• 9.12.2013 00:00

 Ben bu sayıyı dile getirmekten hiç hoşlanmam ama yeridir diye kullanacağım, 30 yıldır bu ülkede kavga var, gürültü var, zulüm var. Şükürler olsun ki bir yıla yakındır bir barış havası esiyor,  ancak bazı insanların ezberine cevap vermediği için ortada bir kararsızlık yaşanıyor. Gerçekten barış olsun mu olmasın mı? Sorusuna net bir cevap veremeyenler var. Dolayısıyla bu konuda kararsız olanlar bir an evvel ikilemden kurtulmaları lazım.

*MHP tabanına barışın önemini anlatmalı, milliyetçilik sloganlarından vazgeçmeli, “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyeceğine Türk’ün dünyası ve dini nasıl mamur olur? Sorusuna cevap bulmak için kafa yormalı, bu konuda politikalar üretmeli,

*PKK silahsızlanmayı ve medeni bir vatandaş olmayı kabullenmeli, militarist mantığı tamamen bir kenara atarak Kürt bölgesine yeni bir belanın uyanmasına müsaade etmemelidir.

*BDP sivri siyaset yapmaktan uzaklaşmalı, eğitim, sağlık ve ekonomiye yönelmeli bir an evvel İslam dini ile de barışmalıdır,

*Hüda-Par Şerat-ı Garra getirmeyi hedefinden çıkarmalı(Ki bir Mümin için çok zor ve her müminin nihayi hedefi Kur’an anayasasıyla idare edilebilmek, fakat inanç açısından heterojen bir toplumda yaşadığımızı unutmamak lazım),  bir sorun yaşandığında şahitlik yapabilecek kadar cesur, hakkı haklıya teslim etmede adil, Yüce Allah’ı daima zikir eden insanların yetiştirilmesine vesile olmalı, elinden geliyorsa yerel yönetimleri ele geçirerek halkın dinine ve dünyasına sahip çıkmalı,

*Kemalizm adıyla ideolojik bir devlet anlayışını aklına koyanlar, aklını özgür bırakıp,” halka hizmet hakka hizmettir” anlayışıyla yaşayan bir devlet anlayışını düşünmeye başlamaları lazım.

*AK parti, Devlet bürokrasisine sahip çıkmalı, vatandaşları arasında ayırım yapmaya son vermeli, alttan alta malı götürenlere “dur!” demesini bilmelidir.

*Vatandaşlarımızın oportünist bir zihniyetten kurtulup, onurlu bir yaşamı kendileri düstur edinmeleri gerekiyor. Dünya metaı dünyada kalır, bu dünya nimetleri imtihan amaçlı dağılımı farklıdır. En ağır imtihan zenginlikle yapılan imtihandır, bir çok insan ev değiştirerek, araba değiştirerek, ev eşyasını değiştirerek sık sık hayatı kendine sıkıntılı bir hale getiriyor, bu adı konulmamış bir musibettir, halbuki bu lüks yaşama yaptığı harcamanın yarısını ihlasla Allah rızası için infak etse hem dünyada hem ahrette mutluluğu yakalayabilir kanaatindeyim. Halımıza şükür etmesini bilmeliyiz.

*Ankara bürokrasisinin israftan kaçınmalı, emekli olabilenler emekli olmalı, yasal hakkımdır deyip ayda ortalama altı bin yedi bin alıp gününü gün eden binlerce kimseler var. Bilinmelidir ki her yasal olan hukuki değildir, yasaların esnekliğinden yararlanarak cebini doldurmak bir kusurdur bir gün tadı kaçar. Onlardan çıkmazsa evlatlarından çıkar. Yok efendim müşavirdir, merkeze alınmıştır, şu kurumun bu kurumun başkanıdır vs. Örneğin soruyorum Başbakanlık insan hakları başkanlığı ne işe yarıyor? Bilen varsa söylesin. Devletin böyle sembolik bir sürü kurumları var. Bunlardan birisi de Kamu Güvenliği  Müsteşarlığıdır. Bir kurum halk nezdinde karşılığı yoksa boşunadır. Halbuki Hükümet iyi niyetle bu kurumları oluşturuyor ama ne yazık ki bürokrasi bu kurumları pasifize ediyor. Neyse ki Kamu Deneticiliği Müessesi (Ombudsmanlık) hareketli ve çalışkan.

Kısacası yeni bir Türkiye istiyorsak, barış ve huzurun önemsendiği bir hayat istiyorsak, insanın önemsendiği bir yaşam istiyorsak, iman, edep ve marifet ile yaşamak istiyorsak,  ezberimizi bozmamız lazım. Bunu isteyip istemediğimizi; sesimizi, soluğunuzu, rengimizi değiştirip tarafımızı belirtmemiz lazımdır.

Buyurun tercih sizin isterseniz bu karanlıkta yuvarlanmaya devam edin, isterseniz “Ya Allah” deyip silkelenin. Ülke sizin, imkân sizin, imtihan sizin. Bu hayattan da sorgulanacaksınız. Bunları dile getirmeye kabiliyetim bu kadarına  elverdi. Gerisi size kalmış

Barış, başarı,  huzur diliyorum.