• 14.04.2014 00:00

 Öyle yada böyle, iyi yada kötü bu devlet yönetimiyle idare edildik, iyi mi oldu kötü mü? Derseniz, azıcık kırgınlıkla birlikte iyi ki varız, iyi ki çalışıyoruz, konuşuyoruz, akıl üretiyoruz derim. Peki daha iyi olamaz mıydı? İşte bu soruya tam bir cevap verilebilir, verilmeli ki eksik aksağımızı anlayalım, Anadolu’dan gelen selamın kıymetini bilelim.

Meclis ilk kurulduğunda kurtuluş savaşı sonrası beklenene hizmet eden, halkın renklerini barındıran, tam bir Anadolu’nun sesine tercümanlık edebilen bir yapıdaydı. Ne var ki birileri buna tahammül etmedi 1924 anayasasıyla halkın duygularından bağımsız bir devlet aklı ortaya koyuldu ve o gün bu gündür bu yanlış mantıkla devlet idare ediliyor. Şeyh Sait kıyamı da ondan kaynaklandı, 28 Kürt başkaldırısı da. 1924 anayasası öyle ayrılıkçıydı ki millete bir türlü huzur getirmedi. En son memleketin dengesini bozan, dış mihraklar destekli son Kürt hareketi de bu yasanın eseri ve bu zihniyetin ürünü değil mi?

Yıllarca meclise ağa paşa gönderildi, sözüm ona şeyh gönderildi, bu halkın sesi soluğu meclise yansımadı ve millet derdiyle, kederiyle başbaşa kaldı dolayısıyla meclis bu millete bir türlü güven veremedi, bir umut olamadı. Bu gün dahi bu yanlış kazanımlarını bırakmıyor/bırakamıyor.

Nasıl mı? İzah edeyim;

       Seçimden seçime Meclise vekil gönderiyoruz, ama vekillerimizin seçilme tarzı tam demokratik olmadığı için genellikle parti genel başkanlarının sesine destek olmaktan başka bir varlıkları hissedilmiyor,  ayrıca etrafındaki menfaat şebekeleri işlerini yapmalarını engelledikleri gibi vekillere bir katkıları da olmuyor.

Derken, ülkemizde kutuplaşmayı önlemek ve bir hoşgörü ve özgür platform oluşturmak üzere sağın ve solun sembolik isimlerinden olan Abdurrahman Dilipak ile Şanar Yurdataban önce TBMM-OÇG oluşturdu sonra çalışma niteliği itibariyle Türkiye küçük Millet Meclisleri(TkMM)  adıyla çalışmalarını sürdürdü. 2008 yılında 5 ille başlayan bu oluşumlar şu anda 41 ille irtibatlı ve 22 ilde (Ankara, Adana, Adıyaman, Batman, Bodrum, Bursa,  Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Hatay, Kayseri, Konya, Kocaelli ,Malatya, Mersin, Sakarya, Şanlıurfa, İzmir, İstanbul, Iğdır, Muş, Van)faal bir şekilde çalışmalarını yapıyorlar. Bu illerden 20’si büyük şehir olduğunu düşünüldüğünde neredeyse ülkenin %50’sine denk düşüyor. “Vekil-Müvekkil buluşması” etkinliği gereği her ayın ilk haftası Bu illerde ortalama 350-400 Sivil Toplum Örgürleri temsilcilerinin o ayki ulusal gündemle ilgili düşüncesini, bakış açısını, yaklaşımını Anadoludan alıp, İstanbul TkMM mutfağında süzüp Türkiye Ortak Paydası olarak TBMM’ye arz ediyor.Ne kadar müthiş bir çalışma değil mi? Yani anlayacağınız meclise ciddi bir danışmanlık yapıyor. Bu kadar kayda değer bir çalışmanın Meclis ayağını yürüten Oya Özden arkadaşımızın Mecliste rahat edeceği bir odası, bir masası dahi yoktur. Üstelik 23 Nisan’da Meclise gittiğimizde de Meclis başkanı bizi heyecanla beklenmesi gerekirken, nerdeyse rica minnet bizi kabul ediyor. Halbuki meclisin bu çalışmayı sahiplenmesi, destek vermesi gerekir. Kim kime parasız pulsuz bu hizmeti verebiliyor? İşte memleket aşkı budur.

21-22 Nisan Ankara’da seminer çalışmamız olacak, 23 Nisan günü ise TBMM’yi ziyaret edeceğiz. Şimdiden Meclis Başkanımıza sesleniyor, bize zaman ayırmasını istiyoruz. STÖ’lere saygı duyalım, Kamu-STK işbirliğini geliştirelim, devlet kurumlarının artık STK’ları tanımalarını bekliyoruz, başka türlü demokrasimizi geliştiremeyiz. Her vekilimizin iki danışmanı var ve aylık en az 10 bin TL’ye mal oluyorken 22 ilimizde neden birer meclis danışmanları olmasın. Bu vesileyle meclis taşra işbirliği sağlanacak ve meclis yasama ve denetim görevini daha da kaliteli bir tarzda yapacağı kanaatindeyim.

23 Nisanda buluşmak üzere, Sevgili Meclis Başkanım TkMM’leri TBMM’inin bayramını kutlamaya geliyor, haberiniz olsun. 23 Nisan günü programınızda TkMM girişimcilerine yer vermeyi unutmamanız dileğiyle.

Eyüphan Kaya                                                                           

DkMM Koordinatörü