• 17.01.2014 00:00

 Doğrusu bu yazıyı yazarken öyle bir sıkıntı yaşıyorum ki neredeyse beynime kan fışkıracak.

Kan davaları,

Çocuk gelinler,

Kadın cinayetleri,

Yolsuzluk/arsızlıklar,

Yer altı mafyası,

Zulümler,

Terör vs.

Aklına ne geliyorsa her türlü sucun kaynağı devletin ihmalidir, devletin ideolojik eğirim müfredatıdır, medeni kanun adı altında getirilen ithal kanunlar , modernleşme adına kadınlara aşılanan sözün ona özgürlük fikri, İmam Hatip mezunu olarak yetiştirilen yetersiz din adamları, şahin grubunun oluşturduğu askeri bir kanadın TSK’ya çöreklenerek silahlı kuvvetler üzerinde halka yaptığı zulüm, Hükümete ve Meclise verdirdikleri balans ayarları… yahu hangi birini anlatayım.

Bu ülkenin yaşadığı sıkıntılarda imzası olan her kim varsa, yüz kere idam edilip canlanırsa yine benim acımı hafifletemez. Bununla birlikte diyoruz ki, defolu insanlarla uğraşmaya değmez,  bu milletin yoluna devam etmesi lazım derken, ayağımız arasına bir takoz daha atıldı.

Bu süreçten mutlu, kanaatkar, kendine güvenen, vatandaş olarak varlığı hissedilen bir vatandaş kalitesi görmek istiyorsak top yekun eğitime yönelmeliyiz.

Anadolu bir kampus, her il bir üniversite  Hayat Boyu Eğitim çerçevesinde akademik bilgilendirme, Askerlikte bilgilendirme, İlk, Orta ve lise eğitimimizi insan yetiştirmeye elverişli hale getirerek, yarım asırlık açığımızı kapatmaya çalışmamız lazım.

Bu örneği hep veriyorum mecburi eğitim çerçevesinde 12 yıl boyunca Türkiye’de yaşayan dinler ve İslam’ın temel nitelikleri, Ülkemizde yaşayan diller ve Türkçe’nin ortak dil olarak iyi kullanılması, Türkiye’de yaşayan kültürlerin ihyası ve tarihimizle yüzleşmek için öğretilecek gerçek tarih.

Peki daha düne kadar bunu yapabildik mi? Cevabımız hayır!.. olacağına göre böyle bir ihmal neden yaşandı? Bunu sebebi vatandaştır diyebilir misiniz?

Doğrusu ben şikayetten hoşlanan bir insan değilim ama bazı hakikatleri dile getirmek için de bazı aksaklıkları zikretmek durumunda kaldım.

Başbakanımız “Dindar gençlik yetiştirmek lazım” derken aslında insan yetiştirmek lazım diyor, yahu dini diyaneti belli olmayan bir kimseden, kimin ne hakla nitelik beklentisi oluyor anlayamıyorum hele bu kimse Müslüman evladıysa….

İrtica, gericilik, bölücülük teraneleriyle bu millete korku dolu bir hayat yaşatıldı, yetmiyormuş gibi bir de vatandaşı suçluyoruz halbuki asıl suçlu otoritedir, haklı değerlerinden uzaklaştıran güçtür.

Demokrasi ve laiklik hileleriyle başıboş bir nesil oluşturuldu, haklımızın bir kesimi bilinçli olarak cahil bırakıldı, bu gün de işlenen suçların önünü almıyoruz.

Dua edelim ki, anamızdan, atamızdan edep ve marifet, merhamet ve şefkat, şeref ve haysiyet kavramlarını duyduk gayri resmi de olsa ilim yuvalarından yararlanarak Yüce Allah’ı tanıdık,

Dolayısıyla,

Kanaat, cesaret, onur, alın teri/el emeği kazanç ve ibadet kavramlarını duyduk, içselleştik. Yaşım 50’yi aştı ne kimsenin oyununa geldim ne de kamuya bir sıkıntı verdim hep kendimizden ödün vererek hayata pozitif bir katkım oldu bu yazılarımı da bunun bir kanıtıdır.

Pakistanlı alim olan Mevdudi’nin bir ifadesi aklıma geldi “Bir toplumda huzur ,sükunet,mutluluk varsa aslan payı devletindir, açlık sefalet zulüm varsa yine aslan payı devletindir”  öyleyse devletimize çeki düzen vermeliyiz.

Kanunlarını toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek hale getirmeliyiz, eğitim öğretimimizi yukarıda zikir ettiğim gibi halkın değerleriyle barışık hale getirmeliyiz, hayatın merkezine insanı bırakarak tüm çalışmaları ona göre yapmalıyız. Bakın bakayım hayatın rengi nasıl değişir, vatandaşın yüzü güler…

Benden söylemesi, gerisi size kalmış