi özür diler ve tövbe eder. Halbuki hayatın içinde bu ve benzeri ne kaba davranışlarımız oluyor değil mi?

Malum Safa ile Merva arasında saiy diye haccın bir rüknü var. Aslında o güzergah Hz.Hacer’in Hz.İsmail’i için koşuşturduğu bir aradır. Yüce Allah Haccın kabul şartlarından biri olarak sayi emretmiş neden mi? Hazreti Hacer, Kadın, Zenci ve Cariye idi maalesef bu üç vasfı gaflet ehli insanlar hala da bir eksiklik olarak görüyor. Keşke insanlar hac sonrası hiç olmazsa bu hatalarının farkında olabilseler değil mi? Hacca gidemediği halde benim gibi bunun farkında olan kimseler de vardır. Bundan dolayı da Allah’a şükür ediyorum.

Mevlana’nın manidar bir sözü var diyor ki; Kafire kem gözle bakma iman üzere ölmeyeceği ne malum? mefhumu muhaliften şu da akla gelmiyor değil acaba kendini ehli iman olarak gören ve öyle olan bir kimsenin maazallah iman üzeri öleceği malum mu?

Bu vesileyle diyorum ki,

Bir birimizi küçük görmeyelim, din, dil, kültür farklarımızı önemseyelim,

İnsani değerlerimize saygılı olup bir birimize kol kanat gerelim,

Ben sen kavgasından vazgeçelim,

Bakın bakayım İslam ülkelerine var olan kavga ve kargaşa dünyanın birçok bölgesinde yok.

İnsanlar bir birine rahmet gözüyle bakarlarsa Yüce Allah da onlara rahmet yağdırır. Hem, insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır diyen Ahir zaman Peygamberi haşa boşuna mı bu güzel ifadeyi dillendirmiştir. Çünkü insanlar bir birleriyle uğraştıkları zaman;

1-Hep bir birlerine dönük planlar yaparlar,

2-Dünya ve ahretlerine yönelik bir eylem planları olmaz,

3-Mutlu olmaları mümkün değildir çünkü daima içinden bir ah çekiyor,

4-Üretken olmaları çok zor, çünkü mutlu olmayan bir kişi verimli olamaz,

5-İnsana karşı kin ve nefret taşıdığı için ruhu daralır, psikolojisi bozulur,

6-İnsana sevgi ve muhabbetle bakmadığı için hep karşısında bir düşman, bir rakip gözüyle bakar,

7-İnsanın iyi yanlarını kötü yanlarına kurban eder ve her fırsatta su-i zanda bulunur, günah kazanır.

Aslında insana insan gözüyle bakma fırsatını yakalasaydık, hem dünyamızı hem ahretimizi mamur etmek çok daha kolaylaşırdı. Ben bir insanın her an bu fırsatı olduğuna inanıyorum.

Bir an evvel bu fırsatı değerlendirmek dileğiyle, saygılarımı tüm canlılara hatta canlı cansız tüm kainata sunarım Yüce Yaratan yaratmışsa bir hikmeti var, özellikle de insana.

Mutlu, huzurlu, haktan yana ve onurunla yaşa ey insan.Farkını fark et, değerini bil. Bil ki senin huzur ve mutluluğun diğer insanların huzur ve mutluluğundan bağımsız değildir.Dolayısıyla insanı önemse, değer kazan diyorum.