• 13.02.2014 00:00

 Barış sürecinin bu düzeye gelmesinde başta hükümet olmak üzere,  devlet erkanının,  Kürt siyasi aktörleri ve Abdullah Öcalan’la işbirliğinin tabi ki etkisi vardır, her kimin katkısı olmuşsa Anadolu insanı olarak kendilerine minnet borçlu olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu sıkıntılı geçmişin daha fazla devam etmeye halkın tahammülü kalmamıştı. Bu silahsızlanma süreci bile halkımıza mutlu bir yıl geçirdi. Devamını da bekliyor/bekliyoruz.

Bununla birlikte Sayın Beşir Atalay gibi neredeyse mesaisinin yarısını bu çözüm sürecine veren bir Bakan bile Kürtleri ve Kürt sorunu tam kavramamış ki, "Beğenseniz de beğenmeseniz de Kürtlerin lideri Öcalan’dır” ifadesini kullanıyor. Bu, tek kelimeyle bilinçsiz bir ifade ya da bir gaftan ibarettir, çünkü işin aslı böyle değildir.Abdullah Öcalan PKK ve sempatizanlarının lideridir. Dolayısıyla Sayın Beşir Atalay'ın bu vurgusu yanlıştır.

İlginçtir Beşir Bey defalarca bölgeye gelip gitti, ancak her seferinde  akredite olmuş muhafazakar Sivil Toplum Örgütleriyle konuştu ve onlardan aldıkları eksik aksak bilgi bu kadar işe yaradı. Halbuki Ben bir şehir yazarı olarak, “Barışın Mimarı Hoş Geldiniz” başlıklı bir yazıyı elden kendisine vermiştim,  o gerçekten bağımsız bir yazıydı ve hakikati ortaya koyuyordu. Benim gözlemlerim görüşlerim milyonları bağlar, çünkü ben hem mollayım, hem eğitimciyim, hem de tarafsız bir yazar ve Sivil Toplumcuyum, siyasete ve siyasetçiye de minnetim yoktur. Devlet benin gibi toplumda denge unsuru durumunda olan kimselerden kaçıyor galiba, Sayın Beşir Atalay benim tarzımda düşünen kimselerle görüşmedi. Uludere’ye gittiğinde nasıl ki musibet zedelerin bir kesimiyle görüştüyse galiba Kürtlerle görüşmelerinde de aynı yöntemi uyguluyor ve bir kesimden bihaberdir.

Abdullah Öcalan,  PKK’nın desteği ve Devletin itici katkılarıyla, BDP’nin aldığı oylar ortada,  Meclise gönderdiği vekil sayısı 36 iken Kürtlerin AK partiye verdiği oylarla Meclise gelen 72 vekile ne demeli. Onlar da Abdullah Öcalan’ı lider kabul ediyor mu acaba? Yoksa onlar ve seçmenlerini adamdan saymıyor musunuz?  İlk okul çocuğu da biliyor ki 72, 36’nı iki katıdır,  Beşir Atalay buna ne diyecek acaba? Unutmayalım Kürt sorununu çözecekseniz tüm bileşenlerini hesaba katmak durumundasınız. Özellikle Başbakanımızda bu konuda Beşir Atalay’ın uyarılmasını bekliyorum.  

Bu barış süreci neye mal olursa olsun devam ettirilmeli, Abdullah Öcalan’ın ceza evinden çıkmasından tutun, PKK’nin ovaya inerek siyaset yapmasına kadar neye mal olsa olsun, ancak Kürt sorunu Hükümet-İmralı arasında çözüme kavuşursa  “eksik” kalır bunu herkesin bilmesi lazım.

Eğer bu sürecin başarıyla sonuçlanması gerçekten isteniyorsa  önce Kürt vekilleri mecliste barıştırın, üç mütedeyyin Kürtçe bilen Kürt vekil AK partiden, üçü de Kürtçe bilen BDP’den, altı vekil bir Meclis Başkan vekili başkanlığında toplanarak 15 günlük bir çalışmayla ortaya koyacağı maksimum 8-10 maddelik taleple Meclise bir ortak metin versinler ve sorun daha barışçıl bir tarzda çözülsün. Bu komisyona MHP ve CHP’den de birer gözlemci verebilir. Bundan daha makul bir teklif ne olabilir? Bilen varsa söylesin.

Böylelikle tüm Kürtlerin hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak ortaya konulan bu talepler yasal dayanağa kavuşturularak çözüm süreci başarıyla neticelendirilebilir. Başka türlü sorunun üstünü örtbas etmekten öte gitmez.

Böyle tek taraflı gidilirse Türkiye Kürdistan’ında yeni yeni bir huzursuzluk, bir cergebez başlayacak, yok eğer birileri dese ki, “Hah işte istediğimiz de budur”  buyurun Abdullah Öcalan’la masaya oturun, ama unutmayın Kürtlerin kahir ekseriyeti böyle bir barıştan hoşnut olmayacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti de rahat edemez bunu bilesiniz. Ayrıca Mütedeyyin Kürtler olarak hakkımızı AK parti Hükümetine de helal etmeyeceğiz , bu derece şımarık davranmaya birilerinin hakkı yoktur. Açık söylüyorum Kürt sorununu tek taraflı çözmek Kürtleri birbirine düşürmektir, Anadolu insanı hem bunu bilsin hem de ait olduğu partilerini uyarsınlar, benden söylemesi.

 

Daha  mutlu günlere.