• 25.12.2013 00:00

 

Bir şehir yazarı olarak şehrimizin tüm dinamiklerini yakından takip etmek, iyi yanlarını takdir ederek, eksiklerini dile getirmek boynumuzun borcudur.

Hüda-Par’ı bir yılı yakındır hem lisanı ha’lini hem lisanı kal’ini yakından izliyorum. Şükürler olsun ki Amed’in şanına uygun, Kürt inanç ve değerleri paralelinde gelişme kat ediyor yükselişini sürdürüyor ve bu atmosferde bir yılını doldurdu. Bu bir yıllık süreçte emeği geçen herkese dua ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Bu süreçte bir çok güzel çalışmalara imza atan Huda Par, siyaset hayatına gözle görülür üç değer kazandırdı, sadece bu kazançlar dahi bir yılının karşılığı olarak yeter de artar.

Nedir bunlar bakalım:

1-Siyasilerin üstlendiği görevdeki sadakati için Kur’an üzerine söz vermeyi,

2- Konuşmacıları alkışlama yerine selat u selamla tekbirle takdir etmeleri,

3-Çok kalabalık mitinglerde dahi haramlık selamlığa dikkat etmeleri, cahiliye üsulu gibi cergebeze meydan vermemeleri.

Bu üç değer de biri diğerine katkı verip, teyit ettiği gibi ayrıca insanımızın yüzünü de güldürüyor.

Elhemdulillah Kürt toplumunda Kur’an üzerinde söz vermek, gerekirse Kur’an üzerine yemin içmek bir değerdir. Öyle ki, öyle basit işler için haklı taraf kayıp etse bile Kur’an üzerine yemin içtirilmiyor. Babamdan örnek vereyim, kendisi alış veriş yapardı, bazen karşı tarafla bir münakaşası olunca Babamı Kur’an’la ikna edebileceğini bilen karşı taraf “Kur’anı getirin, el basacağım” derdi. Babam, “Kur’an Allahın kelamıdır böyle basit bir mesele için Kur’an’a el bastırmam, helali hoş olsun, demek ben yanılıyorum” derdi. Ama işin içinde özellikle kan davası varsa barış taraflarından kabilelerin ileri gelenleri Kur’an’ın altında geçiyorlar. Şimdiye kadar Kahir ekseriyeti Kur’anla veriği söze bağlı kaldılar ve barış huzura dönüştü,  tek tük sözünü yediyse de ağır yenilgilerle karşılaştılar bunlara da şahit olduk maalesef.

Dorusu konuşmalardaki alkış neyin ifadesi insan anlamakta zorlanıyor, bilinen şu ki bu alkış hadisesi İslam’ın bize bahsettiği bir hadise olmayışı, çünkü ne fikirdir, ne zikirdir. Olsa olsa “inandığınız şekilde yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmak durumuna geleceksiniz”. Gerçeğinin bir ifadesidir, Bu da bu gerçekten kalma bir hediye(!) ama Hüda Par’ın konuşma aralarını yada bitimini selat-u selam ve tekbiratlarla karşılanması fevkelade anlamlı,  örnek teşkil edebilecek bir davranıştır.

Mitinglerde kadın erkeklerin ayrı ayrı olmalarına dikkat etmesi de çok güzel bir uygulama ve Allah rızası için Ahmed-i Batehi’nin Mevlid-i Şerifte dile getirdiği gibi cergebeze meydan vermedikleri için o süre içinde hep ibadette sayılırlar.

İslami toplumda kadın erkek karmaşasına dikkat etmek lazım, birileri kalbimiz temiz falan/filan dese de kadın erkek karışıklığı bir çok sorunun da başlangıcı oluyor. Unutmayalım Hz.Peygamber  bayanlarla bey’at ettiği zaman bile namahrem bayanların elini tutmamış, aynı suya elini batırarak bey’atı anlamlı hale getirmiştir.

Hayata bu üç özelliği kazandırmada öncülük ettikleri için Hüda-Par camiasına teşekkür eder, başarılarının devamını  diliyorum. Umut ediyorum zamanla halkımız tarafından daha iyi tanınacak ve yerel yönetimlerdeki uygulamalarıyla da iyi örnek uygulamaları ortaya koyacaktır.

Selam ve sevgilerimle