• 1.02.2014 00:00

 500’ü aşkın sahabeye, 9 peygambere ev sahipliği yapmış, bir zamanların İstanbul ile ticaret merkezi olarak yarışan bu şehri kadim Diyarbekir, yakın tarihe kadar karpuzla tanıtılmaya çalışıldı, maya tutmayınca  bu sefer de küçük düşürme çabaları başladı.

Nasıl mı?

Yok efendim,

Her hafta esrar yakalandı diye,

Kapkaç ve hırsızlığın yaygın olduğu ileri sürerek,

Kaçak elektriği gündeme getirerek,

Bağlardaki olayları ekrana taşıyarak,

Bu şehri kötü göstermeye kimsenin hakkı yoktıur.

Bu şehrin 20 yılda nufusu 5 katına çıkmış, iş imkanı ve istihdam açısından çok az gelişmenin olduğu, nufusunun %50’inin nereden geldiği belli olmayan bir metropol kent, masonların,  misyonerlerin, ajanların cirit attığı bir şehir.

Bu şehir alaka bekliyor olağan üstü ilgi bekliyor. Tıpkı acil hasta yoğun bakıma alınıp sahiplenildiği gibi en tecrübeli yöneticilerle,  olağan üstü iyileştirmelerle,  tıpkı bir afet bölgesi imkan ve katkılarıyla sahiplenmeyi bekliyor.

Biz bu şehre ne verdik ki ne istiyoruz, iyi bir iş mi verildi? İyi bir eğitim mi verildi, güven ve huzur mu verildi? Maalesef, maalesef!..

O zaman bu şehrin varsa bir eksiği kusuru başka başka kimselerde ya da kurumlarda aramak lazım. Neticede şehrin sakinleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıdır,  unutmayalaım.

Üstelik son üç dönendir belediye de halkın değerleriyle çelişen  bir zihniyete teslim ediliyor,  belki niteliği az daha bozulur diye,  bir fırsat kolladılar ama olmadı, mayası sağlam olan bu millet özünü kayıp etmedi, çarşı pazarda gezip tozan üstü başı karışık/kırışık insanların %90’nı diyarbakırlı bile değil bilesiniz. Ayrıca Diyarbakırda en az 200 bin erkek Allah’a secde ediyor, hiç bir camisi yok ki Cuma günleri %100 dışarı taşırmasın , tabi bir o kadar da Mevlasını tanayan bayan olduğunu söylesem şaşmayın.

Bu şehir böyle bir şehir, hakkı da haykırır, Hakka secde de eder, haklı haksız meselesinde devlete karşı tepki oyları olsun diye BDP’ye verdiği oylardan kimse kendine bir pay çıkarmasın, o oylar haksızlık karşısında durmak içindi. Bir derece işe de yaradı ama artık farklı bir şekilde kendini göstereceği kanaatindeyim.  

Ya bu şehri eleştirenlerin hali nicedir acaba? Hele ülkenin sathı mahalline bakalım: Kumar oyunları, Sarhoş verici içeceklerin üretim ve satışı, insanı boynuzlu yapmaya alıştıran pembe diziler, aşk adı altında edep dışı beraberlikler hangi birinini anlatayım,  memleketi yaşanmaz hale getirmişler, vatandaşı da öyle duyarsız hale getirdiler ki ancak kendilerinin gösterdiği istikameti görür hale gelmiş. Bunca sıkıntı varken illede Diyarbakır’ı kaçakçılar kenti olarak göstermek haktan reva mı?

Varsa bir terslik gelin hep beraber düzeltelim. Yarım asırdır Kemalist devletin, kimi komünist kanadın cefası altında yaşadık,  ama eyvallah etmedik. Edep ve imanımızı koruduk ki halk mayasında saklı olan imana dönüyüyor, İslam’a dönüyor, aslıyla selamlaşıyor, tövbe istiğfarla hem hal oluyor. Diyarbakır budur arkadaş.

Kimse bize farklı bir kaftan giydirmeye kalkışmasın, benden söylemesi.